Sayfalar

16 Kasım 2013 Cumartesi

Open The Doors! I'm Coming With My Dreams :) [Mim]

Efendim bundan yıllaar yıllar önce deeptone arkadaşımız beni mimlemişti :) Ona çok teşekkür ediyorum ve direkt mime geçiyorum.

Geçemedim. Aklıma bi şey geldi çünkü :) Aslında başlığı ''Açın kapıyı! Hayallerimle Geliyorum'' yapacaktım ama İngilizcesi daha güzel olur gibi geldi Bu arada mimimizin ismi ''Hayallerinle Gel''


Geldim efendim hayallerimle :)

  • Öncelikle en büyük hayalim ne bilin bakalım? Çok zorlanmadınız sanırım:) Koreaaa
Koreyi görmeyi, bir kaç ay yaşamayı çok istiyorum. Beğenirsem de kalmayı tabi :) Ama yalnız gitmek istemem. En çok ablamla eğleniyorum ben. Ya ablam ya da bir arkadaşımla gitmeyi isterim. Hatta arkadaşımla 11. sınıfta anlaşmıştık iyi üniversitelerden birine girersek gideceğiz diye :) O gitti de işte ben gidemedim :/ Kore'ye değil tabi üniversiteye :p
Guzzi'de çok güzel, bilgilendirici ve Neobi'de çok komik Kore yazıları var okumak isterseniz :)
  • Aslında Kore uzun vadede en büyük hayalim ama şu an için en büyük hayalim tabi ki istediğim üniversiteye gitmek. Ama neresi olduğunu söylemeyeyim kazanamazsam rezil olurum kkk
  • Sonraa...
Benim tek görmek istediğim yer Kore değil tabi ki. Burcumun (Yay) da etkisi var sanırım farklı ülkelere, kültürlere, dillere çok meraklıyım. Her yeri ama her yeri görmek istiyorum :D Özellikle Japonya, İspanya, İtalya, İngiltere, Malezya, Endonezya ve çevresi :D Görmek istediğim ülke daha vardı ama keseyim dedim :) Bu arada Japonya ilgim de Onur Ataoğlu'nun yazılarından :) 3.sünü çıkarttığı kitaplarını da çok okumak istiyorum ama ah bu bendeki tembellik :)

Gerçekleşmesi daha kolay hayallerime geçelim şimdi :)
  • Fotoğrafçılık kursuna gitmek istiyorum ve çok güzel fotoğraflar çekmek istiyorum. Bu alandan gerçekten iyi olmak istiyorum :)
  • Resmimi de geliştirmek istiyorum. Aslında sadece portrede iyiyim ama o bana yeter. Öyle her gördüğümü çizeyim demiyorum ama şöyle sevdiğim insanların resimlerini çok güzel bir şekilde çizmek isterim. Bunun için de daha çok daha çok alıştırma yapmalıyım.
  • İngilizcemi geliştirmek istiyorum. Aslında ben konuşabiliyorum gramerim de fena değil ama başkası konuşunca tam olarak anlayamıyorum. Dizileri alt yazısız izlesem yeter çok şey mi istiyorum? :)
  • İngilizce tek bilmek istediğim dil değil tabi ki:) Başka başka diller de öğrenmek istiyorum aslında hangi dil olduğu önemli değil dil olsun yeter :) Ama yine de Arapça, Fransızca, Almanca, Korece ya işte yukarıda gitmek istediğim ülkelerden bir kaçının da dilini öğrensem fena mı olur :)
Benim bu yazdıklarım hayal değil de yapmak istediklerim gibi oldu demi? Ama sonuçta ikisi de aynı kapıya çıkıyor :) 
Bunlar olsun istiyorum tabi ama kendi hayatımla ilgili çok hayal kurmam ben. Mesela gece yatarken falan geleceğimle ilgili hayallere dalmam. Sizde de öyle mi bilmiyorum ama ben hep başka hayatlar çizerim kafamda. Senaryolar, hikayeler yazarım :) Kendi hayatımla ilgili olmayan hikayeler tabi. Ama bunu kağıda dökmedim hiç bi kere denemiştim çok garip oluyor :) Kafamda yarattığım hayat somutlaşmaya en azından kağıt üzerinde somutlaşmaya başlayınca bir garip hissettim ve devam etmedim. Ama okuldayken arkadaşım hastaydı ve hoca herkese mektup yazın demişti. O da benden rica etti ben de süre kısıtlı olduğu için kafamda önceden kurmuş olduğum küçük bi olayı mektuplaştırmıştım. Güzel de olmuştu aslında hoca her sanatsal faaliyetlerde kıza şiir falan yazdırıyordu ama arkadaşım bir şekilde yazmıyordu tabi :))
Normal insan kendiyle ilgili hayal kurar peki siz de benim gibi kafanızda başka hayatlar oluşturuyor musunuz? Yoksa ben bu konuda da garip mi davranıyorum :))

Ben de BaşakPaul ve Bloo'yu mimliyorum :) Hayallerinizle gelin bakalım :))

Bi dakika! Bunu yazmazsam olmazdı. Çok sevdiğim şarkıcılarla tanışmak istiyorum. Kore'den olur Amerika'dan olur :)
Vee o dünya yıldızlarının konserlerini de gitmek istiyorum elbet :)
Sonra El Clasico izlemezsem olmaz :) Ama Barcelona kazansın.
Beşiktaş üst üste üst üste şampiyon olsun :)
Hatta Beşiktaş Avrupalara gitsin, kupalarla dönsün :) Bunu çok ama çok istiyorum. Lütfen bi kerecik de olsa Beşiktaş'ın Şampiyonlar Şampiyonu olduğunu göreyim :)

Ben burayı iyice dilek ağacına çevirdim giriş-sonuç-gelişme gibi bir yazı oldu ama neyse :))


14 Kasım 2013 Perşembe

Türküye Doydum!

Evet, bugün babamın sadece bir şarkı merakıyla başlayan türkü bulma olayı sayesinde bir yıllık kotayı doldurdum :) Çünkü babam masanın başına oturttu beni hepsini ararttırdı tek tek. Yahu ben sınav öğrencisiyim başka işim yok mu da bana Google muamelesi yapıyorsunuz ? Tabi bu yakınmalarım içimde kaldı sitem olamadı çünkü ''Sanki çalışıyorsun'' adlı kinci bakışlarla baş başa kalmak istemedim :) Tüm akşamım babamın kendinin deyimiyle en son askere gitmeden önce dinlediği şarkıları arayıp, bulup, babama dinletmekle geçti. Zaten o tarz müzikleri sevmiyorum Çin işkencesi gibiydi :) Ama babama sevdiği eski şarkıları bulduğum için de ses etmedim. Şimdi not aldığım şarkıların isimlerini buraya da yazayım biliyorum benim yaşımdakiler ve en az 20 yaş daha büyükler bilmez-sevmez ama belki tanıyan, seven çıkar. Belki :)

Ali Kızıltuğ_Gel Hele
Neşet Ertaş_Zahidem
Edip Akbayram_Bu Mezarda Bir Garip Var
İzzet Altınmeşe_Yazımı Kışa Çevirdin
Yüksel Özkasap_Nem Kaldı, Sevemedim Kara Gözlüm
Kenan Temiz_Unutursun Diye
Fatoş İncegüzel_Dert Şarabı
Hakkı Bulut_Ben Köylüyüm
Mürüvvet Kekilli_Postacı, Bir Yiğit
Canan Sabah_Unutursun Diye
Nurcan Opel_Bahçeyi Dolaş da Gel, Gel Gidelim Dosta Gönül
Gülcan Opel_Dost Eline Giden Kervan
Mahsuni Şerif_Dumanlı Dumanlı Oy Bizim Eller

Ya da nelerle muhattap olduğumu anlarsınız :)

Uzun süredir yazı yazmıyorum böyle günlük olaylar da olmasa hiç yazacağım da yok :) Ayrıca çook beklettiğim mim için deeptone'dan özür diliyorum ama şu sıralar çok girmiyorum İnternet'e anlayış lütfen :))

O zaman şimdilik hoşçakalın :)




29 Ekim 2013 Salı

Kahve. Kahve?

Şimdi az önce yaşadığım ve hemen buraya yazmak istediğim olayı okuyacaksınız. Yazının konusu; Allah benim müstehakımı verdi!
Halamgil bize geldi. O sırada da annemgil bir nişana gitmek üzereydi. Şimdi soracaksınız ''Sen neden gitmiyorsun?'' söyleyeyim; babaanneme bakıyorum :) Neyse halamgil dedi ki biz yabancı mıyız gidin siz, hem Hatice evde. Neyse annemgil gitti ama günün favori cümlesi ''Bir çay demle'' idi. Hem annemgil hem babaannem sayesinde 4-5 kere duydum bunu halamgil de her defasında reddetti çünkü içip gelmişler. Neyse babaanem zaten unutkan yine söyledi aynı cümleyi. Halam da artık dayanamadı hadi demle de içelim dedi.

Ben: ???!!!?? tabi :)
(içimden- Demlemesem? Hani içmiştiniz?)

Halam: Neyse sen boş ver çayı hadi bize kahve yap.

Ben: ?????!!!!!!!!!!!??????????????!!!??
(içimden- Kahve? Kahve? Kahve neydi ki? Hah kahvee..
Ama nasıl yapılıyor? Ablam geçenlerde anlatmıştı, dinlemiştim de..
İki kaşık suya bir kaşık kahve mi koyuyurduk? Peki ya şeker?
Bi dakika..İki kaşık su?? Ya nasıl yapılıyordu? Kızardım mı acaba? Bilmiyorum desem? Olmaz.. :(
Ablamı arayayım? Olmaz, duyarlar.
İnternet'ten bakayıım :) Ama ya yapamazsam?

Halam: Neyse ya sen kahveyi de boş ver. Sizde tarhana var mı?
Ben: Tarhana? Ha var var. Olmaz mı? Doluu *_*
Halam: İncir var mı?
Ben: Kurutulmuş incir var.
Halam: Tamam hadi onları getir.

Benim annemin köyünde en çok yetiştirilen meyve incirdir. Bizde yazları kendisi kışları da kurutulmuşu sürekli bulunur. Bunu ilk başlarda doğal karşılamıştım, ama sadece ilk başlarda :(

Ben: Yaa nerede bu incir? İki saattir arıyorum, merak etmişlerdir şimdi. Allah'ım rezil oldum incirin yerini bile bilmiyorum :( Ne derler acaba bulamadım desem?

Öyle de oldu... Rezil oldum. Bulamadığımı söyledim zaten çocukları çağırdı ve gittiler. Bir gün bunun başıma geleceğini biliyordum ama ben :)
Ama ilk ''Kahve nasıl yapılıyordu yaa?'' maceramı isteme merasimine düşünüyordum :P Şaka tabi, şu an uydurdum :)

Neyse efendim. Ana fikir ise; bir an önce kahve yapmayı öğrenmeliyiz :) Siz bilmiyorsanız siz de öğrenin yoksa böyle rezil olursunuz :) Ben ucundan döndüm ya neyse :) Bu arada biz sen miyiz ki kahve yapmasını bilmeyelim gibi yorumlarda bulunmayın efenim :)

Neyse ya zaten dediğim gibi tam olarak rezil olmadım, içmekten vazgeçtiler.
Ben de şu an evde kimse yokken (babaannem hariç) televizyonumu açayım O Ses Tükiye'yi izleyeyim. Sıkılırsam İnternet'e girerim yani anlayacağınız bir elim yağda bir elim bağda :) Aslında yiyecek bir şeyler de iyi giderdi ama babaannemi yalnız bırakıp markete gidemem e malum evde de bi şey yapamıyorum yine meyveye kaldık, iyi ki onlar hazır olarak geliyor :))


NOT: Bakın bu sefer mim yazmıyorum :) Arada başka şeyler de yazabiliyorum yani :) Ama bundan sonraki yazım büyük bir ihtimalle mim ya da değil bilemedim şimdi :))

BU ARADA: 111. yazımı kutlayın ^^


25 Ekim 2013 Cuma

Yeniden Mim :) Hakkımdaki 20 Gerçek.


Beni mimleyen Başak'a çok teşekkür ediyorum :)
(Yaptım! Yaptım! İlk defa direkt teşekkürle başladım :D) Bu arada mimler de olmasa yazı yazacağım yok :)

Evet başlıkta anlaşıldığı gibi mimin konusu hakkımdaki 20 gerçek. Çok fazla düşünmeyeceğim ve aklıma gelenleri direkt yazacağım, bakalım ne çıkacak :) Bu arada maddelere geçmeden önce gerçeklerin acı olduğunu belirtmek isterim :))

1. Çok tembelim. Oturabiliyorsam ayakta durmam, uzanabiliyorsam oturmam :) Sürekli uyumak isterim.     Yatağım en sevdiğim eşyam falan :D Hareketli insanlara da ayrı bir kıskançlığım, özentim vardır. 
2. Üniversiteye ilk senemde giremedim. Şu an dershaneye gidiyorum. Herhangi bir okula gitmediğim halde kendime öğrenci demeyi de çok garipsiyorum :D

3. Yaklaşık 5 yıldır Kore hayranıyım ama bir yıllık hayranlardan bile daha az dizi izlediğim kesin :) Çok seviyorum Kore dizilerini izlemeyi ama başladığımda bırakamadığım için çok fazla izlemiyorum. K-Pop dinlemeyi de seviyorum ama sorsanız iki grup ismi söyleyemem :)
Özetle fazlasıyla ilgili ama bir o kadar da bilgisizim :)
4. Umm.. okuduğum kadarıyla yaşıtlarımın aksine TV dizilerini de severek izliyorum :) Hem TV'den hem   bilgisayardan ne olacak benim halim :) Fatih Harbiye, Benim Hala Umudum Var, 3 Adam, 1 Erkek 1           Kadın, O Ses Türkiye, Medcezir, Karagül sevdiklerim ve genel olarak her bölümünü izlediğim TV                 dizi/programları. Arka Sokaklar, Kurtlar Vadisi Pusu, Avrupa Avrupa, Seksenler de sevdiğim ama her         bölümünü izlemediğim diziler. E başka ne kaldı dediğinizi duyar gibiyim ama ben akşamları odama                 çekilemiyorum. Ders çalışmasam bile orada durmak yerine oturma odasında ailecek oturmayı                       seviyorum. Bu yüzden ister istemez izliyorum :) Hatta sadece fragmanlarından takip ettiğim bir dizi vardı kk


5. Boyum kısa, minyon biriyim :) Ama önemli olan zeka :p 

6. Hayatınızda görebileceğiniz en kararsız insanlardan biriyim. Bu arada burcum da Yay :) İstediğim liseye gittim ve orada kalmam iki hafta sürdü sonra Anadolu Lisesine geçtim. (Öğretmen Lisesinden Anadolu Lisesine) Bu arada tek değişiklik bu değil sonra da başka bir Anadolu Lisesine geçtim :) Bi kere daha değiştirecektim ama bana da biraz fazla olur gibi geldi :) Bu arada hepsi keyfi değişiklikti :) Sonra 9. sınıfta İngilizce'm iyiydi herkes Dil Bölümüne gireceğimi sandı ama sağ gösterip sol vurarak (kendime bile) Sayısalı seçtim. Şu an da TM'ciyim :) Ama asla tam bir bölüm seçmiş değilim :) Hala hepsi olabilirim :))
Ya her konuda çok kararsızım. Tamam oldu desem bile aklımda hep soru işaretleri vardır. Neyse çok uzattım bunu :))

7. Pratik/sosyal zekam sıfır! :D Saf-salak bir tip olmama rağmen dışarıdan çok sert gözüküyormuşum. Hiç de öyle değilim ama yakından tanıyanlar ya da yaklaşma cesareti gösterenler diyeyim fark ediyor zaten bunu :D Ama cidden öyle mesela 7. sınıfta samimi olduğum arkadaşımla 6'da da aynı sınıftaydık ama merhaba, merhaba. Kız 7'de itiraf etti aynen çekindiği için yanıma gelemiyormuş :D Ama bunun nedeni zaten kısayım dimdik duruyorum ve hızlı yürüyorum. Bir de surat şeklim, kaşlarım falan biraz sert gösteriyor ben ne yapayım :)

8. Kasım ayında hem de kasımın sonunda doğmuşum ve bu hep yaşıma ilgili karışıklıklar çıkıyor. Mesela 94'lüyüm ya herkes 19 yaşında mısın diyor. Evet 19 ama taa kasımda 19 :) Bu arada doğum günüm de ne kadar yaklaşmış :)

9. Futbolu çok seviyorum, Beşiktaş'a aşığım :) Ayrıca ofsaytı da biliyorum :)


10. Oppam, unnim falan hiç olmadı. Hiç bağlanamadım bir sanatçıya o kadar :)

11. Açıkçası tam bir korkağım :) Fobilerimi sayacak olursam; yükseklik, asansör, kapalı alan, kalabalık, her türlü hayvan özellikle arı (süs köpeğinden bile korkmuşluğum var), ruhani varlıklar... Neyse yeter :)

12. Güzel resim çizer miyim bilmiyorum ama bence güzel portre çiziyorum. Kitaplarımın her yeri kaş-göz :)

13. Farklı dillere, farklı ülkelere çok meraklıyım. Burada burcumun özelliklerini tam olarak gösteriyorum. Her yeri ama her yeri görmek istiyorum :)
Dil öğrenmede de yetenekliyim övünmek gibi olmasın :) :p Hatta 5-6 dilden karma yapıp konuşuyorum arada :P Bizimkiler alıştı ama :) 5-6 dil deyince hepsinde basit kelimeler... Sadece İngilizce'm biraz ileri onda da gramer bilmiyorum :)

14. Geç kalma hastalığım var :) Erken de kalksam, vaktinde de hazırlansam olmuyor! :) İstemsiz olarak genellikle her yere geç kalırım. Sanırım hızlı yürüme alışkanlığım da bu yüzden :) 

15. Bir de popüler filmleri izleyememe hastalığım var :) Saçma ama bir türlü popüler filmleri izleyemiyorum. Zaten sonra da eskiyorlar :)

16. Sıra takıntım var bir de. Aşmaya çalışıyorum ama her şey sırasıyla olmazsa aklım takılıyor. Mesela yazılı konularına çalışmaya bildiğim halde ilk konudan başlardım zaten anca bir konu çalışabilirdim asıl soru çıkacak konulara son ana kadar çalışamazdım önde konu kaldığı için :) Ama o sınav olacağımız ders için zil çalar çalmaz (sadece 5 dk boyunca) asıl konulara bakardım :)) Yine de geçer not alıyordum :))

17. Kitap okumayı severim ama okuyamam :) Zamanım da yok değil yani aslında yok da zaten ders çalışamıyorum bari kitap oku demi. Ama okuyamam işte bir türlü :) Sebebini ben de bilmiyorum :)

18. En sevdiğim mevsim az önce okuduğum ŞU yazıyla birlikte sonbahar :) Artık en çok istediğim şeylerden biri de sonbaharda Japonya'ya gitmek :) Ha bir de Japon Hamamına gitmek. O da ŞU yazıdan dolayı efenim :)

19. Hayvanlardan korkuyorum dedim ama evde hayvan beslemek de çok güzel bir şey. Özellikle onlar gittiğinde anlıyorsunuz bunu :( 
Başlarda korkuyorum ama bir süre sonra alışıyorum. Tavşan beslemiştik bir süre hala özlüyorum Mercan'ı :) Yazısını da yazmıştım sanırım bir dakika arşive gitmem lazım :) İşte BU :)

20. Diğer maddelerde biraz düşünmüştüm ama bunu yazmayı unutmuşum. İtiraf ediyorum kulaklarım kepçe :) Ama fark etmiyorlarmış. Ben söylediğimde ''Hadi ya, bakayım'' gibi şeyler duyuyorum :) 
Son madde bu olmamalıydı, bence de :)
Şimdi mimleme zamanıı :)

Spoty, zaman bulabilirse USKAMine vee Ablamm :))

Kolay Gelsiin :)


20 Ekim 2013 Pazar

Bi' mim varmış ama duyguluymuş, duygusalmış yani..Ağlarmış genelde, neyse bakacağız..


Şu an yazdığım başlığa ben bile inanamıyorum ama bu yazıdan onlarca okuyunca ve hepsinin başlığı hemen hemen aynı olunca bıkkınlık geldi, bu da tepkim :)))))))))) (bu sefer çok oldu)
Neyse, başlığı silmeden yazıyı tamamlamam için biraz hızlı olmam lazım ^.^
Ya herkes kendini mimleyene teşekkür edip yazıya geçiyor, ben niye yapamıyorum bunu? Hiç yapamadım :(
O zamaan bu saçma başlığı atmamı sağlayan Sessiz Gemi ve Suzy'ye teşekkür edelim :D

1.En çok kırıldığın/incindiğin kelime?
''Gerizekalı'' dır herhalde. Bi kere bunu bana kolay kolay kimse diyemez. Arkadaşlarım bile diyemez. Çünkü olduğumun aksine dışarıdan sert görünen biriyim sanmıyorum birinin cesaret edebileceğini :) Ama şimdi doğruya doğru azıcık gerizekalı olduğum alanlar var. Pratik zekam az diyelim ya da :)) İşte şaka niyetine değil de ciddi anlamda söylenirse alınırım, söylemeyin yani :)

2.''Herkesin kullandığı bir kelime olur, ama senin için bir insan olur, o özel insan o kelimeyi kullanınca ''alınırsın'' ne düşünüyorsun?
Yukarıdaki sorudan kopya çekeyim;
Normalde ''gerizekalı'' çok alınılacak bir söz değil artık alışmışız yani:) Ama ablam ciddi anlamda söylediğinde alınmıştım.

3.Seni en çok duygulandıran şarkı?
Çok şarkıda duygulanırım aslında ama ilk aklıma geleni söyleyeyim;
Pink & Nate_Just give me a reason


Aaa şimdi aklıma geldi 'ost'lar :)) Kore dizilerinin müzikleri beni en çok duygulandırıyor tabi ki. Ama bir kere cevap vermiş bulunduk.. Özellikle bir tanesini her dinlediğimde baya baya ağlayasım geliyor hayır sözlerini de anlamıyorum neyin duygusallığı bu? Hatırlayamadım ismini şu an ama Kore dizilerinin 'Ost'ları çok hoş bakabilirsiniz..

4.Daha önce seni bırakan birisi geldi senden ikinci şans istedi sen de verdin ama buna rağmen yine bırakıp gitti...Şimdi pişman! Ne yaparsın, ne hissedersin?
3. şansı istiyor yani? İkinciyi verdiğim için bile pişman edecek beni bi de üçüncüsünü istiyor? Oldu canım! Tabi ki dinlemem, umursamam.
Ama bunlar hiç bir şey yaşanmadan yüzeysel söylenilen sözler. Basitçe bu şekilde olur tabi ki. Ama çok daha karmaşık şeyler de olabilir. Mesela düşünün şimdi; dizilerde sürekli gözümüze sokulan kör kütük aşkları, aşıkları. Kaç defa ayrılıp birleşiyorlar, kaç defa hata yapıyorlar ama biz demiyor muyuz asıl kıza ''Hadi be, affet işte'' gibi şeyler :) Ve genellikle sonu evlilikle biten diziler hani... Onlar kendi hayatlarını izleyemiyorlar ama biz izliyoruz ve hep aşkın kazanmasını istiyoruz. Of çok uzattım ama demem o ki böyle asarım, keserim demekle olmaz bence yaşamadan bilemeyiz. Hayat aynı durumu bize yaşatıp, söylediklerimizin tam aksini yaptırırken bir köşeden bize gülüyor olabilir :p

5.Nefret mi aşk mı?
Tabi ki aşk. Hatta nefret hiç bir zaman hissetmek istemediğim duygulardan birisi. Ama Adını Feriha Koydum'un bir bölümünde Sanem Hanım'ın bir sözü çok hoşuma gitmişti hala da aklımda bir de :)
''Belki de nefret aşkın hayal kırıklığına uğramış halidir''
Cansu söylemişti ''Emir Feriha'dan nefret ediyor'' diye o da bu sözü söylemişti..Orada sevmiştim bir tek o kadını :)

6.Birinin kalbini kırdığında nasıl gönlünü alırsın?
Ah! Şu surum. Ya öyle sürekli kalp kıran biri değilim kırdıysam da fark etmem büyük ihtimalle zaten :) Ama bir kere arkadaşımın kalbini kırmıştım fark ettim de ama özür dileyemedim. Aslında konuyu uzatırsam onun daha fazla üzüleceğini bildiğim için de özür dilememiş olabilirim. Hatırladığım bi tek bu var ama birinin kalbini kırdıysam özür dilerim başka ne yapayım? Zaten şirin bir suratım yok şebeklik de yapamam hemen ciddi olurum sert bir bakış atarım o da korkar affediverir :)) İşte bu kadar :)

Böyle olmak da güzeldir tabi, bilmiyorum ama ben :(

7.Nasıl ağlarsın? Bağırarak mı, içine akıtarak mı?
Valla hiç bağırarak ağlamadım. Ağladıysam da bebekkendir, hatırlamıyorum yani:)
Mümkünse ağlamam ama ağlayacaksam da sessizce, kimse görmeden :)
Yanii, B şıkkı diyorum hocam:)

8.En korktuğun şey?
En korktuğum şey sevdiklerimden birine bir şey olması. Hele benim yüzümdense... Düşünmeye bile cesaret edemem..

9.Ruhun sıkıldığında ne yapmayı seversin? Kendini nasıl sakinleştirirsin/dinlendirirsin?
Normalde kulaklıkla müzik dinlemeyi sevmem ama kulaklıkla müzik dinleyerek sakinleşirim. Uzanırım, olmadı uyurum. Balkona çıkar güneşin altında uzun süre kalırım. Aslında güneşin altında saatlerce kalabilirim. Bir de sinirlenirsem kendi kendime (içimden tabi) konuşarak kendimi sakinleştirmeye çalışırım. Yine balkondan ya da pencereden manzarayı seyrederim. Hatırladığım kadarıyla bu kadar:)

10.Bazen kızılmasından hoşlanırsın, peki en çok ne için kızılmasını seversin?
Tam olarak anlamadım ben:/ Mesela birine gıcıklık yaparız karşıdaki de kızar. Biz de bundan hoşlanırız çünkü zaten bunun için yaptık:) Zaten bunu söylüyor da yaptığımız gıcıklığı mı soruyor? Ya da yok öyle bir şey ben mi saçmalıyorum? :)) Bu soruyu pas geçsem olmaz mı? Teşekkürler:)

11.Şiir/müzik/öykü/deneme?
Zor bir soru çünkü hepsini de seviyorum ama müzik varken diğerlerini seçmek olmaz herhalde :)

12.En son ne için ağladın?
Şu sıralar hep ağlıyorum, göz nezlesi olmuşum da :)) Neyse gerçek ağlamaktan bahsediyorsaak, bi filmde ağladım. Göz yaşı dışarıya dökülmemiş olabilir ama duygulanmıştım:)

13.Birinde hemen etkilendiğin özellik?
Yani bir insanı ilk defa gördüğümde tabi ki giyiminden etkilenirim ama sadece şıkmış derim. Sonra konuşması, hareketleri etkiler. İnsanlara karşı ilk görüşte fikir oluşturmam ya da önyargılı değilim diyelim ama kaba saba konuşan, hareket eden kişilere karşı direkt bir karşıtlık oluşturuyorum:) Ya belki bulunduğum şehir ve oturduğum semt ile ilgilidir. Maraş'ta maalesef çok kaba insan var hele oturduğum semtte kibar insan ara ki bulasın. Çok itici geliyorlar bana artık :/

14.Dayanamadığın şey?
Yukarıdaki soruyla cevap vereyim Kaba hareketlere, küfürlü konuşmalara dayanamıyorum. Ah, bunu yazarken aklıma geldi bir de adaletsizliğe hiç ama hiç dayanamıyorum!

15.En sevdiğin duygu?
Mutluluk! Tüm damarlarında hissedene kadar mutluluk!
Yine yazınca aklıma geldi:) Başarmak, zafer 


Aa sorular bitmiş. (bkz. şaşırmış gibi yapmak) Cidden zor sorulardı :) Mim de aslında eskidi ama adettendir mimlemek istiyorum :))
La Perm Style, mim yapıyor mu bilmiyorum ama Negatif Polyanna bir dee Nabrut

BU ARADA: Kavanozdaki Beyin'den ve Suzy'den de çok özür diliyorum baya süründürdüm mimi ama ne yapayım tembelim :D

The End...


16 Ekim 2013 Çarşamba

Konuk Yazar -Ablam Bayram Yazısı Yazmış- :D



Bayramdı bugün. Et kokuyordu her yer, herkes. Peki bayram neydi? Bayram hatrı sayılır, hatır saydırır bir gündü. Beraber iyi dileklerin sunulduğu, insanların kaynaştığı bir gündü. Yeni insanlar bile tanırız bu günde. Telefon rehberimizdeki çokluğu onlara tek tek mesaj atıp ararken anlarız oysa cebimizde taşırdık hep. Rastgele bakmaz insan. Bayramdan bayrama. Babanın teyze kızının kocasını, ailesini tanırsın bu günde; akrabaya giren bir yabancının ailesini, komşusunu tanırsın. Neden hep bayram tadında yaşayamayız ki? Dün mahallede koşuşturduğu için kızdığın çocuklar değil mi harçlık verdiklerin? Hani küskündün dün, bayramda elini öptüğün büyüklerinle? Mahallende istemediğin komşuna mı o kurban eti? Bayram buydu işte! Keşke her günü bayram gibi neşeli, mutlu yaşayabilsek. Paylaşmayı bir günde değil hep yapabilsek. Ne güzel olur. Elimizde değişik kolonya kokuları her gittiğimiz yerde ağzımız tatlansa, gelecek olanlar için ikramlar hazırlasak, eski-yeni anılardan bahsetsek; beraber dolsa gözlerimiz, beraber kahkahalar atsak. Dünyaya, kötülere, savaşa karşı dursak. İnadına beraber, inadına mutlu olsak. Tek başına gücü yetmez insanın, hep birlikte meydan okusak.

Ablam yazma daha devam edeceğim dedi ama ben beklemedim:)
Aslında blogda konuk yazar olayını bilmeden önce ablamın bir yazısını daha yayınlamıştım. bkz. http://lowerkorea.blogspot.com/2013/01/ask-olsun.html




15 Ekim 2013 Salı

BUGÜN BAYRAM ^^

...erken kalkın çocuklar. İşte bayramın en sevmediğim özelliği; erken kalkmak :/ Kalkamıyorum işte bayram da olsa kalkamıyorum. Neyse bu konuşma saçma bir yere gidiyor :)
Birçok 'İyi Bayramlar' yazısı gördüm bugün blogda.. Hepsine cevap veremedim tabi ama tüm Müslüman aleminin ve blogger camiasının bayramı kutlu olsuun ^^ (biraz geç mi oldu ne)
Umarım Müslüman kardeşlerimizin yüzü sadece bayramlarda değil her gün güler.. Her günü bayram gibi yaşamak dileğiyle..


Haha sizi gidi uyanıklar ^^




2 Ekim 2013 Çarşamba

Geri Dönüş Mimi

...diyor ve kendime koca bir dil '':P'' çıkarıyorum :) Yazı yazmayalı dokuz gün olmuş ama ben uzun süredir yazmıyor gibi hissettim. Aslında mimlenmemiş olsam yazmazdım daha.. O yüzden sizi benden mahrum bırakmayan Makyajlı Birileri'ne çok teşekkür edelim :D Ama iki tane edelim çünkü çok sempatik iki kişiden bahsediyoruz :)

Mimin konusu; Kozmetik, Güzellik, Bakım ve Formda kalma

Evet, yazı bitmiştir başka bir yazıda görüşürüz.

Neyse korkunun ecele faydası yok mimlendik bi kere :) Bu arada bu mimden onlarca okuduğum da bi köşede dursun eğer yanlışlıkla okuduğum başka bir yazıdan cevap verirsem diye. Ama kesinlikle bilerek yapmam :))))

1.Blogunuzun adı ve linki?
Ne Olsun...:)

2.Ne kadar süredir blog yazıyorsunuz?
Geçenlerde birinci yıl yazısı yazmıştınız hatırlarsanız :) Hatırlamadınız mı? OK. Tam tarih vereyim o zaman. 3 Eylül 2012'de yazmışım ilk yazımı yanii tam olarak 1 yıl 29 gündür yazıyorum :) Öhöm. Duygulandım :p

3.Kilo Problemi Yaşadığınız Zamanlar Oldu mu?
Burayı geçsek, olmaz mı? 
Neyse, şimdi benim bi küçüklük resmim var şimdiki halimden bile daha tombul :) Hatta kendi kendimi sıkasım geliyo :) Hatta annem beni ve kuzenimi doktora götürmüş. Onu çok zayıf olduğu için benim de çok kilolu olduğum için hem de :) Allah'ım ne kadar rencide edici değil mi? Ama küçükmüşüm, sorun yok :) Ya ben bu hikayeyi bi daha mı anlat mıştım? Dejavu oldum..
Gelelim günümüze. Efendim ben (fazlasıyla) minyon tipli bir kızım. Bu yüzden sizde normal duran kilolar beni şişko yapar :) Yani size göre normal ama bana göre fazla olan bir kilodayım ama o da geçen sene sınava (sözde) hazırlanmamdan kaynaklanıyordu ki sizde de öyle midir bilmiyorum ama 12. sınıf olunca okulun ortalama kilo oranı fırlıyor kkk İşte ben de diğerlerinden eksik kalmadım ve payıma düşen kiloları aldım :)) Aslında bu sene de sınava hazırlanıyorum ama aynı hataları tekrarlamamakta kararlıyım ve bir yıllık tecrübelerimin bana verdiği yetkiye dayanarak size de naçizane tavsiyede bulunayım hareketsiz kalmayın ;) Çünkü o alınan kilolar kolay kolay verilmiyor..
Son olarak soruya net bi cevap vereyim. Kilo problemi yaşamadığın zaman oldu mu diye sorsana sen bi.

4.Formda kalmak için nasıl bir yöntem uyguluyorsunuz?
Öyle bir yöntem uyguluyor olsam incecik biri olurdum demi? Ama size bir diziden cevap vereyim (Dream High) oradaki şişko kız kısa sürede zayıflamıştı ve bunu bayılana kadar ip atlayarak yapmıştı. Hocasının dediğine göre kilo vermenin en kolay yoluymuş ben de deneyeceğim :)

5.Hayatınızın bir döneminde hiç zayıflama hapı v.b destek ürünleri kullandınız mı?
Kullanmadım, kullanmam..

6. Güzelliğinizle ilgili düzenli uyguladığınız bakım kürleri var mı?
Düzenli uyguladığım bir şey yok aslında benim düzenli yaptığım bir şey yok :) Uykusu geldiğinde kremini bile sürmeden hatta dişini bile fırçalamadan (bkz. iğrenç itiraflar) yatan biriyim. Düzenli olarak nefes alıp versem yeter :))

7.Vazgeçemeyeceğiniz kozmetik ürünleri?
Vazgeçemeyeceğim bir ürün yok. Hatta yataktan kalktığım gibi bile çıkabilirim çünkü ben geç kalma hastalığı olan bir insanım:) Ama geç kalmıyorsam göz kalemi ve dudak kremi diyebilirim.

Ben kimleri mimliyorum?
GuzziTawannannaSessiz Gemi


23 Eylül 2013 Pazartesi

Anket Bitmiiş :)


Valla kaç gün verdiğimi bile hatırlamıyordum ama sabah 2 saat var diyordu ben de dedim artık bitmiştir :) Sonuçları açıklayayım o zaman;
Ben ifade, gülücük falan kullanmamdan rahatsız mısınız dedim
20 kişi oy kullanmış
9 kişi ''Hayır, sorun yok!'' demiş
8 kişi ''Çok mu kullanıyorsun? Hiç fark etmedim :/''  demiş
4 kişi ''Benim için fark etmez.'' demiş
Ve ''Evet. Kullanma!'' diyen hiç kimse yok :))
Sonuca sevindim çünkü kimse rahatsız değilmiş :) Ama bu oylar için çok pişman olabilirsiniz çünkü bir şeyin suyunu çıkarabilitesi yüksek bir insanım ^^ Hatta hiç fark etmedim diyenleri üzeceğim :)) Hehe şaka tabi.
Bu arada oy kullananlara teşekkür etmem gerekiyor sanırım nezaket için? :) Çok odunum ya neyse teşekkürler efendim :)

18 Eylül 2013 Çarşamba

Bi' Arkadaşa Bakıp Çıkacaktım

Evet birine bakıp çıkacağım:) Ya da ateş almaya geldim :)
Ya da.. Azıcık yazayım neler oluyor neler bitiyor dedim ^^ (Amma da uzattım)

Dershanem açıldı. Dersler başladı ama haftada 4 gün 3'er saat. Alıştırmak için yapıyorlarmış 1 Ekim'e kadar. Sanki ilkokul çocuğuyuz hayatımız dershanelerde geçti bizim :) Neyse benim işime gelir hıh.

Sonra Beşiktaş 4'te 4 yaptı :))))) Çok mutluyum ama Galatasaray için gerçekten üzüldüm. Ama hala hiç bir şey bitmedi inşallah çıkacağız gruptan.

Sonra dün Maraş'a acayip yağmur yağdı. Oralara da yağdı mı ki? Bugün de hava soğuktu zaten. Dershanede de TMci olduğum için ilk defa ciddi anlamda coğrafya dinledim. Zor ders valla ne yapacağım bilmiyorum :) Zaten en korktuğum derslerden biridir coğrafya. Bende çok eskiden kalan izleri var da :) ''Benim 1 ... Öğretmenim Vardı'' serisinde anlatacağım zaten :) Neyse işte dün yağan yağmurun sebebini anlattı hoca. Ben de size anlatayım :) Şimdi biz orta kuşakta bulunuyoruz ya kutuplardan gelen soğuk havayla ekvatordan gelen sıcak hava çarpışınca sıcak hava yukarı gidiyormuş soğuk hava aşağıda yağmur oluşturuyormuş buna da bi şey yağmuru demişti hoca ama unuttum kkk Neyse bu gereksiz bilgileri niye verdim bilmiyorum geçelim burayı :/

Sonra bugün hava kararmaya doğru dışarı çıkayım da azıcık saçma sapan fotoğraflar çekeyim dedim. K.Maraş'ı birazcık bizim balkondan görmek ister misiniz? :D :P


Bu Maraş değil tabi ki :) Telefonda çok değişik bir fotoğraf gibi duruyordu ama öyle değilmiş. Bildiğin ip :))


Bu da telefonda güzel gözüküyordu ya :)






Işıklar yeni yeni yanmaya başlıyor. Hava en sevdiğimden :)


Sokak lambaları çoktan yanmış..


Annemin kışlık şeysileri de girmiş araya ^^




İyice akşam oluyor..


Ve sonunda hava karardı.. Bunu odamdan çektim ama balkondan değil :)


13 Eylül 2013 Cuma

Anket Yapıyorum :)

Her şeyin bir ilki vardır. İlk defa anket yapıyorum. Bahsi geçen anket yandadır efendim :) Bu arada bir yazıyı yayınladım diğerine başladım. Ne kadar da işsiz güçsüzüm :))

Neyse, konumuz artık benim de dikkatimden kaçmayan sürekli kullandığım ifadeler. Rahatsız mıyım? Tabi ki hayır. Hem olsam niye kullanayım? :) Ama sizin rahatsız olabileceğiniz düşündüm. Hem de bu çok profesyonelce olmuyor gibi ama bir yandan da zaten burada profesyonel bir iş yapmıyorum kendi blogumda yazı yazıyorum kullanacağım tabi diyorum :) Sonuç olarak bir anket başlattım. Görüşlerinizi belirtirseniz sevinirim. Çünkü çoğunluğun kararına uymayı planlıyorum :) Eğer sandıktan olumsuz bir sonuç çıkarsa da el mahkum tutacağım kendimi ve ifade koymayacağım. Neyse işte anket solda ;) Haydi bakalım pamuk eller mausea :)



Yine, Yeni, Yeniden Mim :)

*Resim Alıntıdır.
Haha gören de onlarca mim yazdım sanacak ama üst üste ikinci olduğu için böyle bir başlık uygun gördüm. Olamaz mı? Olabilir.
Neyse gelelim mimin konusuna ''Evde yalnız kalınca ne yaparsınız?'' Beni mimleyen aynı zamanda mimin yaratıcısı Uzun Saçlı Kel Adam'a namı değer Uska'ya çok teşekkürler :)

Ama bu mim beni zorlayacak gibi çünkü yalnız kaldığımı hiç hatırlamıyorum :) Gerçekten ama. Bizim evde hep birileri vardır. Hiç boş kalmaz neredeyse. Zaten bir kaç yıldır babaannem de bizde yaşıyor ve dışarı çıkamıyor mecbur kalmadıkça. Yatalak değil ama yemeğini falan yapamaz yanında birinin kalması lazım yani. O biri de tahmin edebileceğiniz gibi ben oluyorum :) Edemediniz mi yoksa? Neyse önemli değil :)
O yüzden bu yazıyı ''Babaannemle yalnız kalma, ablamla yalnız kalma...'' gibi saçma başlıklar altında yazacağım ^^

Ama yalnız kalmak konusunda iki kelam edeceğim tutmayın beni :p
Aslında hiç yalnız kalmadığım kadar var çünkü hiç sevmem kendisini. Çok arkadaşı olan, sosyal biri değilim. İnsanlarla fazla muhabbet de kurmam. Kendi kendime takılsam bile yanımda birileri olsun :) Ben İnternet'te takılayım ama başkası da olsun. Saçma değil mi? Evet, saçma :/
Buraya kadar yazdıklarım girizgahtı. Asıl kısma geçeyim müsaadenizle :)

Şimdi tipik yalnız kalma hikayesi anlatayım ki bu babaannemle yalnız kalma olur. Evde başka kimse olmadığından babaannemi de etkisiz eleman kabul edersek yalnız kalmış oluyorum. Olmuyor muyum yok? Neyse :)
Sabahleyin annemgil gideceğinden babaanneme ve eve bakmam için erkenden kaldırırlar. Öyle 12'lere kadar uyuma yok yani bende :) Zaten biz genel olarak erken kalkan bir aileyiz en geç ben kalkarım ben de 8'de kalkarım :) Düşünün yani halimizi :) Hele bir ablam var aslında kendisini çok sevsem de bu huyuna gıcık oluyorum ! Kendi uyanır uyanmaz yataktan kalkıverir. Öyle bir insan düşünebiliyor musunuz? Yav hiç mi uyumadın da kalkıveriyorsun? Benim de hemen kalkmamı ister. Yani günüm bi sinir krizi, bi cinayet planlarıyla başlar :) Kahvaltıyı etmiş olurlar çıkacakları için babaannem de yiyor olur. Bana ''Kahvaltını yap, bulaşıkları hallet...) gibi klasik anne haliyle işleri sayar ve çıkarlar. Ha söylemeyi unuttum bir de hep çamaşır yıkanmış olur ve onları sermemi ve kuruyunca toplamamı sıkı sıkıya tembih eder annem. Onlar gidince ben TV'yi açarım ve her nedense hep gözüm takılır ve uzun süre TV izlerim. Sonra çay soğumuş falan olur. Sofrayı toplarım ve yeniden sofra kurarım :) Bu arada babaannem sürekli çağırır ve defalarca annengil nereye gitti, bana su ver (su yanı başında), sofrayı kaldır, masayı kaldır, bak şu çınara nasıl sallanıyor... ve daha bilumum saçma sebeplerle beni çağırır. Hatta hiç bir sebep yokken çağırır, giderim söyleyecek bir şey bulamaz ve güler :) Sanırım hiç de etkisiz eleman değil demi? Neyse nerede kalmıştık? Kahvaltı yapmıştım en son. Sofrayı toplamadan bilgisayarın başına geçerim. Biraz takılıp sofranın birazını toplarım. Sonra biraz daha takılıp sofranın diğer yarısını toplarım :) Sonra mutfağı toplarım. Çamaşırları sererim (bazen de sermem kkk) Sonra yine bilgisayar :) Sıkılınca TV'yi izlemeye başlarım. Bir süre izlerim ondan da sıkılınca uykum gelir oraya uyuyuveririm :) Gözlerimi açtığımda annemgil gelmiş olur ve ''Sen yine mi uyuyorsun?'' derler :) Muhtemelen çamaşırları toplamamışımdır, arada öğle yemeğini atladık demi? Öğle yemeğinden sonra mutfağı da toplamamışımdır. Annem biraz söylenir, sonra ablamla tartışırız. Zaten sonra da akşam olur :) Herkes eve gelir. Herkes dediysem evde bir ordu yaşadığını düşünmeyin :) Babam, annem, ablam, erkek kardeşim ve ben. Ah bir de babaannem :) Bi tane daha ablam var ama o evli ve bir de dünyalar tatlısı ve dünyalar şişkosu bi yeğenim var :)
Sizce günüm nasıl geçiyormuş? Evlat olsam sevilmem demi? :) Ama artık annemin dediklerini yapmaya özen gösteriyorum.

Ama bir kere yalnızlığı gerçekten çok kötü hissetmiştim. Babam ameliyat olacaktı ayağı kırıldığı için. Babaannem ve ben hariç herkes oraya gitti. Ben zaten babam yüzünden kötüyüm. Berbat hissediyordum çok iyi hatırlıyorum. Yaptığım tek şey, dolapla oda arasında gidip gelmekti. Çok duygusuz biri olmama rağmen içimden sürekli ağlamak geliyordu. İtiraf ediyorum, ağladım da... Ama ağlamak iyi geldi TV'yi falan açınca kafam biraz dağıldı. Ama ablam ve kardeşimin eve gelmesi beni ne kadar mutlu etti anlatamam. Tabi onlara bir şey çaktırmak yok :) Sanırım yaşadığım en mutlu anlardan biriydi, size saçma ya da basit gözükebilir ama içime bir huzur dolmuştu.

Son olarak da ablamla yalnız kalmamız var. Kii bu en güzel olanı :D O tam olarak beni tamamlamak için benim ablam olmuş. Ben yemek yemesini çok severim ama onların deyimiyle açlıktan ölsem kalkıp yemek hazırlamam. Yo zaten hazır olan yemekten bahsediyoruz, kalkıp ısıtmam :) Ama ablam bu konuda hiç erinmez. Mesela sürekli çay yapma durumu vardır bisküviyle yeriz. Kahve yapar, mısır patlatır, tarhana kızartır. Sevdiğimiz yemekleri yapar :) Hele bizim bir gece sefamız vardır. Gecenin köründe ablam yine yapar bir şeyler ve son zamanlarda hep biz bir şey yerken babam uyanıyor. Hep bizi basıyor :D Ona da veriyoruz bir şeyler sonra :) Yani ablamla yalnız kalmalarımız güzel geçer :)

Bakın ne kadar da ailesine düşkün biriyim. Üniversitede onlardan ayrılmak zorunda kalırsam (ki büyük ihtimalle öyle olacak) ne yaparım bilemiyorum :( Çünkü lisenin ilk iki haftasını ilçede yatılı okumuştum. Dediğim gibi sadece iki hafta sürdü :) Anlayın artık :) O da telefonlarımızı almışlardı hafta sonuna kadar vermediler. Bu yüzden beni buradan alın demem bir hafta işlerin halledilmesi yine bir hafta, ailemin değerini anlamam paha biçilemez :)

Neysee, ben yine çok konuştum. Son olarak mimi paslayayım da bana müsaade :)

Puellabilincimin altında kalanlarUzakdoğu Sevdalısı ve I'm Bored
Kolay gelsin :)

10 Eylül 2013 Salı

~~Mim~~

Başlık çok basit olduğu için iki işaret koyayım dedim itiraf edeyim :) Aslında yarım bıraktığım başka bir mim var ama bunun soruları azmış önce bunu yapayım dedim. Beni mimleyen Puella ve Uzun Saçlı Kel Adam'a çook teşekkür ediyorum :)

Gelelim sorulara;
  • Hayatınızda hiç mucize olarak nitelendirebileceğiniz bir olay yaşadınız mı?
Düşündüm ama ''Mucize'' diyebileceğim kadar büyük bir olay yaşamadım sanırım :)

  • Almayı düşünüp de alamadığınız ne var?
Profesyonel bir fotoğraf makinesi çok istiyorum ama ben alamam, ailemin de almaya gönlü yok şu sınava hazırlandığım dönemde :( Ah birazcık para biriktirme gibi bir huyum olsaydı kendim alırdım ama yok işte :)

  • Kıyafet konusunda takıntılarınız var mı?
Var tabii ki olmaz mı :) Şu sıralar olmam gereken kiloda değilim bu yüzden tayt, dar kıyafetler giymem. Taytı normal kiloda olsam bile giymem ama :) Uzun etek-elbise giyemem boyum kısa. Daha doğrusu boyumu kısa gösteren şeyler giymem :) Tunik mesela... Neyse belki daha fazla vardır da korkutmayayım sizi :))

  • Nefret ettiğiniz huylar ve insanlar?
Öhöm. Başlayalım bakalım;
Kendini beğenmiş, burnu havada insanları; yapmacık tavırlıları, aşırı sinirlileri, empati kuramayanları, karşıdakinin görüşünü önemsemeyenleri, benbilirimcileri, aşırı laubalileri, çocuk gibi konuşanları-davrananları, fazla umarsızları, sürekli bir şeye burnunu sokanları sevmiyorum :) Şu an tam bir gıcık olduğumu düşünebilirsiniz izin veriyorum ama nefret etmek değil bu. Bu hareketlerinden dolayı hoşlanmadığım biri başka iyi hareketleriyle tekrar gözüme girebilir :) Bence nefret ancak belli olaylardan sonra olur ki bunu da belli huylara bağlamak doğru olmaz. Neyse fazla konuştum.


  • Sizi en net tanımlayan kelime?
Tembel. Net!

  • Hayata yeniden gelme şansınız olsa hangi ülkede doğardınız?
Şimdi Kore'ye hayranım tamam ama hayat şartları, eğitimi iyi olarak düşündüğümüz Avrupa ülkelerinden birinde doğmak isterdim. Mesela İngiltere, İspanya ya da İtalya. (İ ile alakası yok kkk) İngiltere hep cazip gelmiştir bana. İspanyayı futbolu için istiyorum, İtalya da cazip geliyor :) Ama Almanya, Yunanistan falan olmasın. Bir de soğuk olmayayım Türk sıcaklığı kalsın ha bir de Müslüman olmak şartıyla tabi ki :))


  • Tek başına bir insan keyiflenmek için ne yapabilir?
Cem Yılmaz, Atalay Demirci gibi komedyenleri ya da ablamı izlesin. Ablamın videosunu bulamaz tabi o ayrı. Ya da komedi filmi izlesin. Mümkünse Kore'den olsun. Ha Kore demişken Koreli artistlerin giflerini falan izlesin. Komik sayfalar var onları okusa da olur. İnterneti yoksa kendi kendine süslensin, şarkı söylesin videosunu çeksin. Sonra izleyip güler :) Kitap okuyabilir... Çok şey var ya :)

  • Nikah masasında evleneceğiniz kişiden ''Hayır'' cevabını alırsanız ne yaparsınız?
İşin aslı böyle şeylerin sadece dizilerde olduğunu düşünenlerdenim. Çünkü evlenmek istemiyorsa masaya kadar gitmez normal bir insan. Ki ben masada bana hayır diyecek kadar beni istemeyen birinin duygularını daha önceden anlardım ve iş oraya kadar gitmezdi diye düşünüyorum. Ama hadi oldu diyelim, şok olurdum sanırım. Asla neden diye sormazdım ama. Daha fazla küçülmek istemezdim ve orayı terk ederdim. Sonrasında şehirden de bir süre ayrılırdım diye düşünüyorum. En azından insanlar unutana ve ben sakinleşene kadar..(bkz. Doktorlar_Ela)

  • İnsan kaderini mi yazar, kaderini mi yaşar?
İnsan seçimlerini kendi yapar ve bu seçimler sonucunda yaşadıkları kaderidir diye düşünüyorum. Mesela bardaklar tepsiye fazla geldiği halde tıkış tepiş tepsiye sığdırdık ve mutfağa götürdük. Ama bardağın biri düştü kırıldı. Bardağın kırılmasını biz istemedik ya da biz yapmadık bu kaderdi ama bardakları fazla oldukları halde tepsiye koyduğumuz için bu kaderi bizim seçimimiz doğurdu. İşte böyle :) Çok saçma bir örnek verdim biliyorum ama anladınız siz onu :)
  • Aklınıza gelen ilk İngilizce kelime?
''Destiny'' yukarıdaki soruda kalmışım demek ki kk
  • İnternette sahip olduğunuz ilk nickname?
Hatırlamıyorum desem ? :) Ya da belirgin bir nickname kullanmışlığım yoktu ismimi verirdim hep. htcsk kullanıyorum genellikle ismimin ve soy ismimin sesli harflerini atıp. lowekorea var işte bu tam bir saçmalık :) Bu arada loverK'daki K'nın Kore olduğunu söylememe gerek var mı? :) İşte böyle ama ilki neydi hatırlamıyorum..

Eveet, sorular bitmiş şimdi mimleme zamanı :)


Kolay gelsiin :)

BU ARADA: Bu mim yazımı hiç sevmedim ben aceleye geldi gibi :/ Olmamış bu, aldırma şansımız yok mu? Hiç mi yok? Tamam, teşekkürler.




3 Eylül 2013 Salı

Happy 1. year to my blog ^^

Eveet, bundan bir yıl önce bugün ilk yazımı yazmışım. Bu da demek oluyor ki bugün blogumun doğum günü :))
Bir heyecan açmıştım blogumu. Aslında yazılar okurdum ama kendim yazmaya sadece bir yazıyı okuduktan sonra karar verdim. Hemen başlayıverdim :) İyi ki de karar vermişim. Belki Blogger yüzünden bir çok yazılıma çalışamadım hatta belki üniversite sınavına da çalışamadım ama hiç pişman değilim :) Hatta biri ''Sınav yüzünden blogla ilgilenemeyeceğini mi düşünüyorsun'' gibi bir şey demişti ben de ''Hayır. Blog yüzünden sınavla ilgilenemeyeceğimi düşünüyorum'' demiştim ^^
Evet artık karşınızda en büyük hobisi blog okumak olan biri olarak duruyorum :) Yıllar geçse de bu merakımın söneceğini düşünmüyorum. Umarım yazma merakım da sönmez gül gibi geçinip gideriz :) Çünkü burada gerçekten çok güzel insanlar tanıdım. Çok sevdiklerim, saygı duyduklarım, örnek aldıklarım, hayran olduklarım, keşke gerçek hayatta arkadaşım olsa dediklerim, ne kadar da benziyoruz dediklerim, kıskandığım bir sürü insan tanıdım :) Gerçek hayatta çok sevgimi belli edemem burada da öyleyimdir ama şunu bilin ki gerçekten seviliyorsunuz :) Ama şu an yanımda olsaydınız yine söyleyemezdim :)

İlk başlarda blogu Kore blogu olarak düşünmüştüm. Ama çok öyle olmadı gibi :)) Maşallah her bi konuda bir şeyler yazmışım :) Aslında moda-kozmetik bloglarına da çok özeniyorum ama merak etmeyin buraya karıştırmayacağım çünkü çorbaya döner blogum :) Belki sınav bitince öyle bir blog açabilirim ama belki :)
Bir de şeyi merak ediyorum ben olsam kendimi okumam siz nasıl dayanıyorsunuz? :)) Bu arada bir yazıda ne kadar çok gülücük kullandığım sizin de gözünüzden kaçmıyordur elbette, yapmayım diyorum ama artık alışkanlık olmuş. Rahatsızsanız söyleyin büyük ihtimalle vazgeçmem ama yine de söyleyin ^^ Başka rahatsız olduğunuz şeyler varsa onları da söyleyebilirsiniz elbette.

Aslında birinci yılım için daha özenli bir yazı yazmak isterdim ama bugün başka zamanım olmayacak ve başka güne kalsın istemiyorum. Olmadı gibi ama napalım :) O zaman Alvin'den bir replikle bitireyim;
Utanmıyorum, çekinmiyorum sizi çok seviyorum :) ( tam olarak böyle değildi sanırım :/ )

EK: Bu arada blogumun birinci yılı adına yazdığım yazı aynı zamanda 100. yazım oluyormuş :) Hoş bir tesadüf..



2 Eylül 2013 Pazartesi

IM IN

Merhaba, nasılsınız? :) (sanırım ilk defa bir yazıya bu şekilde başlıyorum^^)
Bugün tüm gün evde olmamama rağmen bir kitap bitirdim ve bir film izledim. Yani aslında bu basit bir şey olabilir ama benim gibi asosyal ve tembel biri için hem dershaneye git hem film izle hem de kitap oku ? Zordu yani, ama başardım :))
İlk önce dershaneye gittim derslerin ne zaman başladığını öğrenmek için. Aslında mesaj atacaklarını söylediler ama evde sıkılıyordum ablamla oraya gittik. 17 Eylül'de açılıyormuş. Okulla birlikte açılıyor demişlerdi, cidden okulla birlikte olmuş :) Zaten haftanın dört günü de dershane var ne anladım ben mezun olmaktan :) Neyse, şikayet etmiyorum. Zaten uyguladığım plana göre YGS'ye dershaneyle başlayacağım, şimdilerde LYS çalışıyorum. Onun için dershaneye ihtiyacım var. 

Film izledim demiştim. Alvin ve Sincaplar'ı izledim. Zaten geçen de Pi'nin Yaşamı'nı izlemiştim. Aslında popüler filmleri izleyememe gibi saçma bir takıntım vardı ama onu da aşmak üzereyim :) 

Alvin ve Sincaplar çok güzeldi. Aslına animasyon severim ama animasyonla gerçek hayat birleşince sevmiyorum. Hani konuşan sincaplarla tek bir adamın maceraları olsa -ki filmin kapsamı baya daralırdı- gözüme çok batmaz ama sincapların insanların arasına karışması yani animasyonla gerçeğin birleştirilmesi beni pek cezbetmiyor. Çok fazla gözüme batıyor, saçma geliyor, inandırıcılığını kaybediyor :) Aslında bir animasyonda inandırıcılık aramam başlı başına saçmalık ama ne yapayım :) Neyse Alvin ve Sincaplarda bu fazlaca dikkatimi çekmedi. Çok güzel bir filmdi yani. Repliklere koptum :)) Dansları, tavırlar, şarkıları, konuşmaları vs. her şeyi güzeldi, çok eğlendim. Yarın da ikincisini izlemeyi düşünüyorum ama evdeki hesap çarşıya uymayacak sanırım :) 
Çarşı demişken, Beşiktaş nasıl kazandı demi ? :D 3'te 3 yaptık çok mutluyum :) Darısı Bursa maçına diyorum ve uzatmadan geçiyorum :)

Son olarak... Yanda uzun süre kalan Anna Karenina'yı bitirdim. Zaten Anna Karenina'yı okumasanız da konusunu biliyorsunuzdur. Herkes gibi ben de kitabı çok sevdim. Kitapta anlatıldığı kadarıyla Anna'ya ben de hayran oldum ama Anna ve Vronski fazlaca ilgimi çekmedi :) Daha çok Levin ve Kitiyle ilgilendim. Bir de Anna'nın oğlu Seryoja dikkatimi çekti. Önce annesinin yaptığını bilmeyecek kadar küçük ve onu seven ama zamanla annesini unutan hatta ondan nefret eden bir çocuk... Ne olursa olsun Anna buna izin vermemeliydi, çocuğunu yalnız bırakmamalıydı. Ama yine de Anna'nın ölümüne üzüldüm :( 
Son kısımlarda Türklerle ilgili bizim hoşlanmayacağımız kısımlar vardı :) Ama çok dikkatimi çekmedi, Anna öldükten sonra bıraktım diyebilirim zaten kitabı :) Filmini de izlemek istiyorum en kısa sürede..

İşte günüm böyleydi. Bu arada çekinmeyin bana film önerecekseniz hatta belki izlerim bile :p :)

30 Ağustos 2013 Cuma

SAÇMALARDAN SEÇMELER...(6)

Bu çocuğu çok sevdim :) Aynı düşüncelere sahibiz :p 
Bu filmi izlemek istiyorum. Siz izlediniz mi, beğendiniz mi? :)

Funny but not ''lol''

İyi ki nefret etmiyormuş :)) Nefret etse yandı. Etmezken de yanıyor ya neyse :D


Yüzüğe önce bi bakakaldım. Çok abartı seven bir insan değilim ama yüzük güzelmiş. :) Komik olan burası değil tabi. Bunun içine isim değil destan yazılır değil mi? kkk

Haha Ankara'nın Bağları ^^

İşte bu kadar açık! :D

:) Ben kapıyı söküyorum

Sürmesin kardeşim :)) Cidden ehliyet verseler kötü makyajda beş yıl makyaj yapmama cezası yesek :p


Neyse ben gideyim de ders çalışayım, olmadı ders bana çalışsın. (sonuçta saçmalamaya geldim)


20 Ağustos 2013 Salı

Mim. Seviliyorsunuz... :)

Başlık yeter ben gidiyorum hehe :))
Yandaki yazıda da yazdığım gibi çok sevsem de söyleyemeyen bir tipim. Ama yazması daha kolay oluyormuş ^^ Sanırım mimin konusunu çoktan anladınız takip ettiğiniz bloggerları bir kaç cümle ile tanıtıyoruz. Yanda hali hazırda böyle bir liste var ama bu biraz(cık) daha farklı olabilir :)
Öncelikle Spoty'ye çok teşekkür ediyorum benim hakkımdaki düşüncelerini okuyunca çok mutlu oldum :)
Şimdi sizinkiler geliyoor :)

Çatlak Agasshi : Kore ile ilgili bir blog, çok samimi ve sıcak yazıyor :) Okurken eğleniyorum ben. Ha bir de istikrarlı bir şekilde ders çalışabildiğini düşünüyorum ve bu yüzden seni çok kıskanıyorum haberin olsun :))

Kore Günlükleri : Adından da anlayacağınız gibi yine Kore ile ilgili bir blog :) Aslında itiraf etmek gerekirse yazılarını çok sevsem de fazla okuyamadım çünkü sınav dönemlerine denk geldi blogu ile tanışmam. Çok güzel ve akıcı yazıyor. Dizi/film yazılarını okudukça listeme bir şeyler ekliyorum :) Bir rahatlayayım kendisinden bol bol yazı okuyup önerilerini izleyeceğim :)

Nabrut ve Yaşam : Kore'ye ilgili bir yaşam blogu. Bu da onu sevmemde ve takip etmemde çok büyük etken. Çünkü hem yaşam blogu hem Koreyi seviyor :) Yazıları çok güzel, akıcı. Uzun yazılarını bile hiç sıkılmadan okuyorum. Ama yine son dönemlerde tanıdığım için fazla okuyamadım ve Nabrut'un dünyasına dalmak için diğer yazı bekliyorum :)

Evet, yaz gelse de blog okusam diyen bir psikopat duruyor karşınızda :)

Paul Muad-Dib : İsminin anlamı ve blogunun temasını çok farklı ve güzel olan, K-pop gurusu, eğlenceli-komik bir dili olan biraz da kendime benzettiğim görmeden sevdiğim bir insan olur kendileri :)) K-pop konusunda bence cidden emek isteyen yazılar yazıyor. Her ayın K-pop'unu bir kaç yazıda yazıyor. Eğer K-popla ilgili eğlenceli, samimi bir blog arıyorsanız kesinlikle takip etmelisiniz :) Ama sanmayın ki Kore dizisi izlemiyor :) Ben öyle sanmıştım da yani siz sanmayın :p :))

Başak : Yeni takip etmeye başladığım ama hemen sevdiğim bloggerlardan :) Kozmetik ağırlıklı kitap, dizi/film tanıtımları da olan bir blog. Tam olarak bana hitap ediyor yani :) Henüz çok yazısını okuyamadım ama güzel yazıyor :)

Ben aslında blog yazıları okumayı çok seven bir insanım. Zaten deneme okumayı da çok severdim bu da bir tür deneme :) Onlarca okuyabilirim yani bir girmede :) Psikopat ilan edeceksiniz beni biliyorum ama sıkılmam yani. Bir de kötü mü desem bilmiyorum ama bir özelliğim var aşırı sıkılmazsam veya çok aykırı değilse uzun/kısa tüm yazıyı okurum. Başka psikopat bir özelliğim de bir bloga taktım mı bütün yazılarını bitirmeden bırakmam diyebilirim :) Tabi bu günlerde böyle çılgınlıklar yapmıyorum ama vaktim olursa yaparım yani :) Ama okuduğuma oranla az yorum yaparım. On yazı okuduysam birine falan yorum yapmışımdır. Ama bazen bazı bloggerların her yazısına yorum yaparken bazı blogları çok sevmeme, kendime çok yakın hissetmeme rağmen belki sesimi bile duyurmamışımdır. İşte onlardan biri;

Baykuş Gözüyle : Dediğim gibi hiç yorum yapmamış bile olabilirim ama blogunu çok sevdim. Hatta gelecekteki kendimi görüyor gibi oluyorum :)) Onun gibi güzel resimler yapmayı çok isterim. Onun gibi bir kahve delisiyim hatta her kahve fotoğrafında ben de ablamdan kahve istiyorum :) ( kendim yapmayı bilmiyorum da :( ) Günlük tarzında, gününü anlattığı yazılarını seviyorum. Çok güzel, akıcı yazıyor.

beniMine : İzlediği dizileri ya da okuduğu kitapları kısacık yazılarla yazıyor. Ve bende çok fazla dizi/film izliyor hissi uyandırıyor :) Kıskanılıyor :)

Benim Adım Chihiro : Öncelikle belirtmeliyim ki blog temasını çok seviyorum. Hatta temasını en sevdiğim kişi :) Ama son yazısını 8 ay önce yazdığı için arada blogu bıraktı mı acaba diye düşünüyorum :) Belki kendisine de hiç yorum yapmamışımdır ama yazılarını çok sevdim. Ama çok az yazmış, dönmesini beklemekteyim :)

BeTwin Us : İki ikiz kız kardeş (tekerleme gibi oldu) ten oluşan bir moda blogu :) Ama ben ikiz olduklarını çok sonra anladım :) İnsan bir isme dikkatli bakar oradan anlaşılıyor zaten. Bu arada blogun ismi çok zekice demi? Ama hala çok ayırt edemiyorum kendilerini. Çok güzel giyiniyorlar, tarzlarını çok seviyorum :) Yazıları da çok güzel, özellikle başlıkları çok değişik.

bilincimin altında kalanlar : Kendisi blogu açtığım ilk günlerden beri takip ettiğim birisidir. Kore ağırlıklı yazıyor. Yazılarını seviyorum, özellikle dizi yazılarını seviyorum :)

birgaripŞeyma : Kendisini son dönemlerde takibe aldım ve fazlaca yazısını okuyamadım ama bir kaç yazıdan da anlaşılabiliyor çok güzel yazdığı. Ama öncesinde Twitter'da takip ediyordum ve çok sempatik biri :) Okuduğu bölüm de bedeni TMci olsa da ruhu sayısalda kalan benim gibi biri için kıskanılacak bir bölüm :) Yine ileride fazlaca başını ağrıtacağımı düşündüğüm insanlardan :) Kısaca Bir Garip Şeyma işte :))

Bunu Sevdim : Kendisi ilk takip ettiğim bloglardan hatta kendi blogumu açmadan falan takip ediyordum. Bu yüzden çok sevdiklerimden. Çok güzel yazıyor, her yazısını okuyorum. Hatta Wordpress'ten nasıl takip edildiğini bilmediğim zamanlarda arada açıp toplu olarak okuyordum :) Çok eski bir blogger ve çok yazı yazmış ama arşivinde hızla gerilere doğru ilerlemekteyim :) 100lerce olmuştur herhalde okuduğum yazıları. Doktor olduğunu öğrendiğimde zaten ayrı bir sempati duymuştum :) Sonraa... Blogun kenar tarafını çok güzel kullanıyor. Ayrıca benim gibi tavuk hastası :) Daha çok şey yazabilirim ama bu kadar yeter sanırım :)

Cihan'ın Bahçesi : Harika bahçesi ve kendi harika bahçe eşyalarını anlattığı bir blog. Tabii ki bahçeyle sınırlı değil ama sadece bahçesine ayrı bir blog açılır :) Özellikle kuş evlerine bayılıyorum. Ve bir beceriksizlik abidesi olarak yaptıklarını çok kıskanıyorum. İnsanın benim de böyle bir bahçem olsun yaa diyesi geliyor :) Ayrıca çok sempatik biri :)

dikiş ve tasarım aşkı : Adından da anlaşılacağı gibi dikiş üzerine bir blog. Çok güzel kıyafetler dikip sergiliyor. Bu da kıskandığım meziyetler arasında :) Ayrıca çok sempatik bir insan :)

doğal ortamında novalyamo : Haha ne kadar garip bir isim demi? İsmi kadar blogu ve yazıları da garip ama. Açıklıyorum; kendisi Koreli avcısı :)) Evet, bildiğiniz planlar yapıp Koreli avlıyor. Ve bunu çok eğlenceli bir şekilde anlatıyor. Çok güzel hikayeleri var kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Uzun yazıyor ama ben hiiç sıkılmıyorum okurken kahkahalar atarak okuyorum. Aslında okuyordum demeliyim çünkü o da tüm yazısını okuyup bitirdiğim bloglardan biri. Hatta yazılarını ablama ve kuzenime sesli olarak okumuşluğum da var :) Ayrıca bir mimar. Bir dönem ben de çok mimar olmak istiyordum. Neyse daha çok uzun yazabilirim çünkü gerçekten seviyorum bu blogu :)

Bu yazı çok uzadığı ve yazdığım şeyleri silmek istemediğim için burada kesiyorum. Ama ikincisi gelecek çünkü daha sevdiğim çok insan var :)


18 Ağustos 2013 Pazar

Kış gelse de üşüsek :D

Bugünkü  3 ya da 4. yazıya  başlayışım :) Hiçbirini de tamamlayamadım. Ya da tembellik yapıp bıraktım da diyebiliriz :) Konuyla ilgili değil ama ben yazıları aklıma gelir gelmez yazarım. Hani bazı bloggerlar planlıyor, bir sıraya göre yazıyor ya onlara çok özenirim ama bende öyle bir şey olmaz sanırım. Mesela ilk yazımdan sonra bir yazımı yarım bırakmıştım hala taslaklarda. Düşünün artık :) Ama çok güzel bir mim yapıyorum Spotty'den. Onu tamamlayacağım inşallah. Buraya yazayım da vazgeçmeyeyim sonradan :))

Eveet. Konuya dönecek olursak bugün akşama doğru hava bulutlanmaya başladı. Hemen bilgisayarın başından kalktım, elime kitabımı aldım ve balkonda kitabımı okudum. Hava çok güzeldi çünkü hatta ablama bu havada evde mi durulur hadi dışarı çıkalım bile dedim :) Az sonra da yağmur yağacak belli.
Ben gerçekten bulutlu, yağmurlu havaları çok seviyorum. Yazın o koşuşturması bitiyor ve şehir bir anda sakinleşiyor sanki. Bir dinginlik, huzur geliyor. Tam ders çalışmalık :D Ya da benim gibi sınav kaygısı olmayanlar için kitap okumalık, sohbet etmelik... İşte bir anda gelen bu huzuru seviyorum :)
Ama buradan anlamayın ki diğer mevsimleri sevmiyorum. Aslında ben ayırt yapmam her mevsimi severim ama insan bi süre sonra sıkılıyor. Şimdi de sıcaktan sıkıldığım için yağmurun falan yağmasını istiyorum aslında :) Amaa ben her konuda tezat bir insan olduğum için bunda da sabit fikirli değilim. Mesela sonbahar gelsin diyorum ama yazın son günlerinde Eylül gibi hüzünlenirim bir yaz daha geçti diye :) Kışlıkları çıkarmaya başladığımızda falan baya hüzünlenirim. Yaza girerken pek hüzünlenmiyorum ama :p
Sonuç olarak hep sıcak hep sıcak sıkıldık. Kış gelse de üşüsek :))
BU ARADA: Resim alıntıdır. Herkes yazıyor ben de yazayım dedim kkk 
Aslında blogumun adresini yazmadığım her resim alıntı :) 

10 Ağustos 2013 Cumartesi

Saçmalardan Seçmeler...(5) Ders Çalışmaya Başlama Aşamaları :(

Bu seride komik-saçma resimleri toplu olarak paylaşıyordum ama bu sefer kendimden bir şeyler yazacağım.
Şimdi size benim ders çalışma yolunda sürdürdüğüm uzun yolculuğu anlatacağım :p Biliyorum çok saçma bir cümle oldu ama benim ders çalışmaya başlamam gerçekten meşakkatli bir yoldan geçiyor :D
Öncelikle ben takıntılı bir insanım. Direkt masanın başına oturup ders çalışamam. Aklım hep başka yerlerde kalır. Ders çalışmaya başlamadan önce yapmam gereken şeyleri yazayım o zaman;

  1. Üstünü başını düzelt. Saçını topla. (Dağınıklık abidesi olan ben ders çalışırken düzgün olmak isterim :p)
  2. Yemeğini ye. (açsan-ki ben genelde açım-)
  3. Dişini fırçala. (e yemek yedik sonuçta)
  4. Namazını kıl (namaz vaktiyse)
  5. Hapın varsa yut, sütünü iç...
  6. Dağıttın yerleri topla (annemin bana her yeri toplatmaması içindi ama farkettim ki zaten her yeri ben dağıtıyormuşum kkk) (artık bu maddeyi iptal ettim çünkü gün bitiyor bunu yaparken)
  7. İşlerini hallet. (aklınıza gelebilecek bilumum işler)
İşte son kısımda çuvallıyorum. Oraya kadar gelebildiysem o kısımda hayatta aklıma gelmeyecek işler geliyor. Zaten bir süre sonra yoruluyorum, dinlenmeye geçiyorum. Sonra araya başka şeyler girince sil baştan :)
Bu zorlu yolu atlatıp ders çalışmaya başlayamıyorum kısacası. Bunları takmayıp direkt otursam dediğim gibi aklım takılıyor, konsantre olamıyorum.

Siz ne düşünüyorsunuz bu saçmalık hakkında? Ya da sizin de böyle saçmalıklarınız/takıntılarınız var mı? Vee beni bu takıntılardan kurtarabilecek yollar biliyor musunuz?

8 Ağustos 2013 Perşembe

İyi Bayramlaaarr ^^

Üzerimizde bayramlık yerine pijama var, şekerler yerlerini almadı, eller öpülmeye başlanmadı ama teknik olarak bayrama girmiş bulunuyoruz :)
Evet biraz saçmaladıktan sonra esas konuya gelebilirim; İYİ BAYRAMLAAARR :))
Az önce annemle şeker ve çörek almak için çarşıya çıkmıştık. Bayramdan daha çok sevdiğim bir gün varsa o da bayram arefesidir :) Çünkü en ıssız sokaklarda bile insanlar vardı, çarşı zaten doluu. İşte bu tatlı telaşı çok seviyorum. İnsanların heyecanı yüzlerinden okunuyor, herkesin yüzü gülüyor. Zaten ben de ablamla bayramlık için çıktığımızı saymazsak neredeyse Ramazanlık boyunca çarşıya inmemiştim diyebilirim :) Ben daha bi mutluydum yani:) Ama saçma bir şey yaşadım çörek almaya gittiğimizde resmen kuyruk vardı O_o
Çörek kuyruğuna da girmedim demem şu fani ömrümde :)) Bir de bankalardaki gibi sıra numarası veriyorlardı hatta bizimki 33tü :) 
Evimize doğru geliyorduk bakkala uğrayıp çöreğimizden ona da ikram ettik, içecek soğuk bir şeyler de alıp evde biz de çöreğimizin tadına baktık. Gerçekten güzeldi, sırada beklediğimize değmiş yani :)
Bayramdan yana tek sevmediğim yan; el-yüz öpmek :( Annem yine zorlayacak ve ben yine öpmek istemeyeceğim. Zaten evde tek kız kaldım ablam diğer ablamla birlikte kocasının köyüne gitti :/
Ne kadar farklı konulara girmişim, bi iyi bayramlar deyip gidecektim :)
O zaman ben gidip yatayım çünkü yarın çook yorulacağım.
Hepinize bol şekerli, bol harçlıklı, az öpmelik bir bayram diliyorum :) Bol şekerli kısmı beddua gibi oldu ama neyse :)

Düzeltme: Az önce annemin ''Benim akıllı kızım...'' ile başlayan cümlesiyle bayram namazı kılınmadan, bayram topu atılmadan bayrama girmiş olmayacağımız şeklinde uyarıldım. (Huh, ne uzun cümle) Teknik olarak da bayrama girmedik yani :) 

6 Ağustos 2013 Salı

Bu Bir 'Caps Lock' Hatırasıdır...


Başlığa anlam veremediniz değil mi? Resimden de mi anlamadınız bi şeyler? :)
Bizim sınıfın klavyesi bozulmuştu. Herkes de tuşları çıkartıp can çektiriyorlardı zavallıya :) Sonra bir arkadaş geldi bana Caps Lock tuşunu verdi. Anlam veremedim ilk başta sonra kurduğu cümle aynen şu ''Al Kendini Büyütürsün'' :) Ben biraz(!) kısa olduğum için bana o tuşu uygun görmüş :)
Az önce o tuşu buldum, hatırladım :) Benim aksime çok zeki arkadaşlarım vardı lisede. Kabul edin çok zekice bir şaka :) 
Şu an kendime bile itiraf edemiyorum ama ben özledim galiba lisemi :) Özleyeceğimi düşünmezdim, biran önce kurtulmak istiyordum hatta ama benim sorunum o binayla sanırım. Arkadaşlarımı, öğretmenlerimi hep sevdim zaten. Hayatım boyunca rezil olma kapasitemi dolduracak kadar rezil oldum ama onu bile özledim. Sanırım bi daha yaşayamayacak olma duygusu bu. Ama bu kadar çabuk özleyeceğimi düşünmezdim :)

NOT: Bu gün kendi kendime sürdüm ojemi. Normalde ablam sürer. O olmadığında da sürmeyi öğrenmeliyim diye yaptım ama bütün parmaklarımı silmek istiyorum, çok çirkin oldular :(

Son bi NOT: Keşke bi tuşla büyütebilsek kendimizi ama olmuyor işte.

4 Ağustos 2013 Pazar

Sofra düştü 1 dk.

Sevin beni. :)
Yani sofra düşüyo gelip buraya yazıyorum :D
Sofra düşse iyi de ben düşsem sorun. Neyse ben iyiyim:)
İşte sofrayı silkeliyorum o sırada aklımdan geçti, içeridekilere sofra düştü desem ne derler der demez sofra elimden düştü :D Hayır napacağımı da bilmiyorum hemen etrafa baktım gören birileri var mı acaba çünkü benim karizmam o sofradan daha önemli :)) Sonra da içeriye girip anlattım. Annem aynen şu şekilde;
Elhamdülillah, elhamdülillah, elhamdülillah....
sofra mı düştü?
kihkihkihkih
Hayatında bi kere sofra silkeledin onu da attın mı?
kihkihkihkih
:D

HAYIRLI KANDİLLER :)

Sanırım bu yazıyı yazmak için geç kaldım ama yine de yazmak istedim. Kadir Geceniz mübarek olsun :)
Allah hepimizin hayırlı dualarını kabul eder inşallah, mağfiretin bol olduğu bu günde hepimizin bağışlanması dileği ile...
Bu gece Cebrail bile yere inermiş. Ben de çocukluğumdan beri her Kadir Gecesinde gökyüzüne bakarım inen melekleri görebilmek için. :) Allah bu masumiyetimizi iç bozdurmasın. Her geceyi bu gece gibi geçirelim. Tekrar hayırlı kandiller :)

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Geç Kalan ''Bir Aşk Hikayesi'' Yorumum :)

Biliyorsunuz ki Bir Aşk Hikayesi Kore dizisi olan Im Sorry I Love You'dan uyarlama. Ama bu yazı eleştirmek ya da çok beğendiğimi dile getirmek için yazılmış bir şey değil.
Ablam bu diziyi sürekli takip ediyor. Fanı oldu diyebilirim :) Ben de dün onunla beraber izlemiştim. İlk bölümlerini de izledim zaten.
İlk başlarda fragmanları gördüğümde ''Olmaz bu'' demiştim. Sonra izledim tabi değerlendirme yapmak için. İlk bölümleri neredeyse bire bir aynıydı hatta bizim toplumumuza değişik gelen yerleri bile değiştirmemişler. İlk altı bölümden sonra konuyu uzattılar. E olması gereken de buydu. Bizim ülkemiz sınırları içerisinde 16 bölümlük dizi mi olur ? :) İnsanlar tutulmadı da yayından kaldırıldı sanırlar :) İşte konu dışına çıkınca sevmedim ben izlemeyi bıraktım zaten ondan sonra. Sanırım olayların kemik halini değiştirmeyecekler ama bir süre uzatacaklar.
Dün 17. bölümü yayındaydı. Sonlarına doğru Misa'da hep olsun diye beklediğimiz sahne gerçekleşti :) Gönül (Korkut'un annesi) aslında çocuğunu bırakmadığını, ona oyun oynandığını falan söyledi. Yani Korkut gerçekleri öğrendi. Büyük ihtimalle çocuğun benim demeyecek ama öğrenmesi bile yeter :) Ben zaten sadece bunu söylemek için yazdım bu yazıyı kkk
Bundan sonra da izlemem sanırım çünkü Aslı'nın gelişi, Tolga'nın babasının(aslında Korkut'un) gelişi soğuttu beni. Hatta Zuhal Olcay çocuğunu bulduğunu düşünerek başka birini kızı sanıyormuş ablamın dediğine göre. İşler iyice sarpa sarıyor yani.
Ablam Misa'yı izlememekte ısrarlı bunu ayrı bir dizi olarak düşünmemi söylüyor ama ben orijinalini izlediğim için düşünemiyorum işte :) Ama ben de ısrarlıyım ona Misa'yı izleteceğim.
Yine de ben dizinin sonunu merak ediyorum, orijinaliteyi koruyup Korkut'u öldürecekler mi, yoksa (gözlemlediğim kadarıyla) seyircinin istediği gibi sonu değiştirecekler mi? O zamana  kadar yayından kalkmazsa son bölümünü izlerim :)

NOT: Ama bence bu ve bunun gibi uyarlamalar Kore dizi/filmlerinin ne kadar çok tutulduğunu gösterir ve bizim bu bağlılıktan dolayı deli muamelesi görmemizi bir nebze olsun engeller :) Ve orijinallerini izlediklerinde Kore dizi sektörünün bizimkinden daha üstün olduklarını anlarlar. Bu da yayılma politikamız için iyi bir şey bence :)

Bazen bir şey yaparsın, ama sen de anlamazsın.



Şimdi ben az önce bulaşık yıkadım. Sonra açıktaki ekmeği gördüm. Biliyorsunuzdur büyük ihtimalle ama bilmiyorsanız da söyleyeyim ekmek açıkta kalırsa sertleşir. Poşetin içine koyarız biz. Ekmeğin sertleşeceğini bile bile orada bıraktım. Kaderiyle baş başa bıraktım da diyebiliriz bir nevi :) Hayır aslında hiç bir kötü maksatım yoktu ekmek sertleşsin diye bilerek yapmış değilim yani :) Şu an bi açıklama getirmeye çalışıyorum ama yok. Anneme de derim artık bilmem takmadım ekmeği diye :)
Az önce de ablamla konuşuyorduk, onların evinde de bardak kırılacak mı diye yere atmıştım. Evet cam bardak kırılacak mı diye yere bıraktım :) Kırıldı tabi. O an da içimden hiç bir şey geçmemişti sadece herkes şaşkın şaşkın bana bakıyordu :)
Böyle garip şeyler yapıyorum ama amacım ne bilmeden yapıyorum :)
Siz de yapıyor musunuz böyle şeyler ? 

30 Temmuz 2013 Salı

Benim 1 İngilizce Öğretmenim Vardı...

Bu resim de ''Açılın, ben İngilizce öğretmeniyim'' hissi uyandırdı XD

Ben lisede ne kadar asosyal bir kişiliksem ortaokulda da o kadar popülerdim. Popüler derken hani havalı, güzel-yakışıklı, zengin... tipler olur ya onlar gibi değil ama. Popülerdim çünkü hocalarla arkadaş gibiydim hatta hocalar benim en yakın arkadaşlarımdı.... falan :D Aramızda acayip diyaloglar olurdu hala hatırladıkça şaşırıyorum. Ben miydim onları söyleyen ? Ama bende yerleri hep ayrı kalacak, asla unutmayacağım onları ve sanırım onlar da beni unutmayacak :D
Mesela ben dershanede denemedeydim, kuzenim kapıda benim sınavımın bitmesini bekliyordu. İlkokuldan ikimizin de dersine giren İngilizce öğretmenini görmüş. Hoca hemen beni sormuş kuzenim olduğunu bildiği için. Kuzenim de ''Hocam hatırladınız mı Haticeyi'' demiş. Hoca da Hatice unutulacak kız mı demiş :D Bi fırtına gibi geçtim yani okulumdan :P Mesela sizle bir kaç diyalog paylaşayım;

Hoca satranç kulübünde öğretmenmiş. Bana da kulüple ilgili bir evrak verdi aşağıya götür dedi. Ben de baktım. Sen hocanın sana verdiği kağıda ne diye bakarsın ? Sana ne demi?

Ben: Hocaam! Siz satranç kulübünde misiniz??
Hoca: Evet. Ne sandın. (her zamanki havalı)
Ben: Ama benim bildiğim kadarıyla satrancı zekiler oynar, siz nasıl oynuyorsunuz ki ? (O.o)
(Hala bunu söylediğime inanamıyorum :))
Sonra tüm sınıf benim üstüme yürümeye başladı. İşte sen haddini aştın, hocaya aptal-gerizekalı mı demeye kalkıyorsun, sen kim oluyorsun. Karşındaki bir öğretmen... Ben korktum tabi. Hemen hocanın arkasına saklandım :D Pişkinliğe bak. Hocaya laf ediyorum sonra da tekrar hocaya sığınıyorum. Biri demişti ya hani ''o bir öğretmen'' diye ben de ona cevaben ''O öğretmense ben de geleceğin öğretmeniyim'' diye el kol hareketi yapıyorum, hocanın arkasından :D Hoca ne dese beğenirsiniz ? ''Geleceğin öğretmeni ? Hmm.. Tuttum bu lafı!'' :)) Adam cidden sabırlıymış ama.

Sonraa..

Arkadaşım: Hocam çok hızlı konuşuyorsunuz, anlamıyorum.
Ben: Hocam ben de çok hızlı konuşurum iyi anlaşacağız biz. (yağcılığa gel)
Hoca: Zaten zekilerle aptallar iyi anlaşırlarmış.
Ben: Hocaam ??
Hoca: Nee ?
Ben: Hocam kusura bakmayın ama oradaki zeki ben oluyorum.
Hoca: Ben zaten sana zeki değilsin demedim ki.. Yarası olan gocunur.
Ben:...


Hoca:... (Burada hoca her zamanki gibi kendini över)
Ben: Hocam kendinizi övmede de bir numarasınız.
Hoca: Ben senden önce de bir numaraydım, senden sonra da bir numarayım.
Ben:...(oldu o zaman görüşürüz.)


Hoca: Çok konuşuyorsun, boş konuşuyorsun da iyi kızsın seviyorum seni.
Ben: Ben de sizi seviyorum hocam. Her şeye rağmen...
Hoca: Ben seni hiç bir şeye rağmen seviyorum.
Ben: The person you have called cannot be reached at the moment

İlkokul dendi mi ilk kendisi gelir aklıma :) Dikkatinizi çekerim hiç bir konuşmada da cevap verememişim :( Daha böyle bissürü diyalog var ve yine hiç birine cevap veremiyorum :) Hoca çok havalıydı ama. Yok şu kadar ülke gezdim, şu kadar dil biliyorum. Şu ülkede okudum. İngilizce öğretmenisin, bil bir zahmet!
Sadece bir yıl dersime girdi ama hayatımda unutamayacağım öğretmenler listesinde derece yapar :) Evet öyle bir listem var :P
Ama buradan hep kavga ettiğimizi, didiştiğimizi düşünmeyin. Bir keresinde tüm sınıfa karşı beni savunmuştu. Bu sözü pek onaylamasam da ''Buradaki bir öğrenci için hepinizi yakarım'' demişti. Sonra sözlülerime 100-100 verse bile 5 düşmüyordu İngilizce. O da yazılı notlarımı yükseltmiş :) Bana kendi söylemedi hatta. Arkadaşım söyledi.

Arkadaşım: Bak hoca yazılı notlarını yükseltmiş, 5 düşsün diye. (ki yapmayacağı bir şey)
Ben: Hocam, yazılı notlarımı yükseltmişsiniz ?
Hoca: Evet, yükselttim. Yükseltmese miydim ?
Ve gıcık öğrenci ''Yükseltmeseniz de olurdu.'' diyerek arkasını dönüp giderken altta kalmak istemeyen öğretmen ''Kıza bak ya notlarını yükseltiyoruz, yine yaranamıyoruz'' diyerek sitemlerini bildiriyordu :p

Neyse, hocama buradan sevgilerimi ve hürmetlerimi gönderiyorum. Bunu duysa gözleri yaşarırdı ya neyse :) Ya da dalga geçerdi bilemedim şimdi :D
Bu resim de hocam için gelsin :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...