1 Ağustos 2016 Pazartesi

SNAPCHAT 👻

Son dönemin en popüler sosyal medya hesabı bariz bir şekilde Snapchat. Ben de uzun süre önce açmıştım ama tembellik işte yeni paylaşıyorum burada :) 
Ben şahsen çok seviyorum bu uygulamayı. Çabasız, uğraşsız, anlık paylaşımlar yapılıyor. Daha samimi. 

Snapchat filtreleri bile bence açmak için başlı başına bir sebep. Çok güzeller :) Özellikle makyaj filtreleri favorim. Hatta böyle bir yazı okumuştum favori filtrenize göre karakter analizi yapıyordu :P 

Bu da benim tatlış Nuniş'im. Yeğenim Snapchat'i benden çok seviyor, hadi yüz değiştirelim diyip duruyor :) Ama filtrelerden korkan komşularımız da yok değil kkk
Ama bir kötü özelliği var kişileri takip etmesi biraz sıkıntı. Aslında kötü özellik de değil çok fazla öyle önünüze geleni takip etme profiline bakma olanağı yok. Ancak rehberinizdeki kişileri bir de kullanıcı adını bildiğiniz kişileri takip edebiliyorsunuz. 
Eveet kullanıcı adlarınızı ya da sevdiğiniz hesapları yorum olarak yazabilirsiniz ben seviyorum böyle insanları takip etmeyi kk işim gücüm yok :) Yoo yoo PDR'ciyiz sonuçta insanların olduğu her ortamda ben de olmalıyım :P

Evet, benim kullanıcı adım htcsk. 
Ve evet adımdan soyadımdan sesli harfleri çıkartarak yaptım, çok yaratıcı demi? Ne yapayım LoverK lı şeyler alınmıştı hep :) 

Gözüm üzerinizde !!!




26 Haziran 2016 Pazar

2 BROKE GIRLS

Merhabalaar :) 
Bu saatte yazı yazmam saçma olur mu bilmiyorum ama bir kaç sene önceki Ramazan aylarında gece buralar çok ıssız olmuyordu Bloggerler gerçekten o kadar değişti mi canım?:)
Şimdi öncelikle bu diziyi izlemeye devam eden tek kişi gibi hissediyorum kendimi. Hiç görmüyorum etrafta bu diziyi izleyen evet arkadaşlar 2 Broke Girls bitmedi hala devam ediyor :D
Gerçi sezon finali oldu. 
Çoğu kişinin favori karakteri Max. Ben de Max'i çok seviyorum ama sanırım benim dizide favori karakterim yok çünkü seçim yapamıyorum. Hem illa seçim yapmak zorunda mıyız, illa taraf mı tutmalıyız bir şeyi de bütünüyle ya da duruma göre sevemez miyiz? Evet sosyal mesajımı da verdiğime göre sıradaki :P
Evet bu da Caroline. Hani bir dizi karakteri olsan hangisi olmak istersin diye sorarlar ya sanırım Caroline derim :) 
İşletme okumuş olması ve finansal zekası etkili sanırım bunda :) İşletme okumak hep benim hayallerimdi. Hani böyle çıtır dizileri yorgun zamanlarda vakit geçirmek için izleriz ya bu diziyi izleyince bana çalışma şevki geliyor :) Ve maalesef hayallerimi hep canlı tutmama neden oluyor :) Sanırım işletme alanında yüksek lisans yapma düşüncelerinde bulunuyor olabilirim. Neyse belki bu düşüncelerimi başka bir yazıyla ayrıntılı anlatabilirim :)

Bu arada Caroline'nın mezunu olduğu için övünüp durduğu Wharton'un hep uydurma bir okul olduğunu düşünüyordum. Ama araştırdım ki öyle değilmiş. Gerçek bir okulmuş ve dünyada en iyi işletme eğitimini veren okullardan biriymiş. Ayrıca belirtmek isterim ki Google'in şu anki CEO'su bu okulda İşletme yüksek lisansı yapmış. Evet bunları sadece laf olsun diye yazıyorum asla ve asla çılgınca hayallerimin olduğunu düşünmeyin. (utanan maymun smiley)

Evet 2 Broke Girls'ten bahsederken Google'in CEO'suna ne zaman geldiğinizi düşünüyor olabilirsiniz, başlıkla uyumlu olarak konuya sadık kalmak mı? Asla!

Evet bu kızların tatlı, karamsar ama umut dolu, sıradan ama eğlenceli hayatlarını izlemeyi seviyorum. Bu da favori repliğim;



21 Mart 2016 Pazartesi

KLASİK FİLMLER

Kendim hakkında en rahatsız olduğum konulardan biri az film izlemem olduğuydu. Aslında film izlemeyi seviyorum ama iki saat boyunca oturup filmi izlemek sıkıcı geliyor biraz. Tabi üniversiteye başlayınca güncel filmlere daha çok gider oldum arkadaşlarım sayesinde. Sıra o klasik, herkesin izlediği izlemese bile adını ve konusunu bildiği filmlere geldi. Oda arkadaşlarımla haftada bir film izleme kararı aldık. Haftada bir az tabi yine ama en azından diyelim :)

İlk filmimiz geçen seneden beri hep izlemek istediğimiz ama bu seneye kalan Ölü Ozanlar Derneği
En iyi senaryoda Oskar almış. Herkesin izlemesi gerekir tabi özellikle Eğitim Fakültesinde okuyanların. Ancak 1989 yapımı olması itibariyle biraz eski kaldı. Eski filmler günümüzde izlenmez gibi bir şey değil de orada işlenen konu, olaylar, düşünceler değişiyor zamanla. 
Ancak eğitimle ilgili anafikir zamansız tabi ki :)
Bu aradaa Kendall Jenner'in geçenlerde bu filmin fotoğrafını paylaştığını belirtmek isterim. Dedikodu yapmak gibi olmasın ama bence o da yeni izledi :D
7.5/10

Aynı günün sonunda ise;
Leon The Professional
İşte buna bayıldım! Konusunu falan da biliyordum bu kadar seveceğimi düşünmemiştim. Ama en sevdiğim filmlerde ilk üçe girer hatta zamanla bu etkisi devam ederse en sevdiğim film olur yani :)
O zaman bir replik gelsin;
Mathilda: Leon, hayatını kazanmak için tam olarak ne yapıyorsun?
Leon: Temizlikçiyim.
Mathilda: Yani bir tetikçi misin?
Leon: Evet.
Mathilda: Bu harika.
10/10

Son klasiğimiz ise Amelie oldu. Arkadaşlarım bunu çok beğenmese de ben sevdim. Başları güzeldi ama evet biraz yavaş ilerliyor. Paris sokakları çok tatlıydı. Ve Fransızca öğrenmek istediğimi yeniden hatırlattı bana :) 
6.5/10

Eveet, son haftanın klasikleri bunlardı. En azından "izlemedim" demeyeceğiz :) Bir de bunları izlemeyen bir tek ben mi varım ya lütfen yorum yazın :) Belki bir sonraki filmimiz bir Hint klasiği olan "Milyoner" olur. Ve evet onu da izlemedim!


18 Mart 2016 Cuma

Ben Bu Aralar

Ben "Ben Bu Aralar" yazılarını okumayı çok severim. Hep de yazmak istemiştim ama farklı bir başlık bulmaya çalışıyordum. Bir çok başlık denedim ama hiçbiri içime sinmiyor dedim bari klişe olsun ama güç olmasın ben de herkesle aynı başlığı kullanayım :)
Bu yazıya da uzun bir giriş yaptığıma göre Welcome to blog diyorum kendime :) Uzun süredir yazı yazmadığımın farkındayım. sorry!

Öncelikle bu aralar ülke olarak hiç iyi halde değiliz. 3 defadır kalbimizden vuruluyoruz. Hangi düşünce sınavdan yeni çıkmış gencecik insanların ölmesine sebep olabilir? Hangi düşünce bir insanın canı eder? Orada hepimiz olabilirdik, hepimiz o durakta bekleyebilirdik. Umarım bu son olur çünkü artık hiçbirimiz yeni acılara tahammül edemeyiz.

Dizi olarak 2 Broke Girls'ü izliyorum. Caroline karakterinin iş konusundaki davranışları bana itici güç oluyor :) Bir de sanırım 1 saatlik dizileri izlemek bana yorucu geliyor, 20 dakika ideal ;) Ama 2 Broke Girls'de yeni bölüm beklediğim için yakın zamanda New Girl'e de başlayabilirim. Bir de 2 Broke Girls'ü yeni baştan İngilizce altyazı izlemeye başladım İngilizce'm gelişsin diye :)
İngilizce demişken dilimi geliştirmek için tamamen İngilizce bi blog yazmayı da düşünmüyor değilim ama ileride belki :P

Bu resim benim mottom olmuş durumda. Her yere bu resmi koymaya çalışıyorum. Aslında ben çok tembel olsam da çalışmaya da çok şevkli biriyim :) Öncelikle size telefonumu kaybettiğimi söyleyeyim. Mersin'e gelirken otobüste unuttum sonra da bulunamadı tabi. Ama babam bana sürpriz yapıp yeni bir telefon almış :) Evde beni bekliyor kendileri 15 gün sonra kavuşacağım. 
Ve resimle alakalı olan kısmına gelirsek bu sorumsuzluğumdan sonra kendimi biraz cezalandırdım. Para harcamalarımı kısıtladım. Bir de artık çalışma deneyimi yaşamak istiyorum. 21 yaşındayım ve hiç kendi paramı kazanmadım. İş ilanlarına bakıyorum başvurabileceğim işler var oyun ablalığı falan gibi. PDR de okuyorum çocuk psikolojisi dersi gördüm. Bana uygun bence ama cesaret edemiyorum. Daha önce hiç çalışmadığım için yapabilir miyim bilmiyorum. Bana biraz cesaret verirseniz hiç fena olmaz ;))

Dinlediğim müzikleri de yazının aralarına serpiştireyim;

Kore dizisi olarak da Descendats of The Sun a başladık. Yeni bir dizi zaten ve çok güzel. Başrol erkeğimiz asker ve kızımız doktor. Asker-doktor yakıştırmasını onlar da düşünmüş demek ki.
Ben tek başıma ise eski bir dizi olan You Are Beautiful u izliyorum. O da güzel zaten izlemeyen bir ben kalmıştım :) 
Diğer arkadaşımla da zorla başlattığım Dae Jang Geum u izliyorum :)) Ama hiç bir yerde Türkçe altyazı bulamadım hep dublaj :( Siz biliyorsanız söyleyin bana da :)
Evet Kore dizilerinde işler karışık :)

Çok fazla hayal kurduğumu milyon kere söylemiştim ama hayal kurmak da bir yere kadar artık hayallerimi gerçekleştirmek için somut adımlar atmalıyım. Mesela milyon tane yapmak istediğim şey var ama onlar bile yazılı halde değil. 
Bilgi de öyle bence. O kadar çok şey biliyoruz ki artık haddi yok. Artık bilgilerimizi eyleme dökmek ve hem kendimize hem de başkalarına yararlı hale getirmek zorundayız.


Evi ve evdekileri çok özledim özellikle gel fotoğraf çekilelim dediğimde yanağını yanağıma yapıştıran yeğenimi ^.^

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'ni bitirdim, başlarda beğenmemiştim basit gelmişti ama sonlara doğru bayıldım. Hatta yazısını yazacaktım ama İnternet'te yazmayan kimse kalmadığı için benim bir farkım olsun dedim :) Ama bu kitabı okurken de salaklığımı konuşturdum ve kitap bitmeden katilin kim olduğuna baktım ve tahmin ettiğim kişiymiş :))
Beyoğlu'nun En Güzel Abisi bitince Eşref Saat'e başladım. Deneme okumayı çok severim ancak bunu sevmedim gibi.

Kısaca bu ay fazlasıyla Birdy dinledim.

Bu zamana kadar yazacak bir şey bulamadığım için yazmıyordum ama yazacak daha çok şey varmış :) Neyse daha fazla uzatmayayım, siz neler yapıyorsunuz?




3 Mart 2016 Perşembe

Filtrelerden Mesaj Var!

Instagram’ın hayatımıza girmesiyle neredeyse fotoğrafçılığın da tanımı değişti. Artık herkes birer “photographer”. Bu durum her ne kadar profesyonel fotoğrafçıları kızdırsa da zaman geçtikçe çok başarılı işler çıkaran amatör mobil fotoğrafçılar da çoğaldı. Yoksa filtreler mi demeliyiz? :)
En sık kullandığınız filtrenin, aslında takipçilerinize yaşamınızla ilgili minik ipuçları verdiğinin farkında mısınız?
Gingham:
Neşelisiniz, enerjinizi gün ışığından alıyorsunuz.
Moon:
Sanata aşık, iflah olmaz bir romantiksiniz.
Lark:
Muzipliklerinizle nam salmışsınız.
Reyes:
Entelektüel bir kişiliksiniz.
Slumber:
Doğa ve şehir manzaralarını seviyorsunuz.
Crema:
Yemeye içmeye bayılıyorsunuz.
Ludwig:
Kendinizi seviyorsunuz, Selfie sizin işiniz.
Perpetua:
Kapalı mekanlarda daha fazla zaman geçiriyorsunuz.
Amaro:
En sevdiğiniz soru: “Akşama planın var mı?”
Mayfair:
Doğa gezileri, yaz tatilleri sizden sorulur.
Hudson:
Şehri ve sokakların ruhunu keşfetmek sizi heyecanlandırıyor.
X-Pro II:
Eve kapanmak hiç size göre değil.
Hefe:
Sizin için mutluluk doğada!
Filtre kullanmaktan hoşlanmıyorsanız, “Sevdiklerimi de filtresiz, olduğu gibi takip etmek en güzeli” diyorsanız henüz seçenekler bitmedi:


Bir boomads advertorial içeriğidir.

11 Şubat 2016 Perşembe

GÜNCELLEME #2

Uzun süredir yazı yazmadığımı biliyorum. Yazmak da istiyorum ama bir türlü yazacak konu gelmiyor aklıma. Ya da doğru bir başlık bulamıyorum. Ben de bu başlığı sevmesem de yine de neler oluyor neler bitiyor yazayım dedim :)

Öncelikle okulun ilk dönemi bitti çok şükür. 25 Ocak'ta gelmiştim Kahramanmaraş'a. 28 Şubat'ta geri gideceğim. Herhangi bir dersten kalmadım hatta nazar değmezseniz ortalamam 3.63 :D
Ama bir dersim 89'da bir dersim de 88'de kaldı onlara çok üzüldüm :(
Aslında fazla sevinmemem gerek çünkü genel olarak sınıfın durumu iyi ama yine de akademik kariyer için planlarım oluşmaya başladı ve ikinci dönem derslerim konusunda daha iyi şeyler yapmayı düşünüyorum. Bir PDR'ci olarak en çok yapmam gereken şey kitap okumak bence ve uzun süredir aksattığım kitaplara geri dönmek istiyorum :) Şimdilik Beyoğlu'nun En Güzel Abisi ile başladım ama yanlış bir tercih oldu sanırım çok sarmadı.

Eve gelmişken tabi ki başlaması için gün saydığım Survivor'ın da bağımlısı olduk. Ben daimi bir Ünlüler destekçisiyken (bana sinir olabilirsiniz ama) Semih sebebiyle bu sene Gönüllüler takımını destekliyorum :))

Ve yıllardır izlemek istediğim Forrest Gump'ı izledim. Çok güzeldi. Ama konu filmin güzel ya da kötü olması değil ben nasıl bir film bile izleyemeyecek kadar meşgul hissedip bir koala kadar tembel olabiliyorum? :)
Mesela yıllardır bir beslenme ve spor programı yapmak istiyorum ama sanırım bir şeyleri pat diye yapmalıyız. O zaman yarın sabah yürüyüşe çıkmaya ne dersiniz? Hayır mı? Teşekkürler.

Bir de artık iyi bir şekilde İngilizce konuşmanın zamanı geldi :) www.voscreen.com sitesi hoşuma gitti. İlgilenenler bakabilir, sizin bana önerebileceğiniz siteler var mı? :)
Son olarak yarın 12 Şubat. Kahramanmaraş'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 96. yılı!
Burada bayram kutlamaları çok coşkulu geçer. Biz bu bayrama Çete Bayramı deriz Maraş'ta. Çete kurtuluş döneminde şehrini korumak için savaşmış kişilere deniyor. Kuvayımilliye gibi. Çeteleri temsilen 7'den 70'e erkekler çete kıyafeti giyer. Haftalar hatta bir ay öncesinden sokaklarda bu kıyafetle dolaşırlar. Sokaklarda davullarıyla, zurnalarıyla çete toplulukları görürsünüz. "Ceddin deden, neslin baban..." diyerek dolaşırlar.

Bu sene belediyeler  de baya etkinlik yapıyor 12 Şubat için. Her yerde etkinlik posterleri var. Kültür merkezleri, meydanlar gösterilerle, müzik dinletileriyle, yarışmalarla dolu.
12 Şubat'ın sabahında ise asıl coşku başlar. Meydanlarda geçitler, çete gösterileri yapılır. Akşama doğru ise Maraş'ın en meşhur caddesi Trabzon Caddesi'nde her mahallenin çete grubu ayrılır eğlenilir, dans edilir, halay çekilir. Havai fişekler zaten gırla :) Sonra ise Mustafa Ceceli konseri olur. Yani son üç senedir öyleydi artık belediyenin maaşlı şarkıcısı olduğunu düşünüyorduk ama bu sene değişmiş :))
Velhasıl kelam Maraş'ta  kurtuluş öyle sadece bir iki konserle kutlanmaz. Çok coşkulu olur. Eğer Maraş'a gelmek istiyorsanız Kurtuluş Bayramı zamanında gelmenizi öneririm :)
Kurtuluş etkinliklerini merak edenler ise Buradan bakabilirler :)


25 Ocak 2016 Pazartesi

Gülümsemeye dair şaşırtıcı gerçekler: Hangi gülümseme ne anlama geliyor?

Vücut dili kullanımının en belirgin özelliklerinden olan gülümsemenin farklı çeşitleri, altında farklı anlamlar barındırıyor. Tıpkı hissederek gülümsemenin ve mutlu olmadığımız halde gülümsemenin karşımızdaki kişiler tarafından hissedilebiliyor olması gibi, nasıl güldüğümüzün de karşımızdaki kişiler tarafından algılanış biçimi farklılıklar gösterebiliyor.
Dudakları kapatarak gülümsemek
Dudaklar kapalı şekilde gülümsemek, gülümsemenin en yaygın olarak kullanılan çeşitlerinden biri. Kolay yapılabiliyor olması, gülümsemek istemediğimiz ancak gülümsememiz gereken durumlarda karşı tarafa kibar ve nazik bir tepki vermeyi daha kolay hale getiriyor. Dudaklar kapalı olarak gülümsemek, çoğunlukla samimi algılanmayan bir gülümseme biçimi. Gerçekten hissederek gülümseyen kişilerden dişlerini göstererek gülümsemelerini bekliyoruz. Her ne kadar orta dereceli bir samimiyet belirtisi olarak algılansa da, karşımızdaki kişinin gülümserken dişlerinin beyazlığına güvenmiyor oluşunun ya da dişlerindeki problemleri gizlemek isteyişinin de dudaklarını sıkı şekilde kapatarak gülümsemeyi tercih etmesinin sebebi olduğunu da aklımızın bir köşesinde bulundurmakta fayda var.
Kendini beğenmiş gülümseme
Kendini beğenmiş ve odağın kendisinde olmasını isteyen insanların çoklukla kullandığı bu gülümseme çeşidinde, dudaklar genelde kapalı ve gülümseme sağa ya da sola çekilmiş olarak bulunuyor. Zaman zaman dudakların aralık olduğu ya da üst dudağın biraz daha kalkık tutulduğu durumlarda da gözlenebiliyor. Dudaklarla birlikte kaşlarda da bir tarafı kaldırmak gülümsemeyi tamamlayıcı olarak kullanılabiliyor.
Kendini beğenmiş şekilde gülümseyen insanların bir çoğu bulunduğu ortamda lider konumunda olmak isteyen ve odak noktası olmak isteyen kişiler. Kalabalık bir ortamda iletişim kurduğunuz kişilere bir süreliğine bu şekilde gülümsemeye devam ettiğinizde sizinle konuşurken çok daha dikkatli ve gergin olduklarını hissedebilirsiniz.
Yarım gülümseme
Kendini beğenmiş gülümsemeye oldukça benzeyen bu gülümseme türü, asimetrik bir görüntü yarattığı ve tam olarak ne yaptığınızın anlaşılmaması nedeniyle en karmaşık ve en farklı tepkiler alabileceğiniz gülümseme çeşidi. Kendine güven, utanma, ilgi, kızgınlık, dominantlık gibi birbirinden çok farklı duyguları yansıtabiliyor.
Ağız açık gülümseme
Ağız açık olarak gülümseme, dişlerin tamamının gösterildiği gülümseme çeşidinden farklı olarak, kahkaha atarken çekilmiş bir fotoğraf görüntüsünü andırır. Bu gülümseme de, şaşırtıcı şekilde çoğunlukla yapay ve samimiyetsiz bir imaj yansıtır. Her ne kadar yapay olsa da, bu şekilde gülümseyen kişiler çoğunlukla umursamaz, ben merkezci ve eğlenceli kişiler olarak tanımlanır. Özellikle fotoğraflarda fotojenik görünmenin en kolay yollarından biri, tüm dişleri göstermek ve ağzınızı olabildiğince açmak. Tabii ki öğle yemeğinde dişinizde maydanoz kalmadığından ve dişlerinizin yeterince beyaz olduğundan emin olduktan sonra:)
Bu içerik http://www.uplifers.com/ tarafından hazırlanmıştır.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

12 Ocak 2016 Salı

Mim: Nasıl Bilirsiniz?

Uzun süredir mim yazmıyordum. Bu sürede sanırım mimlendiğim bir kaç mimi yazamadım. Öncelikle o arkadaşlarımdan özür diliyorum sonra da D.S.K. komşuma teşekkür ediyorum :)

Bu mimin benzerlerini daha önce de yapmıştım. Takip ettiğimiz bloglarla ilgili düşüncelerimizi yazıyoruz. Ama o kadar çok blog takip ediyorum ki hangi birini yazsam? :)
Bu arada bahsettiğim bloglar otomatik olarak mimleniyormuş. öyle diyolla

D.S.K. : Blogunu açtığı ilk zamanlardan beri takip ederim, çok eğlenceli. Aynı zamanda adaşız :) Yazılarını okurken hiç sıkılmam çok samimi yazıyor. Ana sayfaya yazısı düştüğünde direkt açtığım bloglardan :)

Sawako Kuronuma: Blog adıyla Kore Günlüklerim... Onu çoğunuzun tanıdığını düşünüyorum. Dizi film yazıları da hayatıyla ilgili yazıları da çok güzel. Ayrıca İnternet'ten alışverişle ilgili çok bilgilendirici yazılar yazıyor :)

Nabrut: Bu tür mimlerin hepsinde yazmışımdır mutlaka. Nabrut'u hepimiz çok seviyoruz :) Yazıları hem düşündüren hem güldüren cinsten. Kaliteli komedi yani :)
Kore dizi ve filmlerini de çok güzel tanıtıyor, çok emek veriyor belli. Ben şahsen izleyeceğim dizilere onun blogundan karar veriyorum. Sen hep dizi izle e mi Nabrut :P

Arrakis: O da benim blogger deki uzuun süreli arkadaşlarımdan. Çok kaliteli K-Pop yazıları yazıyor. Bu yıl üniversiteye başladı ve yeni hayatını okumayı da çok seviyorum :)

ben Raif: Raif çok yetenekli maşallah :) Blogundan kesinlikle ilham alacak bir şeyler bulursunuz. Özellikle de biz öğrencilere hitap edebilecek D.I.Y yazıları çok yararlı fekat kıskanmıyor da değilim :P

Ben ve Yolculuğum: Mien aramıza geri döndüüüü :) Çok sevindim gerçekten çünkü çok sıcak yazıları var. Ben belki bütün yazılarını okumuşumdur. Açıp sıra sıra okunan yazıları var çünkü sohbet ediyor gibi çok samimi :) Şey bu biraz stalk'a giriyor olabilir :D

Ben Ölmeden: Ben Ölmeden'i hepiniz biliyorsunuzdur diye düşünüyorum. Adından da anlaşılacağı üzere ölmeden önce yapmak istediklerini ve tabi ki başka şeyleri yazdığı bir blogu var :) (tanıma gel)
Benim neden böyle bir blogum yok deyip iç geçirdiğim tamamen efsanedir!

Bengilisular : O da blogunu çok sevdiğim kişilerden. Sürekli seyahat etmesi beni benden alıyor hem de öğrenci haliyle :) Onun da eski yazılarını bayağı eşelemişliğim var :) Zevklerimiz çok fazla uyuştuğu için kitap önerilerini özellikle dikkate alıyorum ;)

Bi Kot Bi Tişört : İtiraf ediyorum ben tam bir magazinseverim :) Hele komik ve samimi bir dille yazılınca yeni yazı yazmasını dört gözle bekliyorum. Zaten hepiniz biliyorsunuzdur PinkFreud'u...
Pink olmayan orijinal Freud da yeterince ilgi alanımda haliyle PDR okuduğum için :P

birgaripSeyma : Şeyma'yı bloggerlar olarak hepimiz seviyoruzdur herhalde :) Yazılarını ise Şeyma'dan bağımsız olarak da seviyorum :)

Merve Çelik : Listeye bir tane de kozmetik blogu koymam gerekirse bu "Sen İstiyor Ruj?" blogu olur. Hem kendisini seviyorum hem de kendisinin de öğrenci olması nedeniyle bütçeme daha uygun önerilerde bulunuyor olmasını seviyorum :)

Bu Kaçıncı Oldu Hatırlamıyorum : Kendisinin tıp okuyor olup blog yazması ayrı bir konuyken nasıl bu kadar çok dizi izleyebildiği asıl konumuz :) Dizi yazıları favorim...

Bunu Sevdim : Blog açtığım ilk günlerden beri yazılarını okuduğum gelmiş geçmiş daimi favori bloglarımdan. Başka söze gerek var mı?:)

Güneş Gülerse: Ablamın blogunu da koymazsam olmaz tabi :)

Hayallerimde Ben: Ebru'yu yazmazsam zaten olmazdı. Blogunu çok seviyorum. Kendisini blogundan daha çok seviyorum :) Böyle sanki gerçek arkadaşımmış gibi. Yaşıtız da zaten. Gerçekte de görüşmeyi çok istediğim bloggerler arasında. Çok hayalperest, benim gibi. Ama o benden farklı olarak hayallerini gerçekleştirmeyi de biliyor :) İnterrail yaptı mesela sonra da Erasmus. Blogunda ve Youtube kanalında anlatıyor bütün maceralarını.


11 Ocak 2016 Pazartesi

HAYATINI ERTELEME!

Artık hayallerimi, düşlediğim hayatı yaşamak için bir şeylerin geçmesini beklemekten vazgeçtim. Çünkü o şeyler hiç bir zaman tam olarak geçmeyecek, hep daha yenileri gelecek ve ben hayallerimi hep erteleyeceğim. 
Son bir kaç yılıma baktığımda gönül rahatlığıyla "Yaşadım!" diyemem. Evet üniversiteye başladım, şehrimi değiştirdim, ailemden ayrıldım, yeni ve güzel arkadaşlarım oldu. 
Ama ben bunları yaşarken hep yüzeyseldim sanki. Hiç içinde değilmiş gibi, hayatımı beklemeye almış gibi. Öyle olmasa bile ben öyle hissediyordum en azından. Çünkü bu benim geçici hayatımdı. Değişecekti. 
Ama vazgeçtim. Değiştirmeyeceğim. 
Ben kim olduğumu, ne yapmak istediğimi biliyorum. Ve bunun yalnızca bir anahtarı yok. Onlarca kapısı ve onlarca anahtarı var. Tek bir şeye odaklanıp yıllarımı feda ettim ve edecektim de. 
Bir şey artık size zarar vermeye başlamışsa belki de en iyisi onu bırakmaktır. 
"Hayallerimizi de satmadık ya!" derler ya belki birazcık hayalimi satmış gibi hissediyor olabilirim :)
Ama ben asıl hayalimin tek bir yoldan gidilemeyecek kadar büyük olduğunu biliyorum!
Şimdi sıra hayatımı yaşamada.
Son olarak, Sevgili büyük hayalim; hala kalbimdesin. Belki yollarımız ilerde kesişir :)


30 Aralık 2015 Çarşamba

Baba Candır

Şu sıralar her sorumlu Türk gencinin yaptığı gibi en dizi izlemem gereken bir dönemde yeni bir diziye sardım :)
Aslında hepiniz görmüşsünüzdür TV'de zira kendileri yazın başladı ve 20 bölümü yayınlandı bile. Ben de yazın izliyordum ama üniversiteye gelince bırakmıştım. Şimdi tekrar birinci bölümünden başladım :) 
Zaten izlediğim dizileri tekrar izleyip zaman öldürmek en büyük hobilerimden! :)


Efendim dizi bir Kore dizisinden uyarlamaymış. Zaten bu kadar büyük tesadüflerin olmasında belliydi. Kore dizisinin ismi "What Happens to My Family" imiş. Daha önce de defalarca Kore uyarlamaları gördük. Çok karşı çıkanlar da oldu ama ben doğru düzgün yapıldığı zaman destekliyordum. Orijinalini izlemediğim için karşılaştırma yapamayacağım ama ben çok sevdim iyi ki yapmışlar :) Zaten yorumlarda da tepki görmedim genel olarak sevilmiş demek ki...

Dizideki favori çiftim ise Haluk ve Ece :)
Uraz Kaygılaroğlu'nu zaten 7 Güzel Adam'dan mütevellit seviyordum bu dizide de çok sevdim. Çok komik bir karakteri canlandırıyor. 

Dizide bir de şarkıcımız var, Rüzgar. Yıllar önce O Ses Türkiye'ye katılmış. Dizide bir de klibi var çok hoşumuza gitti :P 
Onu da şöyle bırakayım;



Evet sanırım söyleyeceklerim bu kadar. Ben çok beğendim diziyi. Pazar günü Trt1'de yayınlanıyor siz de izlemek isterseniz. Yeni yıla yeni bir diziyle girmek, en sevdiğim :)

Görüşemezsek;
Happy New Yearrrrrrrrrrr ^__^



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...