Biliyorsunuz ki Bir Aşk Hikayesi Kore dizisi olan Im Sorry I Love You'dan uyarlama. Ama bu yazı eleştirmek ya da çok beğendiğimi dile getirmek için yazılmış bir şey değil.
Ablam bu diziyi sürekli takip ediyor. Fanı oldu diyebilirim :) Ben de dün onunla beraber izlemiştim. İlk bölümlerini de izledim zaten.
İlk başlarda fragmanları gördüğümde ''Olmaz bu'' demiştim. Sonra izledim tabi değerlendirme yapmak için. İlk bölümleri neredeyse bire bir aynıydı hatta bizim toplumumuza değişik gelen yerleri bile değiştirmemişler. İlk altı bölümden sonra konuyu uzattılar. E olması gereken de buydu. Bizim ülkemiz sınırları içerisinde 16 bölümlük dizi mi olur ? :) İnsanlar tutulmadı da yayından kaldırıldı sanırlar :) İşte konu dışına çıkınca sevmedim ben izlemeyi bıraktım zaten ondan sonra. Sanırım olayların kemik halini değiştirmeyecekler ama bir süre uzatacaklar.
Dün 17. bölümü yayındaydı. Sonlarına doğru Misa'da hep olsun diye beklediğimiz sahne gerçekleşti :) Gönül (Korkut'un annesi) aslında çocuğunu bırakmadığını, ona oyun oynandığını falan söyledi. Yani Korkut gerçekleri öğrendi. Büyük ihtimalle çocuğun benim demeyecek ama öğrenmesi bile yeter :) Ben zaten sadece bunu söylemek için yazdım bu yazıyı kkk
Bundan sonra da izlemem sanırım çünkü Aslı'nın gelişi, Tolga'nın babasının(aslında Korkut'un) gelişi soğuttu beni. Hatta Zuhal Olcay çocuğunu bulduğunu düşünerek başka birini kızı sanıyormuş ablamın dediğine göre. İşler iyice sarpa sarıyor yani.
Ablam Misa'yı izlememekte ısrarlı bunu ayrı bir dizi olarak düşünmemi söylüyor ama ben orijinalini izlediğim için düşünemiyorum işte :) Ama ben de ısrarlıyım ona Misa'yı izleteceğim.
Yine de ben dizinin sonunu merak ediyorum, orijinaliteyi koruyup Korkut'u öldürecekler mi, yoksa (gözlemlediğim kadarıyla) seyircinin istediği gibi sonu değiştirecekler mi? O zamana kadar yayından kalkmazsa son bölümünü izlerim :)
NOT: Ama bence bu ve bunun gibi uyarlamalar Kore dizi/filmlerinin ne kadar çok tutulduğunu gösterir ve bizim bu bağlılıktan dolayı deli muamelesi görmemizi bir nebze olsun engeller :) Ve orijinallerini izlediklerinde Kore dizi sektörünün bizimkinden daha üstün olduklarını anlarlar. Bu da yayılma politikamız için iyi bir şey bence :)
31 Temmuz 2013 Çarşamba
Bazen bir şey yaparsın, ama sen de anlamazsın.
Şimdi ben az önce bulaşık yıkadım. Sonra açıktaki ekmeği gördüm. Biliyorsunuzdur büyük ihtimalle ama bilmiyorsanız da söyleyeyim ekmek açıkta kalırsa sertleşir. Poşetin içine koyarız biz. Ekmeğin sertleşeceğini bile bile orada bıraktım. Kaderiyle baş başa bıraktım da diyebiliriz bir nevi :) Hayır aslında hiç bir kötü maksatım yoktu ekmek sertleşsin diye bilerek yapmış değilim yani :) Şu an bi açıklama getirmeye çalışıyorum ama yok. Anneme de derim artık bilmem takmadım ekmeği diye :)
Az önce de ablamla konuşuyorduk, onların evinde de bardak kırılacak mı diye yere atmıştım. Evet cam bardak kırılacak mı diye yere bıraktım :) Kırıldı tabi. O an da içimden hiç bir şey geçmemişti sadece herkes şaşkın şaşkın bana bakıyordu :)
Böyle garip şeyler yapıyorum ama amacım ne bilmeden yapıyorum :)
Siz de yapıyor musunuz böyle şeyler ?
30 Temmuz 2013 Salı
Benim 1 İngilizce Öğretmenim Vardı...
Bu resim de ''Açılın, ben İngilizce öğretmeniyim'' hissi uyandırdı XD
Ben lisede ne kadar asosyal bir kişiliksem ortaokulda da o kadar popülerdim. Popüler derken hani havalı, güzel-yakışıklı, zengin... tipler olur ya onlar gibi değil ama. Popülerdim çünkü hocalarla arkadaş gibiydim hatta hocalar benim en yakın arkadaşlarımdı.... falan :D Aramızda acayip diyaloglar olurdu hala hatırladıkça şaşırıyorum. Ben miydim onları söyleyen ? Ama bende yerleri hep ayrı kalacak, asla unutmayacağım onları ve sanırım onlar da beni unutmayacak :D
Mesela ben dershanede denemedeydim, kuzenim kapıda benim sınavımın bitmesini bekliyordu. İlkokuldan ikimizin de dersine giren İngilizce öğretmenini görmüş. Hoca hemen beni sormuş kuzenim olduğunu bildiği için. Kuzenim de ''Hocam hatırladınız mı Haticeyi'' demiş. Hoca da Hatice unutulacak kız mı demiş :D Bi fırtına gibi geçtim yani okulumdan :P Mesela sizle bir kaç diyalog paylaşayım;
Hoca satranç kulübünde öğretmenmiş. Bana da kulüple ilgili bir evrak verdi aşağıya götür dedi. Ben de baktım. Sen hocanın sana verdiği kağıda ne diye bakarsın ? Sana ne demi?
Ben: Hocaam! Siz satranç kulübünde misiniz??
Hoca: Evet. Ne sandın. (her zamanki havalı)
Ben: Ama benim bildiğim kadarıyla satrancı zekiler oynar, siz nasıl oynuyorsunuz ki ? (O.o)
(Hala bunu söylediğime inanamıyorum :))
Sonra tüm sınıf benim üstüme yürümeye başladı. İşte sen haddini aştın, hocaya aptal-gerizekalı mı demeye kalkıyorsun, sen kim oluyorsun. Karşındaki bir öğretmen... Ben korktum tabi. Hemen hocanın arkasına saklandım :D Pişkinliğe bak. Hocaya laf ediyorum sonra da tekrar hocaya sığınıyorum. Biri demişti ya hani ''o bir öğretmen'' diye ben de ona cevaben ''O öğretmense ben de geleceğin öğretmeniyim'' diye el kol hareketi yapıyorum, hocanın arkasından :D Hoca ne dese beğenirsiniz ? ''Geleceğin öğretmeni ? Hmm.. Tuttum bu lafı!'' :)) Adam cidden sabırlıymış ama.
Sonraa..
Arkadaşım: Hocam çok hızlı konuşuyorsunuz, anlamıyorum.
Ben: Hocam ben de çok hızlı konuşurum iyi anlaşacağız biz. (yağcılığa gel)
Hoca: Zaten zekilerle aptallar iyi anlaşırlarmış.
Ben: Hocaam ??
Hoca: Nee ?
Ben: Hocam kusura bakmayın ama oradaki zeki ben oluyorum.
Hoca: Ben zaten sana zeki değilsin demedim ki.. Yarası olan gocunur.
Ben:...
Hoca:... (Burada hoca her zamanki gibi kendini över)
Ben: Hocam kendinizi övmede de bir numarasınız.
Hoca: Ben senden önce de bir numaraydım, senden sonra da bir numarayım.
Ben:...(oldu o zaman görüşürüz.)
Hoca: Çok konuşuyorsun, boş konuşuyorsun da iyi kızsın seviyorum seni.
Ben: Ben de sizi seviyorum hocam. Her şeye rağmen...
Hoca: Ben seni hiç bir şeye rağmen seviyorum.
Ben: The person you have called cannot be reached at the moment
İlkokul dendi mi ilk kendisi gelir aklıma :) Dikkatinizi çekerim hiç bir konuşmada da cevap verememişim :( Daha böyle bissürü diyalog var ve yine hiç birine cevap veremiyorum :) Hoca çok havalıydı ama. Yok şu kadar ülke gezdim, şu kadar dil biliyorum. Şu ülkede okudum. İngilizce öğretmenisin, bil bir zahmet!
Sadece bir yıl dersime girdi ama hayatımda unutamayacağım öğretmenler listesinde derece yapar :) Evet öyle bir listem var :P
Ama buradan hep kavga ettiğimizi, didiştiğimizi düşünmeyin. Bir keresinde tüm sınıfa karşı beni savunmuştu. Bu sözü pek onaylamasam da ''Buradaki bir öğrenci için hepinizi yakarım'' demişti. Sonra sözlülerime 100-100 verse bile 5 düşmüyordu İngilizce. O da yazılı notlarımı yükseltmiş :) Bana kendi söylemedi hatta. Arkadaşım söyledi.
Arkadaşım: Bak hoca yazılı notlarını yükseltmiş, 5 düşsün diye. (ki yapmayacağı bir şey)
Ben: Hocam, yazılı notlarımı yükseltmişsiniz ?
Hoca: Evet, yükselttim. Yükseltmese miydim ?
Ve gıcık öğrenci ''Yükseltmeseniz de olurdu.'' diyerek arkasını dönüp giderken altta kalmak istemeyen öğretmen ''Kıza bak ya notlarını yükseltiyoruz, yine yaranamıyoruz'' diyerek sitemlerini bildiriyordu :p
Neyse, hocama buradan sevgilerimi ve hürmetlerimi gönderiyorum. Bunu duysa gözleri yaşarırdı ya neyse :) Ya da dalga geçerdi bilemedim şimdi :D
Bu resim de hocam için gelsin :)
26 Temmuz 2013 Cuma
Hayır ağlamıyorum gözüme ÖSYM kaçtı. :(
Başlıktan da tahmin edebileceğiniz gibi bugün tercih sonuçları açıklandı. Ben tercih yapmamıştım beni ne ilgilendiriyor değil mi? Öyle olmuyor işte. Arkadaşların Facebookta üniversitelerini güncellemeleri zoruna gidiyor insanın. Yani aklımdan ikinci tercihi yapıp bi yere gitmek bile geçti ama birinci tercihi yapmayıp ikinciyi yapmak salaklıktır bence. Twitter'dan takip eden varsa zaten görmüştür, bütün gece bu konu hakkında konuştum :) İnsanlar demiştir üniversite kazansaydı ne kadar konuşurdu acaba diye :))
Dün ablam evde yoktu bizimkiler de erkenden yattı ben de namazımı kılıp yatacaktım ama Ramazan boyunca sahura kadar yatmadığım için uykumun gelmeyeceğini de biliyordum :) O yüzden uykum gelene kadar kitap okurum sonra da yatarım diye düşündüm. Ama sonra aklımda bissürü fikir belirdi. Biraz kaba olacak ama şu sıralar bir bloga dadandım :) (Spot Işığını Arayan Kız) Onun geçmiş yazılarını okuyorum yaşadıklarımız biraz benziyor da :) Onu okumak geldi aklıma işte sonra bayram yaklaşıyor biraz elbise bakayım dedim :) Sonra da bi Twittera girdim öğrendim ki sonuçlar açıklanmış. Hani kitap okuyup yatacaktın? İşte bu saate kadar ayaktayım :) Bugün de dershaneye yazılacağız, dershanelerdeki o uzuun imza atma evresini bilir misiniz? İşte o kısımda uyumayı düşünüyorum da XD
Bu arada dershane demişken geçen yazımda isim vermeyeyim demiştim ama o sırada Zirve'ye yazılmayı düşünüyordum şimdi karar değiştirdim Final'e yazılacağım. Geçen sene de FEM'e gitmiştim ondan önce Final ve Zirve :) 3 büyükleri dolaşmışım yani :D Bazen diyorum ben kendimin kızı olsam (hı?) dershaneye falan göndermem :) Hayır prensip olarak kullanmıyorum dershaneyi ama adı gidiyor oluyoruz :D Neyse işte ben baya dağıtıyorum konuyu bugün :p Sizce hangisine gideyim diyecektim. Tabii şehirden şehire değişir. Onun için boşverin siz çünkü ben bu dünyadaki aklını karıştırabileceğiniz en kolay insanım :) Aslında sorun bende değil. Benim burcum yay yani çok kararsız, yükselenim terazi yani çok kararlı :D Dengesiz bi şey olmuşum ben :) Ya da kararsızlıkta karar kılmışım XD
Aslında yazıyı bitirmem gerekiyor ama yazmak istiyorum :) Mesela geçen yazımda bahsetmiştim ''Yeşil Yol''. Onu izledim dün, çok güzeldi ve de ağladım :) Beni ağlatmak kolay değildir yani onun için söylüyorum :) Bir de en kısa sürede gelmiş geçmiş en iyi film kabul edilen ''Esaretin Bedeli''ni izlemek istiyorum. Yazıyorum çünkü yorumlar beni etkiliyor, geçen yazımda yorumlardan sonra izlemiştim zaten Yeşil Yolu da...
Artık bugün dershaneye yazılırsak yeni kitaplarım gelir ve tatilim biter :) Yeni bir setle çalışmaya başlamak istemiştim, bana şans dileyin de güzelce çalışayım :) Çünkü hayatımda hiç olmadığım kadar ciddiyim Ayşe'nin de dediği gibi 12 ay sonra bugün ben de üniversiteli olacağım (inşallah) :) Zaten yazacak konu bulamıyorum bir sonraki yazımda bir sürpriz olmazsa ders çalışmaktan bıkmış öğrenci modunda burada olurum :)
O zamaan şimdi annemi uyandırıp namaz kılma vakti ;)
NOT: Bu da postun resmi olsun ^^
Dün ablam evde yoktu bizimkiler de erkenden yattı ben de namazımı kılıp yatacaktım ama Ramazan boyunca sahura kadar yatmadığım için uykumun gelmeyeceğini de biliyordum :) O yüzden uykum gelene kadar kitap okurum sonra da yatarım diye düşündüm. Ama sonra aklımda bissürü fikir belirdi. Biraz kaba olacak ama şu sıralar bir bloga dadandım :) (Spot Işığını Arayan Kız) Onun geçmiş yazılarını okuyorum yaşadıklarımız biraz benziyor da :) Onu okumak geldi aklıma işte sonra bayram yaklaşıyor biraz elbise bakayım dedim :) Sonra da bi Twittera girdim öğrendim ki sonuçlar açıklanmış. Hani kitap okuyup yatacaktın? İşte bu saate kadar ayaktayım :) Bugün de dershaneye yazılacağız, dershanelerdeki o uzuun imza atma evresini bilir misiniz? İşte o kısımda uyumayı düşünüyorum da XD
Bu arada dershane demişken geçen yazımda isim vermeyeyim demiştim ama o sırada Zirve'ye yazılmayı düşünüyordum şimdi karar değiştirdim Final'e yazılacağım. Geçen sene de FEM'e gitmiştim ondan önce Final ve Zirve :) 3 büyükleri dolaşmışım yani :D Bazen diyorum ben kendimin kızı olsam (hı?) dershaneye falan göndermem :) Hayır prensip olarak kullanmıyorum dershaneyi ama adı gidiyor oluyoruz :D Neyse işte ben baya dağıtıyorum konuyu bugün :p Sizce hangisine gideyim diyecektim. Tabii şehirden şehire değişir. Onun için boşverin siz çünkü ben bu dünyadaki aklını karıştırabileceğiniz en kolay insanım :) Aslında sorun bende değil. Benim burcum yay yani çok kararsız, yükselenim terazi yani çok kararlı :D Dengesiz bi şey olmuşum ben :) Ya da kararsızlıkta karar kılmışım XD
Aslında yazıyı bitirmem gerekiyor ama yazmak istiyorum :) Mesela geçen yazımda bahsetmiştim ''Yeşil Yol''. Onu izledim dün, çok güzeldi ve de ağladım :) Beni ağlatmak kolay değildir yani onun için söylüyorum :) Bir de en kısa sürede gelmiş geçmiş en iyi film kabul edilen ''Esaretin Bedeli''ni izlemek istiyorum. Yazıyorum çünkü yorumlar beni etkiliyor, geçen yazımda yorumlardan sonra izlemiştim zaten Yeşil Yolu da...
Artık bugün dershaneye yazılırsak yeni kitaplarım gelir ve tatilim biter :) Yeni bir setle çalışmaya başlamak istemiştim, bana şans dileyin de güzelce çalışayım :) Çünkü hayatımda hiç olmadığım kadar ciddiyim Ayşe'nin de dediği gibi 12 ay sonra bugün ben de üniversiteli olacağım (inşallah) :) Zaten yazacak konu bulamıyorum bir sonraki yazımda bir sürpriz olmazsa ders çalışmaktan bıkmış öğrenci modunda burada olurum :)
O zamaan şimdi annemi uyandırıp namaz kılma vakti ;)
NOT: Bu da postun resmi olsun ^^
:))
24 Temmuz 2013 Çarşamba
Saçma bi' şey..
Hani yolda giderken başka bir yola dönersiniz de tam da o sırada karşınıza biri çıkar, siz yana geçersiniz karşıdaki de geçer siz diğer yana geçersiniz karşıdaki de geçer. Bir kaç kere seri şekilde tekrarlanır ve rezil olursunuz doğal olarak :D Ben anlatamadım sanırım ama siz anladınız olayı :) Bu aslında normal bir durum tabi bir insanla olunca...
Bir kedi ile değil !!!
Güler misiniz, ağlar mısınız, rezil olduğunuzu mu düşünürsünüz? Hem de kediye :)
İşte bakkala gidiyordum döndüm ve önümde kedi. Korktum tabii, kedi de korktu ama :) Çok komik bir sahneydi ya kedi resmen insan gibi 3 defa sağa sola gitti benimle. Sonra ben arkaya doğru gidince kaçtı :) Ben bakkala girdim baktım kedi bana bakıyor :) Sonra ben de bakınca rahatsız oldu sanırım bana baka baka gitti :D Eve geldim anlattım bizimkilerin yorumu şu şekilde;
Kedi şöyle düşünmüştür ''Birazcık boy farkı var ama sanırım bu da bizden''
Sana da bu şansla ancak kedi geri dönüp bakar :p
Kedi bana aynen bu şekilde bakıyordu ben bakkaldayken :)
Sizin de başınıza böyle bir olay geldi mi ? Yaşama ihtimaliniz var eğer kediden korkuyorsanız (aniden görünce).
Bir kedi ile değil !!!
Güler misiniz, ağlar mısınız, rezil olduğunuzu mu düşünürsünüz? Hem de kediye :)
İşte bakkala gidiyordum döndüm ve önümde kedi. Korktum tabii, kedi de korktu ama :) Çok komik bir sahneydi ya kedi resmen insan gibi 3 defa sağa sola gitti benimle. Sonra ben arkaya doğru gidince kaçtı :) Ben bakkala girdim baktım kedi bana bakıyor :) Sonra ben de bakınca rahatsız oldu sanırım bana baka baka gitti :D Eve geldim anlattım bizimkilerin yorumu şu şekilde;
Kedi şöyle düşünmüştür ''Birazcık boy farkı var ama sanırım bu da bizden''
Sana da bu şansla ancak kedi geri dönüp bakar :p
Sizin de başınıza böyle bir olay geldi mi ? Yaşama ihtimaliniz var eğer kediden korkuyorsanız (aniden görünce).
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



