Sayfalar

Ben'den etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ben'den etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Haziran 2014 Çarşamba

Bir Eğitim Yılından Geriye Kalanlar

Çalışkan öğrencinin hali elindeki uç tozlarında belli olur.
Ya da beceriksiz öğrencinin hali ^^

Geometri çözebilen insanlara hayranım :))
Şaka bir yana bu resmi niye çektiğimi hatırlıyorum. Konuyu çalıştıktan hemen sonra testinde ful yapmıştım :) Hem de geometri yani düşünebiliyor musunuz? 
Sonra zirvede bıraktım zaten :D

100 gün dershaneye gitmişsem 99 gün geç kalmışımdır. Ama erken gittiğimde de tam erken gitmişim. İlk defa bir sınıfa giren ilk kişi olmuştum :)) Çok farklı bir hismiş :')
Bu da kanıtı işte. Bi tek benim çantam var :)

Ders çalışırken bana eşlik eden şirin şey ve yıl boyunca kullanmama rağmen hiç tükenmeyen kalemim :)
Ben önceden pembe rengini sevmezdim ''Iyy pembe mi o ne öyle be'' gibi tepkiler verirdim hatta ama elim de hep pembeye giderdi. Gizli severmişim meğer :) Sonra anladım ve özgür bıraktım içimde yıllardır sakladığım bu rengi ama biraz fazla kaçtı sanırım blogun da her yeri pembe :/
Rahatsız olan varsa söyleyebilir biraz daha sadeleştiririm :)

Sizce de bugünlük yeter demi? :)
Hem güzel denk gelmiş niye bozalım ?

Pinky again ^^

İşte hayat felsefem :))
Ama Matematik konusunun üstünde olması da ayrı bir ironik :/

Daha önce hepsini paylaştığım için geriye bunlar kalmış :D
Başlıkta ciddiydim yani :D

O zaman son olarak gece saat +2 de ders çalışmaktan yeni çıkmış blogger çalışmamızla bu postumuzu noktalayalım :)

Iıı bu resim çok çirkin oldu bu şekilde bitirmek istemiyorum :D

Ben de ''O yüzümdeki son sivilce olmasa şampuan reklamında oynardım'' adlı çalışmamla bitiriyorum :D
Aslında o sivilceyi silerdim de neyse ki doğallıktan yanayım. Ya da photoshop programını kullanmayı unutmuş da olabilirim :D

KENDİME NOT: Bir daha gece gece resimleri kurcalamıyorsun :D 


15 Haziran 2014 Pazar

Neler Oluyor Hayatta ?

Şu başlık konusunda kendimi günden güne geliştirdiğimi düşünüyorum. Gün geçmiyor ki daha az saçmalayayım :) Neyse konuyu dağıtmadan iki resim paylaşıp gideceğim müsaadenizle :)

2 Sisters' 2 dirty wallets ^^
Soru: Hangisi benim?

Geçen ilkbaharın yeni açan çiçekleriydi, yeni paylaşıyorum. :)

Annemin en az bizler kadar değer verdiği kendi mahsulleri, namı değer kırmızı biber :) 
Bu arada Maraş'ın dondurmasının yanında kırmızı biberinin de meşhur olduğunu bilmeyen yok demi? 

Kardeşimin minnak karpuzuydu bu da..Büyümedi tabi :)

Dershanenin başlarından..İlk kez çözdüğüm testte ful yapmak sevindirmişti azıcık :D

Bu da Yiğit'in birinci olduğu haftalardan biri. Şu an da Survivor izliyoruz, ailecek bağımlısıyız :)
Bu arada her daim ÜNLÜLER. :))

Bunu da aylar aylaar önce çekmiştim test çözerken. 
Paul'a armağan ediyorum :D

Bu da test çözerken dikkatimi çeken bir şiir. Çünkü bu sözlerin şarkısı vardı eskiden tanıdık gelmişti :)
Böyle şarkıları pek sevmem ama bu şarkı cidden güzeldi.

Merhabaa :))
Test çözerken ne kadar eğlendiğim oradan da görülüyor mu??

Mahmut ile Elif alınmasın ama onlar da kimmiş ki diye hemen işaretlemiştim. Cevap A tabi ki :)
Hüsrev ü Şirin diye halk hikayesi mi olur? 


Bu da uzun süre önce yaptığım bir posttu. Başlığını falan hiç değiştirmeden yayınlayacağım direkt. Kıyamıyorum silmeye yazmışım o kadar:)
Taslaklarımı bir görseniz, Blogger aleminde yazdığım ikinci yazı bile hala taslaklarda :)
Yani şu an hayatımda olan şeyler değil:)

25 Mayıs 2014 Pazar

What's My Name?

Merhabaa:)
Kendimi uzun süredir blogdan soyutlamış gibi hissediyorum. Yazdığım bir kaç tane yazı da mim yazısı oluyor :)
Aslında yine bir mim yazıyordum çünkü yarım kalan üç tane mim yazısı daha var :D Evet doğru bildiniz okuldayken ödevlerimi de yapmazdım ben.
Random Play mimini yapıyordum meşhur zaten bilirsiniz sıradaki şarkı Rihanna'nın What's My Name şarkısı çıktı ve aklıma çok yakın zamanda olan bir anım geldi. Buradan da Rihanna'nın kulaklarını çınlatalım :D
Aslında çok komik bir şey değil öylesine bir şey belki ama ben yazmak istediysem yazarım :D
Kısa kesip (!) konuya giriyorum;
Şimdi dershanede edebiyat derslerinde hoca yazar-eser soruları soruyor sürekli. Her derste sorar yani özellikle de bana :) Dershane eylülde başlamıştı sekiz ay olmuş hocadan hiç ismimi duymadım. Geçen derslerde fark ettim bunu da. Bana soru soracağı zaman hep eliyle işaret ediyor. Tabi anladım ben hoca benim ismimi bilmiyor :) Bu yüzden soru fasıllarında deftere bakıyormuş gibi yapıp sorulardan kurtulmak istemiştim ama sevgili arkadaşlarım planlarımı suya düşürdüler. Hoca beni işaret ediyor ben bakmayınca dürtüyorlar. Madem sorulardan kurtulamadım en azından hocanın ismimi bilip bilmediğini sorup öğreneyim dedim. Yani anlık bir şeydi hocaya bunu sormak aklıma geldi ve hemen arkasından gittim :) İnsan önce bir düşünüp taşınır taşındığı yerde bi daha düşünür demi. Rezil olur muyum, saçma bir hareket olmaz mı diye.

Ben: Hocam size bir şey sorabilir miyim?
Hoca: Sana bugün neden çok soru sorduğumu mu soracaksın?
Ben: Hayır onu sormayacağım, benim ismimi biliyor musunuz?
Hoca: Biliyorum tabi.
Arkadaşım: Söyleyin o zaman hocam hadi bir de biz size soru soralım.
Hoca: düşünmekte...
Ben: Bilmiyorsanız bir önemi yok :)
Hoca: Sen hatırlat o zaman
Ben: Hatice :)

1 gün sonra:

Hoca: Bu soruyu da Haticeye soralım :)

Evet kendi ellerimle yaptım artık hoca ismimi söyleyip söyleyip soru soracak. Bu arada bu olayın üzerinden çok az süre geçmesine rağmen hoca her konuştuğumuzda ismimi söylüyor. Unutmuyorum bak demeye mi getiriyor acaba? :)

Sizce rezil olmuş muyum? Dürüst olun ama :)



16 Mart 2014 Pazar

Bizim Evin Halleri...(4)

Bakın ÖSYM'nin kutusunu ne olarak kullanıyorum :) İntikamımızı aldım arkadaşlar o artık sarma konmuş bir dondurma kutusu! 
Neyse sınav da geldi kendileriyle tekrar muhatap oleceğim için arayı bozmayalım :)

Sister's feet :P 
Hastanede beklerken sıkılmak Vol.1

Benim kepimin altına ablamın fotoğrafını yerleştirdik mi tamamdır, çok eğlenceli!! :/

SAÇLARIMIN UÇLARINI MORA BOYATTIM 
Şaka şaka :) Yanda Ufo yanıyormuş ondan yansımış. Telefonda o saçların neden öyle gözüktüğüne bir türlü anlam veremedim bilgisayara atınca sobayı gördüm kk

Cowboy me ^^

She likes walnuz sooo much. Can you understand???
Cevizi çok seviyor. ANLAYAMAZSINIZ.

Mantııııı. Bayılırım.
Enn sevdiğim yemeklerden annem de çok güzel ama çok nadir yapar :( 
Madem az yapıyorsun çirkin olsun ki istemeyelim ama madem güzel yapıyorsun niye bizi ona hasret bırakıyorsun anne!


Saat gecenin 2.12'si. (Bu arada saat yazımlarında iki nokta değil nokta kullanılır) -mış. Geçen ders öğrendik:)
Ve benim yarın sabah sınavım var ama bir yazı yazmazsam rahat etmeyecektim :) E bu seri de en pratiklerinden malum :) 

İyi geceleer ^_^



20 Şubat 2014 Perşembe

Acrostic to me :)

Ablam bana akrostiş yazmış da ben de dedim paylaşmazsam olmaz :p Gerçi biraz sipariş gibi bir şey oldu ben bana da yaz demiştim o da yazmış :)

Hareketleriyle safın öncüsü
Aklını kullandığında ZEKİ(YE)
Tavrıyla ukala
İyi niyetiyle örnek
Cumartesi gecesi gibi
Emsalsiz birisin işte

Gerçi biraz biçimce olmamış ama anlamı güzel, ilk dizeyi tenzih ederek tabi :)


İyi geceleer :)





17 Şubat 2014 Pazartesi

Bizim Evin Halleri...(3)

Evet bu serinin isminin çocukluğumun dizisinden geldiği doğrudur :) Bizim evin hali, işte sevgi saati :)

Bizim Evin Halleri...
Bizim Evin Halleri...(2)

İşte günlerimiz İnternet'ten böyle saçma salak resimler bulup kaydetmekle geçiyor :) Bu arada kızın parmağının kesildiği falan yok kiraz takmış parmağına.

Ablam şu an adını hatırlamadığım bir deterjanın reklamından esinlenirse ^^

Normalde büyük insanlar kameraya bakar çocuklar başka yönlere bakar bu sefer tersi olmuş :)

O kadar yanına yaklaşmama rağmen inatla benden kaçmayan kedi, merhaba deyin :) Kedi bile korkmuyor benden düşünün o kadar güler(!) yüzlüyüm.

Aslında bu resmin konumuzla pek alakası yok ama ben seviyorum koymak istedim :) Sevgili ablam ve ben :)

Çıkarın beni burdaan !!

Eğleniyor muyuz gençler? Duyamadıııım :))

Sizi seviyorum :)

Bu kadar yeter herhalde? :) Aslında resimlerin çoğu ablamın ve yeğenimin benimki bir tane hatta :) Ama ben bizim ailede en az fotojenik olan kişiyim. Hem her evde ya da arkadaş grubunda vardır ya fotoğraf çekme meraklısı olan kişi işte o benim :) Dolayısıyla genelde kamera arkasında oluyorum :) Bu arada en çok fotojenik olan da ablam o yüzden en çok onun resmi var. Kıskanıyor muyum? Tabi ki evet :)

Bu arada ablamdan bu kadar bahsetmişken onun da blogunun adresini vermezsem olmaz :) 



29 Ekim 2013 Salı

Kahve. Kahve?

Şimdi az önce yaşadığım ve hemen buraya yazmak istediğim olayı okuyacaksınız. Yazının konusu; Allah benim müstehakımı verdi!
Halamgil bize geldi. O sırada da annemgil bir nişana gitmek üzereydi. Şimdi soracaksınız ''Sen neden gitmiyorsun?'' söyleyeyim; babaanneme bakıyorum :) Neyse halamgil dedi ki biz yabancı mıyız gidin siz, hem Hatice evde. Neyse annemgil gitti ama günün favori cümlesi ''Bir çay demle'' idi. Hem annemgil hem babaannem sayesinde 4-5 kere duydum bunu halamgil de her defasında reddetti çünkü içip gelmişler. Neyse babaanem zaten unutkan yine söyledi aynı cümleyi. Halam da artık dayanamadı hadi demle de içelim dedi.

Ben: ???!!!?? tabi :)
(içimden- Demlemesem? Hani içmiştiniz?)

Halam: Neyse sen boş ver çayı hadi bize kahve yap.

Ben: ?????!!!!!!!!!!!??????????????!!!??
(içimden- Kahve? Kahve? Kahve neydi ki? Hah kahvee..
Ama nasıl yapılıyor? Ablam geçenlerde anlatmıştı, dinlemiştim de..
İki kaşık suya bir kaşık kahve mi koyuyurduk? Peki ya şeker?
Bi dakika..İki kaşık su?? Ya nasıl yapılıyordu? Kızardım mı acaba? Bilmiyorum desem? Olmaz.. :(
Ablamı arayayım? Olmaz, duyarlar.
İnternet'ten bakayıım :) Ama ya yapamazsam?

Halam: Neyse ya sen kahveyi de boş ver. Sizde tarhana var mı?
Ben: Tarhana? Ha var var. Olmaz mı? Doluu *_*
Halam: İncir var mı?
Ben: Kurutulmuş incir var.
Halam: Tamam hadi onları getir.

Benim annemin köyünde en çok yetiştirilen meyve incirdir. Bizde yazları kendisi kışları da kurutulmuşu sürekli bulunur. Bunu ilk başlarda doğal karşılamıştım, ama sadece ilk başlarda :(

Ben: Yaa nerede bu incir? İki saattir arıyorum, merak etmişlerdir şimdi. Allah'ım rezil oldum incirin yerini bile bilmiyorum :( Ne derler acaba bulamadım desem?

Öyle de oldu... Rezil oldum. Bulamadığımı söyledim zaten çocukları çağırdı ve gittiler. Bir gün bunun başıma geleceğini biliyordum ama ben :)
Ama ilk ''Kahve nasıl yapılıyordu yaa?'' maceramı isteme merasimine düşünüyordum :P Şaka tabi, şu an uydurdum :)

Neyse efendim. Ana fikir ise; bir an önce kahve yapmayı öğrenmeliyiz :) Siz bilmiyorsanız siz de öğrenin yoksa böyle rezil olursunuz :) Ben ucundan döndüm ya neyse :) Bu arada biz sen miyiz ki kahve yapmasını bilmeyelim gibi yorumlarda bulunmayın efenim :)

Neyse ya zaten dediğim gibi tam olarak rezil olmadım, içmekten vazgeçtiler.
Ben de şu an evde kimse yokken (babaannem hariç) televizyonumu açayım O Ses Tükiye'yi izleyeyim. Sıkılırsam İnternet'e girerim yani anlayacağınız bir elim yağda bir elim bağda :) Aslında yiyecek bir şeyler de iyi giderdi ama babaannemi yalnız bırakıp markete gidemem e malum evde de bi şey yapamıyorum yine meyveye kaldık, iyi ki onlar hazır olarak geliyor :))


NOT: Bakın bu sefer mim yazmıyorum :) Arada başka şeyler de yazabiliyorum yani :) Ama bundan sonraki yazım büyük bir ihtimalle mim ya da değil bilemedim şimdi :))

BU ARADA: 111. yazımı kutlayın ^^


10 Ağustos 2013 Cumartesi

Saçmalardan Seçmeler...(5) Ders Çalışmaya Başlama Aşamaları :(

Bu seride komik-saçma resimleri toplu olarak paylaşıyordum ama bu sefer kendimden bir şeyler yazacağım.
Şimdi size benim ders çalışma yolunda sürdürdüğüm uzun yolculuğu anlatacağım :p Biliyorum çok saçma bir cümle oldu ama benim ders çalışmaya başlamam gerçekten meşakkatli bir yoldan geçiyor :D
Öncelikle ben takıntılı bir insanım. Direkt masanın başına oturup ders çalışamam. Aklım hep başka yerlerde kalır. Ders çalışmaya başlamadan önce yapmam gereken şeyleri yazayım o zaman;

  1. Üstünü başını düzelt. Saçını topla. (Dağınıklık abidesi olan ben ders çalışırken düzgün olmak isterim :p)
  2. Yemeğini ye. (açsan-ki ben genelde açım-)
  3. Dişini fırçala. (e yemek yedik sonuçta)
  4. Namazını kıl (namaz vaktiyse)
  5. Hapın varsa yut, sütünü iç...
  6. Dağıttın yerleri topla (annemin bana her yeri toplatmaması içindi ama farkettim ki zaten her yeri ben dağıtıyormuşum kkk) (artık bu maddeyi iptal ettim çünkü gün bitiyor bunu yaparken)
  7. İşlerini hallet. (aklınıza gelebilecek bilumum işler)
İşte son kısımda çuvallıyorum. Oraya kadar gelebildiysem o kısımda hayatta aklıma gelmeyecek işler geliyor. Zaten bir süre sonra yoruluyorum, dinlenmeye geçiyorum. Sonra araya başka şeyler girince sil baştan :)
Bu zorlu yolu atlatıp ders çalışmaya başlayamıyorum kısacası. Bunları takmayıp direkt otursam dediğim gibi aklım takılıyor, konsantre olamıyorum.

Siz ne düşünüyorsunuz bu saçmalık hakkında? Ya da sizin de böyle saçmalıklarınız/takıntılarınız var mı? Vee beni bu takıntılardan kurtarabilecek yollar biliyor musunuz?

6 Ağustos 2013 Salı

Bu Bir 'Caps Lock' Hatırasıdır...


Başlığa anlam veremediniz değil mi? Resimden de mi anlamadınız bi şeyler? :)
Bizim sınıfın klavyesi bozulmuştu. Herkes de tuşları çıkartıp can çektiriyorlardı zavallıya :) Sonra bir arkadaş geldi bana Caps Lock tuşunu verdi. Anlam veremedim ilk başta sonra kurduğu cümle aynen şu ''Al Kendini Büyütürsün'' :) Ben biraz(!) kısa olduğum için bana o tuşu uygun görmüş :)
Az önce o tuşu buldum, hatırladım :) Benim aksime çok zeki arkadaşlarım vardı lisede. Kabul edin çok zekice bir şaka :) 
Şu an kendime bile itiraf edemiyorum ama ben özledim galiba lisemi :) Özleyeceğimi düşünmezdim, biran önce kurtulmak istiyordum hatta ama benim sorunum o binayla sanırım. Arkadaşlarımı, öğretmenlerimi hep sevdim zaten. Hayatım boyunca rezil olma kapasitemi dolduracak kadar rezil oldum ama onu bile özledim. Sanırım bi daha yaşayamayacak olma duygusu bu. Ama bu kadar çabuk özleyeceğimi düşünmezdim :)

NOT: Bu gün kendi kendime sürdüm ojemi. Normalde ablam sürer. O olmadığında da sürmeyi öğrenmeliyim diye yaptım ama bütün parmaklarımı silmek istiyorum, çok çirkin oldular :(

Son bi NOT: Keşke bi tuşla büyütebilsek kendimizi ama olmuyor işte.

4 Ağustos 2013 Pazar

Sofra düştü 1 dk.

Sevin beni. :)
Yani sofra düşüyo gelip buraya yazıyorum :D
Sofra düşse iyi de ben düşsem sorun. Neyse ben iyiyim:)
İşte sofrayı silkeliyorum o sırada aklımdan geçti, içeridekilere sofra düştü desem ne derler der demez sofra elimden düştü :D Hayır napacağımı da bilmiyorum hemen etrafa baktım gören birileri var mı acaba çünkü benim karizmam o sofradan daha önemli :)) Sonra da içeriye girip anlattım. Annem aynen şu şekilde;
Elhamdülillah, elhamdülillah, elhamdülillah....
sofra mı düştü?
kihkihkihkih
Hayatında bi kere sofra silkeledin onu da attın mı?
kihkihkihkih
:D

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Bazen bir şey yaparsın, ama sen de anlamazsın.



Şimdi ben az önce bulaşık yıkadım. Sonra açıktaki ekmeği gördüm. Biliyorsunuzdur büyük ihtimalle ama bilmiyorsanız da söyleyeyim ekmek açıkta kalırsa sertleşir. Poşetin içine koyarız biz. Ekmeğin sertleşeceğini bile bile orada bıraktım. Kaderiyle baş başa bıraktım da diyebiliriz bir nevi :) Hayır aslında hiç bir kötü maksatım yoktu ekmek sertleşsin diye bilerek yapmış değilim yani :) Şu an bi açıklama getirmeye çalışıyorum ama yok. Anneme de derim artık bilmem takmadım ekmeği diye :)
Az önce de ablamla konuşuyorduk, onların evinde de bardak kırılacak mı diye yere atmıştım. Evet cam bardak kırılacak mı diye yere bıraktım :) Kırıldı tabi. O an da içimden hiç bir şey geçmemişti sadece herkes şaşkın şaşkın bana bakıyordu :)
Böyle garip şeyler yapıyorum ama amacım ne bilmeden yapıyorum :)
Siz de yapıyor musunuz böyle şeyler ? 

30 Temmuz 2013 Salı

Benim 1 İngilizce Öğretmenim Vardı...

Bu resim de ''Açılın, ben İngilizce öğretmeniyim'' hissi uyandırdı XD

Ben lisede ne kadar asosyal bir kişiliksem ortaokulda da o kadar popülerdim. Popüler derken hani havalı, güzel-yakışıklı, zengin... tipler olur ya onlar gibi değil ama. Popülerdim çünkü hocalarla arkadaş gibiydim hatta hocalar benim en yakın arkadaşlarımdı.... falan :D Aramızda acayip diyaloglar olurdu hala hatırladıkça şaşırıyorum. Ben miydim onları söyleyen ? Ama bende yerleri hep ayrı kalacak, asla unutmayacağım onları ve sanırım onlar da beni unutmayacak :D
Mesela ben dershanede denemedeydim, kuzenim kapıda benim sınavımın bitmesini bekliyordu. İlkokuldan ikimizin de dersine giren İngilizce öğretmenini görmüş. Hoca hemen beni sormuş kuzenim olduğunu bildiği için. Kuzenim de ''Hocam hatırladınız mı Haticeyi'' demiş. Hoca da Hatice unutulacak kız mı demiş :D Bi fırtına gibi geçtim yani okulumdan :P Mesela sizle bir kaç diyalog paylaşayım;

Hoca satranç kulübünde öğretmenmiş. Bana da kulüple ilgili bir evrak verdi aşağıya götür dedi. Ben de baktım. Sen hocanın sana verdiği kağıda ne diye bakarsın ? Sana ne demi?

Ben: Hocaam! Siz satranç kulübünde misiniz??
Hoca: Evet. Ne sandın. (her zamanki havalı)
Ben: Ama benim bildiğim kadarıyla satrancı zekiler oynar, siz nasıl oynuyorsunuz ki ? (O.o)
(Hala bunu söylediğime inanamıyorum :))
Sonra tüm sınıf benim üstüme yürümeye başladı. İşte sen haddini aştın, hocaya aptal-gerizekalı mı demeye kalkıyorsun, sen kim oluyorsun. Karşındaki bir öğretmen... Ben korktum tabi. Hemen hocanın arkasına saklandım :D Pişkinliğe bak. Hocaya laf ediyorum sonra da tekrar hocaya sığınıyorum. Biri demişti ya hani ''o bir öğretmen'' diye ben de ona cevaben ''O öğretmense ben de geleceğin öğretmeniyim'' diye el kol hareketi yapıyorum, hocanın arkasından :D Hoca ne dese beğenirsiniz ? ''Geleceğin öğretmeni ? Hmm.. Tuttum bu lafı!'' :)) Adam cidden sabırlıymış ama.

Sonraa..

Arkadaşım: Hocam çok hızlı konuşuyorsunuz, anlamıyorum.
Ben: Hocam ben de çok hızlı konuşurum iyi anlaşacağız biz. (yağcılığa gel)
Hoca: Zaten zekilerle aptallar iyi anlaşırlarmış.
Ben: Hocaam ??
Hoca: Nee ?
Ben: Hocam kusura bakmayın ama oradaki zeki ben oluyorum.
Hoca: Ben zaten sana zeki değilsin demedim ki.. Yarası olan gocunur.
Ben:...


Hoca:... (Burada hoca her zamanki gibi kendini över)
Ben: Hocam kendinizi övmede de bir numarasınız.
Hoca: Ben senden önce de bir numaraydım, senden sonra da bir numarayım.
Ben:...(oldu o zaman görüşürüz.)


Hoca: Çok konuşuyorsun, boş konuşuyorsun da iyi kızsın seviyorum seni.
Ben: Ben de sizi seviyorum hocam. Her şeye rağmen...
Hoca: Ben seni hiç bir şeye rağmen seviyorum.
Ben: The person you have called cannot be reached at the moment

İlkokul dendi mi ilk kendisi gelir aklıma :) Dikkatinizi çekerim hiç bir konuşmada da cevap verememişim :( Daha böyle bissürü diyalog var ve yine hiç birine cevap veremiyorum :) Hoca çok havalıydı ama. Yok şu kadar ülke gezdim, şu kadar dil biliyorum. Şu ülkede okudum. İngilizce öğretmenisin, bil bir zahmet!
Sadece bir yıl dersime girdi ama hayatımda unutamayacağım öğretmenler listesinde derece yapar :) Evet öyle bir listem var :P
Ama buradan hep kavga ettiğimizi, didiştiğimizi düşünmeyin. Bir keresinde tüm sınıfa karşı beni savunmuştu. Bu sözü pek onaylamasam da ''Buradaki bir öğrenci için hepinizi yakarım'' demişti. Sonra sözlülerime 100-100 verse bile 5 düşmüyordu İngilizce. O da yazılı notlarımı yükseltmiş :) Bana kendi söylemedi hatta. Arkadaşım söyledi.

Arkadaşım: Bak hoca yazılı notlarını yükseltmiş, 5 düşsün diye. (ki yapmayacağı bir şey)
Ben: Hocam, yazılı notlarımı yükseltmişsiniz ?
Hoca: Evet, yükselttim. Yükseltmese miydim ?
Ve gıcık öğrenci ''Yükseltmeseniz de olurdu.'' diyerek arkasını dönüp giderken altta kalmak istemeyen öğretmen ''Kıza bak ya notlarını yükseltiyoruz, yine yaranamıyoruz'' diyerek sitemlerini bildiriyordu :p

Neyse, hocama buradan sevgilerimi ve hürmetlerimi gönderiyorum. Bunu duysa gözleri yaşarırdı ya neyse :) Ya da dalga geçerdi bilemedim şimdi :D
Bu resim de hocam için gelsin :)

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Saçma bi' şey..

Hani yolda giderken başka bir yola dönersiniz de tam da o sırada karşınıza biri çıkar, siz yana geçersiniz karşıdaki de geçer siz diğer yana geçersiniz karşıdaki de geçer. Bir kaç kere seri şekilde tekrarlanır ve rezil olursunuz doğal olarak :D Ben anlatamadım sanırım ama siz anladınız olayı :) Bu aslında normal bir durum tabi bir insanla olunca...
Bir kedi ile değil !!!
Güler misiniz, ağlar mısınız, rezil olduğunuzu mu düşünürsünüz? Hem de kediye :)
İşte bakkala gidiyordum döndüm ve önümde kedi. Korktum tabii, kedi de korktu ama :) Çok komik bir sahneydi ya kedi resmen insan gibi 3 defa sağa sola gitti benimle. Sonra ben arkaya doğru gidince kaçtı :) Ben bakkala girdim baktım kedi bana bakıyor :) Sonra ben de bakınca rahatsız oldu sanırım bana baka baka gitti :D Eve geldim anlattım bizimkilerin yorumu şu şekilde;
Kedi şöyle düşünmüştür ''Birazcık boy farkı var ama sanırım bu da bizden''
Sana da bu şansla ancak kedi geri dönüp bakar :p


Kedi bana aynen bu şekilde bakıyordu ben bakkaldayken :)

Sizin de başınıza böyle bir olay geldi mi ? Yaşama ihtimaliniz var eğer kediden korkuyorsanız (aniden görünce).

7 Temmuz 2013 Pazar

Eskilerden Esintiler ~~ (Başlığa Gel :D)

Başlığıma kendim bile gülüyorum hadi dedim kalsın başka bi şey de bulamadım zaten düşünmedim daha doğrusu :) 
Geçen yazlarda ablamın kocasının [sanırım eniştemin desem daha kısa olurdu :)] köyünde çektirdiğimiz fotoğrafları paylaşayım dedim :)


Eve varır varmaz bu köpek karşıladı bizi anlayacağınız gibi bekçi köpeği. Hayvana poz ver demiştim o da verdi :) Hem de ben telefonu çıkarıp dolu olan belleği boşaltana kadar pozisyonunu bozmadı :) Artist olacak köpekmiş de... 


Kardeşimin eşeğe binme çabaları :)


Bu nohutun ilk hali. Görünen yeşil şeylerin (evet tanım bulamadım) içinde nohutlar var :) Bunlar bu şekilde de yeniyor, çünkü yumuşak oluyorlar. Ama ben sevmiyorum 


Sisli ve karamsar bir manzara... 


İnekler ^^


Menzelet barajı manzarası...


Poz verme çalışmaları...


...poz verememe çalışmaları :))




Tırmandığımız tepe buydu. Zirveye değil de bu bayrağa kadar çıkalım dedik devamından korktuk çünkü :) 
Bu bayrağı da köyün öğretmeni yapmış ve yaparken düşmüş, bir şey olmamış ama.


Ablam manzarayı çekmeye çalışıyormuş ama kenarda ben de çıkmışım ^^ Çok da düşünceliyim, halbuki hatırlıyorum yok öyle bi şey yorulmuşum demek ki :)


Vee..
Eşek sessizce uzaklaşır..
DÜZELTME: İneğe eşek demişim biriniz de uyarmıyonuz :)


Son olarak bu resmi koyayım, güneş batıyor olsa gerek..

Çok eğlenceli bir gündü ve yorucu. Tırmanmak güzel. Yürümeyi çok sevmem daha doğrusu yorucu buluyorum ama tırmanmak güzel :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...