Sayfalar

Dizi Yazıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dizi Yazıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2015 Perşembe

A Gentleman's Dignity


Uzun zaman sonra ama cidden uzun zaman sonra (birkaç yıldır) bir diziye başladım ve bitirdim :)
Normalde başlarım ama bitirmem. Yarım bıraktığım 10-15 tane dizi var herhalde ama sevmediğim için değil bu diziler böyle işte izlerken bağımlılık yapıyor bir süre izlemeyince unutuluyor :))

Bu dizi 2012'de Blogger'de en beğenilen diziydi sanırım. (2013 de olabilir)
Ben de çok beğendim. En'lerim arasına girmiştir herhalde bunu sıcağı sıcağına bilemem sonuçta :)

Dizinin ana karakterleri..
Dürüst olmak gerekirse bu çiftin olduğu sahneleri izlerken kendimi aldatılıyormuş gibi hissediyordum. Bizi televizyona bağlamak için uydurulmuş asla gerçekle ilgisi olmayan yapmacık bir çift :) 
Sevmediğimi düşünmeyin buradan zaten Kore dizilerini gerçek olmadığını bildiğimiz halde gerçek olmasını dilediğimiz bir hayal dünyası oluşturmak için izlemiyor muyuz? :D
Haha~ Ama cidden Kim Do Jin bana çok yapmacık geliyordu :/

Lee Jong Hyun
Bu adamı da biliyordum ama dikkatimi çekmemişti. Ama dizide çok dikkat çekiciydi. Bir de hep bu oluyor bir dizide görüp sevdiğiniz birinin resimlerine bakarken o dizideki çekiciliği bulamıyorsunuz :/ Bu arada ben çok isim ezberlemek için kasmam hadi bakalım bir ay sonra kendisinin ismini hatırlayabilirsem ne mutlu ona :P

Dizideki favori çiftim ise Im Mi Ar ve Yoon idi :) Ama çok az gösterdiler
Ve 24 yaşında kız 42 yaşında adam? 
Sadece dizide kalsın :)

Bunun Kim Wo Bin olduğunu şimdi öğrendiğim gerçeği... :(


Spoiler: Sonu gerçekten güzeldi. Gülümseten sonlardandı. Kore dizilerinde alışık değiliz malum :) Ya da ben uzun süredir güncel -ki en güncelim 2012 işte- bir dizi izlemediğim için son dönemde finalleri düzeltmiş olabilirler..
Bir de Colin en sonunda kıza ondan hoşlandığını söylemişti ya o sırada acaba Yoon'la olmaktansa onla olsa daha mı iyi olurdu acaba diye düşündüm. Hem yaş olarak daha uygunlardı. E biraz da realist olmak lazım :P
Bu arada Do Jin oğluna Korece bir isim bulacağını söylemişti ama onu da göremedik. Beklemiştim şahsen ben :D


NOT: O sürekli çalan duygusal İngilizce şarkıya gıcık oldum desem yeridir. Bir Kore dizisinin müziğini beğenmeyeceğimi düşünmezdim ama Korece olsaydı beğenirdim işte :)
Bir de diziyi izleyince tekrar Korece öğrenme, orada yaşama gibi ergensi hayallerim canlandı :) Ama Korece öğrenmekle ciddi düşünüyorum :)

Amaan bu diziyi herkes izledi zaten ben konuşmak için konuşuyorum :)
Siz de izlemediyseniz izlemenizi öneriririm.




31 Temmuz 2013 Çarşamba

Geç Kalan ''Bir Aşk Hikayesi'' Yorumum :)

Biliyorsunuz ki Bir Aşk Hikayesi Kore dizisi olan Im Sorry I Love You'dan uyarlama. Ama bu yazı eleştirmek ya da çok beğendiğimi dile getirmek için yazılmış bir şey değil.
Ablam bu diziyi sürekli takip ediyor. Fanı oldu diyebilirim :) Ben de dün onunla beraber izlemiştim. İlk bölümlerini de izledim zaten.
İlk başlarda fragmanları gördüğümde ''Olmaz bu'' demiştim. Sonra izledim tabi değerlendirme yapmak için. İlk bölümleri neredeyse bire bir aynıydı hatta bizim toplumumuza değişik gelen yerleri bile değiştirmemişler. İlk altı bölümden sonra konuyu uzattılar. E olması gereken de buydu. Bizim ülkemiz sınırları içerisinde 16 bölümlük dizi mi olur ? :) İnsanlar tutulmadı da yayından kaldırıldı sanırlar :) İşte konu dışına çıkınca sevmedim ben izlemeyi bıraktım zaten ondan sonra. Sanırım olayların kemik halini değiştirmeyecekler ama bir süre uzatacaklar.
Dün 17. bölümü yayındaydı. Sonlarına doğru Misa'da hep olsun diye beklediğimiz sahne gerçekleşti :) Gönül (Korkut'un annesi) aslında çocuğunu bırakmadığını, ona oyun oynandığını falan söyledi. Yani Korkut gerçekleri öğrendi. Büyük ihtimalle çocuğun benim demeyecek ama öğrenmesi bile yeter :) Ben zaten sadece bunu söylemek için yazdım bu yazıyı kkk
Bundan sonra da izlemem sanırım çünkü Aslı'nın gelişi, Tolga'nın babasının(aslında Korkut'un) gelişi soğuttu beni. Hatta Zuhal Olcay çocuğunu bulduğunu düşünerek başka birini kızı sanıyormuş ablamın dediğine göre. İşler iyice sarpa sarıyor yani.
Ablam Misa'yı izlememekte ısrarlı bunu ayrı bir dizi olarak düşünmemi söylüyor ama ben orijinalini izlediğim için düşünemiyorum işte :) Ama ben de ısrarlıyım ona Misa'yı izleteceğim.
Yine de ben dizinin sonunu merak ediyorum, orijinaliteyi koruyup Korkut'u öldürecekler mi, yoksa (gözlemlediğim kadarıyla) seyircinin istediği gibi sonu değiştirecekler mi? O zamana  kadar yayından kalkmazsa son bölümünü izlerim :)

NOT: Ama bence bu ve bunun gibi uyarlamalar Kore dizi/filmlerinin ne kadar çok tutulduğunu gösterir ve bizim bu bağlılıktan dolayı deli muamelesi görmemizi bir nebze olsun engeller :) Ve orijinallerini izlediklerinde Kore dizi sektörünün bizimkinden daha üstün olduklarını anlarlar. Bu da yayılma politikamız için iyi bir şey bence :)

17 Haziran 2013 Pazartesi

I'm busy about Birdie Buddy !!


Aslında başlık birazcık kafiyeli oldu diye öyle oldu.Tüm vaktimi Birdie Buddy ile geçirmiyorum :) Sadece şu sıralar arada izlediğim dizi olur kendileri.Zaten benim gibi birinin full time dizi izleme lüksü yok değil mi? :) 11. bölümündeyim şu an bu diziyi de sevdim bana God of Study'yi hatırlattı biraz.Konusu bakımından değil tabii ama çok fazla ön plana çıkmayan bir aşk (şu ana kadar), aynı tiplemeli ve kendi sistemleriyle eğitim veren öğretmenler, farklı konularda da olsa bir eğitim süreci... Ben böyle yapımları izlemeyi daha çok seviyorum en azından bir şeyler öğreniyoruz :) Bu diziden sonra da acayip spora merak saldım ama öyle bi kaç km koşayım, jimnastik hareketleri yapayım gibisinden değil baya profesyonel olmak gibi :) Ama golf dalında değil çünkü filmin aksine Türkiye sınırları içinde golfün zengin sporu olduğunu düşünüyorum hala :) Çünkü ülkemizde fazla oynanan bir spor değil hele benim şehrimde bi golf sahası bile yoktur varsa da bilmiyorum :)
Ben de tam o sırada oynanan tenis maçlarıyla tenise taktım kafayı :) Zaten Playfull Kiss'i izlerken de tenis öğrenmek istemiştim hadi bakalım şu sınav sonuçları bi açıklansın ona göre bu isteklerimi bir yıl daha erteleyebilirim sanırım.
Bu arada dizinin sonunda kötü bir şey oluyormuş sanırım korka korka izliyorum desem yeridir :)

İkinci bir bu arada 3 sınava girdim kaldı 2 aslında şu an ders çalışıyor olmam lazımdı çünkü Matematik çok iyi geçmedi onun için Edebiyat ve Coğrafya çok iyi geçmeli.Çok ilgilendirmese de Sosyal ve Dil de iyi geçmedi zaten Dilden çok bi şey yapabileceğimi düşünmüyordum ama Sosyal daha iyi geçer sanıyordum neyse önemli değil onlar benim alanım değil.Biraz bencilce olacak ama tek olumlu yanı kimsenin Matematik sınavının iyi geçmemesi sıralama açısından.A bir iyi yanı daha var tanesine 25'er lira verdiğimiz kırtasiye kutusu :) Şimdi resmini çekmeye erindim ama görmeniz için Google'dan alayım bir tane ;


İşte böyle bi şey en çok da silgilerin Faber Castell olmasını sevdim evde her yer bu silgilerle dolu :) Bu arada bir çağrıda da ben bulunayım ÖSYM'ye.Bu peçeteler yetmezz !!! Hele benim gibi 9 ay grip olan bir insanın kabuslarına girer.Tamam 26 lira verelim (eziklik diz boyu) ama çoğaltın şunları.Neyse ki ben YGS'de de bu sınavlarda da grip değildim :) Ama dün biraz boğazım ağrıyordu lütfen korktuğum başıma gelmesin :( 

Son olarak inşallah pazar günkü sınavım iyi geçer de kurtulurum şu sınavlardan.Aslında cumartesi de gireceğim ama onu adamdan saymıyorum :) Neyse bana şans dileyin :)

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Yağmurdan Kaçarken Carlos Martin


Dizinin 7. bölümü ekranlarda. Ve bizde takip ediyoruz ki bence Carlos için bile izleyebilirsiniz :)
Ama dizi hakkında iyi şeyler düşünmüyorum Ayça Çok Güzel Hareketler Bunlar'da daha güzel oynuyordu bence buradaki oyunculuğunu gerçekten beğenmedim hatta hayal kırıklığına uğradım.O üzülme ağlama sahnelerinde direkt Küçük Emrah'a bağlıyor.İlerledikçe düzeleceğini düşünüyorum ama :) Sonra olaylar bazen saçma oluyor ve inandırıcılığını kaybediyor.Ha bir de Carlos'un seslendirmesi var... Olmasa daha mı iyi olurdu diyorum ama bir Hürrem vakası daha kaldırabilir miyiz diye düşününce buna da şükür.Ama bu ders olsun bi daha Biscolata reklamlarında oynayanlara Türkçe öğretsinler çünkü onlarla işimiz bitmedi :) Böyle deyince de sapık gibi oldum ama amacım dizi sektörü gelişsin :P

Madem diziyi kaliteli bulmuyorum o zaman neden izliyorum ?
Ders çalışmaktan iyidir XD Her akşam izleniyor kardeşim bu televizyon e bu dizi de eğlenceli, Ayça var sonra Carlos var :) Ayrıca Lidya ve arkadaşları moda tasarımcısı oldukları için kıyafetleri de ilgimi çekiyor.


Gördüğünüz gibi Ayça Hanım da baya güzelleşmiş :)














                                                Son olarak dizideki favori karakterim...

Evet bildiniz kısa olan ^^

Siz izlediniz/sevdiniz mi?

6 Eylül 2012 Perşembe

Playfull Kiss
















Yakışıklılık+Gıcıklık+Zeka+Azıcık merhamet+burnu havadalık = Baeng Seung Jo (Hyun Joong)
Şirinlik+sakarlık+kararlılık+aşk = Oh Ha Ni (Jung So Min)
Oh Ha Ni + Baeng Seung Jo = Playfull Kiss

Dikkat! Spoiler içerir :)

Dizide bu iki karakter etrafında oluşan olayları izliyoruz. Kızımız dizinin başından sonuna kadar oğlanımızın peşinden koşuyor. Bazen bu kadarı da olmaz demedim değil. Biri sana karşılık vermiyorsa neden bu kadar ısrar edersin. Tabii kaderin de etkisi var diyebiliriz:) Ama işe yaradı sonunda yakışıklı prensimiz de kül kedisine aşık oldu. Bunu hiç görmedik ama arada hissettirdi. Ve sonuçta onunla evlendi biraz zorlama oldu ama sevmese evlenmezdi herhalde. Arada romantik sahnelerde vardı ama o kadar azdı ki. Ya bu kadar da odun olunur mu? Ama o yağmur altındaki sahneyi ve Seung Jo'nun konuşmasını çok sevmiştim:) Belki de en güzel sahneydi. Tabii düğünü de unutmamak lazım.


Bunlar da yan karakterler Baeng Seung Jo duygusuzun tekiydi. Bu kız da onun kız versiyonu. Baeng Seung Jo sevmese de bir süre bu kızla sevgili olmak zorunda kalıyordu. Ben bu çifti daha çok yakıştırıyorum aslında ama sonuçta bu bir Kore dizisi ve güzel kıza karşı çirkin ama şirin kız galip gelecek:)
Yandaki erkek de bu kıza aşıktı. Değişik bir tipti. Tenis oynarken izlemeniz gerekir:) Ama sonunda bunların birleşmesine sevindim. Bir de Ha ni'mizi seven biri vardı saf bir şeydi ama ona da gıcık olmuştum dizide. Zorla güzellik olur mu? İstemiyor işte kız seni. Ben de koymadım onun resmini...

(Baeng Seung Jo'nun annesi) :

Bu kadına hayran kaldım. Çok hayat dolu, şeker, çocuk gibi biri ve çok genç azıcık makyaj yapın oğluyla sevgili gibi bile gözükebilir. Ve kocası... Hiç yakışmıyorlar. Tipik şişman Kore erkeği. O da çok şirin ama yakışmıyorlar...










Ve diziden sahneler;

 Burada her zamanki kızımız oğlanımızın arkasından gidiyordu.Baeng Seung Jo da hiç durmadan gidiyordu. Bir anda durunca da kız arkadan çarptı. Çok gülmüştüm.
Bir de replik ''Senin ergenlikten sonra büyümen durdu mu?''
 Burada da tam hatırlamıyorum ama Oh Ha Ni ile diğer çocuğu yan yana görmüştü. Bakıştan anlamışsınızdır ne kadar kıskandığını:)

Burada önemli bir şey yoktu sadece kitap okuyordu. Ama bu resmi koymasam olmazdı değil mi? Bir insan kitap okurken nasıl bu kadar karizma olur diye merak etmişler ve sonuç...





Ve son olarak düğün sahnesi. İnsan babasında utanır değil mi? Aniden öptü çocuğu. Ama Baeng Seung Jo da kızardı. Tersi olması gerekmiyor muydu?
:)






Reklam da vermişim.O zaman Koreanturk.com dan izleyebilirsiniz;)

5 Eylül 2012 Çarşamba

GOD OF STUDY


Favori dizilerimden biridir God of study. İsimden de anlayacağınız gibi öğrencileri konu alan bir dizi. Aslında ben bu diziyi çok önce izledim, neredeyse her diziyi bulunduran Türkiye'deki Kore sitelerinde bulunmuyordu. Özellikle böyle bir dizi aradım. Ben seviyorum okul hayatını konu alan dizileri hem çalışma isteği falan da oluyor ama hemen geçiyor:) Her Kore dizisinde olan aşk bu sefer ön planda tutulmamış. Tabi ki var ama asıl konu hepimizin hayatında hep var olan ''sınav''...

Olay bu 5 öğrenci ve  bir avukat arasında geçiyor. Başrol sayılabilecek avukatımız idealist birisi. Tabi ki bu özelliğiyle de çok kazanamayan bir avukat. Kendinin eski okulu hatta lanetlediği okulu ile yolları bu noktada kesişiyor. Arkadaşı ona bir İŞ getiriyor. Çöp okul denen, öğrencilerinin başarısız ve mahallelinin rahatsız olduğu bu okulu kurtarma işi. Beş öğrenciyi Kore'nin en iyi üniversitesine sokarak okulu kurtaracağını söylüyor. Tabi hiç kimse katılmak istemiyor ama adam resimde gördüğünüz 5 öğrenciyi çeşitli yollarla sınıfa girmeye ikna ediyor. Dizi öğrencilerin çalışma sürecini anlatıyor.

Dikkat: Spoiler içerir!

Kim Su-Ro (Kang Suk Ho rolüyle) :




Avukat rolünü canlandıran aktör. Öyle güzel oynadı ki rolünü beni bile inanırdı. Sert bir tavrı vardı ama içinden onları sevdiğini hissedebiliyordunuz. Çok yakışıklı sayılmasa da duruşuyla bir karizması vardı ama dizinin en sonundaki 32 dişini göstererek gülüşü bitirdi beni. En son yapılır mı bu:)








Yoo Seung Ho (Hwang Baek Hyun rolüyle) :




Bu da asıl oğlanımız. Her dizide olduğu gibi aşk üçgenlerinin, dörtgenlerinin bir parçası. Dizideki karakteri iyiydi bence. Çok fazla kavga ettiğini görmedik ama korkulan bir tipti. Serseri diyemeyiz ama duruşu falan ilgi çekiyordu. Babaannesine bağlılığı da tam örnek çocuk hareketi falan :) Çok mu övdüm? :) Bir de hangi kızı seçtiği belli olaydı...









Go Ah Sung (Gil Pul Ip rolüyle) :

Tamam anladık dizilerde baş kızınızı çirkin sayılabilecek kızlardan seçiyorsunuz ama bu biraz fazla olmamış mı? Kızın oyunculuğu güzel ama Na Hyung Jung gibi şirin bir kız varken Gil Pul Ip tercih edilmez diye düşünüyorum biraz da gerçekçi olmak lazım. Ama dizide canlandırdığı karakterde annesi onu terk etmesine rağmen onu araması taktire şayandı. Güçlü bir kız...




Park Ji Yeon ( Na Hyun Jung rolüyle) :


Kokoş tavrıyla, şirin aksesuarlarıyla kendini sevdiren biri. Ama şu sürekli ''kocacığım kocacığım'' demesine gıcık olmadım değil. Bir de dizinin sonlarına doğru aile meseleleri, gizemli bir geçmiş girdi işin içine tam olarak açıklık getirmediler konuya aklımda kaldı. Bazen durup dururken bu kızın hikayesini merak ediyorum:)
Şimdi biraz empati yapalım; en yakın arkadaşım dediğiniz biri var ve bir de sevdiğiniz biri. Tamam çocuk doğrudan seviyorum demedi hiç ama reddetmedi de. Hem de hissedip arkadaşınıza soruyorsunuz ''Ona karşı  hislerin var mı?'' diye aldığınız cevap ''yok'' sonra da sevdiğiniz çocuğu arkadaşınızı öpmek üzereyken görüyorsunuz. Tamam Pul Ip devamında kendini öpmesine izin vermedi ama sizin gördüğünüz buydu. Türk filmine dönmüş burası:) Benim tepkim bu kadar yumuşak olmazdı.


Daha çok karakter vardı ama tanıtması uzun sürer. Dizideki göze batan aşk üçgeni buydu aslında dörtgen demeliyim asıl kızımızı biri daha seviyordu ama söylemedi bile ben de buraya koymadım.

Gelelim eleştirilere; sonunu pek beğenmedim. Baek hyun hangi kızı seçti belli değil. Chan Do da kıza onu sevdiğini söylemedi. Ayrıca Avukat da ne müdürü ne öğretmeni seçti. Tercihim müdürden yana olsa da birini seçse iyi olurdu. Hyun Jung da üniversite kazanamadı :(
Neyse bir de izledikten sonra karar verirsiniz ;)


3 Eylül 2012 Pazartesi

İLK POST : Kore İle Tanışmam ve Dae Jang Geum

Başlıkta okuduğunuz gibi bu ilk postum. Kendime hoş geldin diyerek başlıyorum sözüme. Her insanın hayatında vazgeçemediği şeyler vardır. Benim vazgeçilmezim Güney Kore. Dizileri, şarkıları, yaşayış biçimi, sanatçıları...Çok merak ettiğim ve araştırdıkça sevdiğim, bağlandığım bir ülke. Hayallerimde bayrağı Kore'ye gitmek çekiyor. Anladık seviyorsun dediğinizi duyar gibiyim ama daha çok duyacaksınız bunları benden. Bu arada yanlış anlaşılmasın güzel ülkem Türkiye'm. Türkiyeyi sevmediğimden ya da daha az sevdiğimden değil iyi ki Türküm iyi ki bu topraklarda doğmuşum. Ayrıca Kore'ye bir takıntım, saplantım da yok. Sadece seviyorum ve bir Asya ülkesi olarak yaşayış tarzlarını merak ediyorum. O zaman şimdi nasıl başladı bu sevda? İlk izlediğim Kore dizisini tanıtacağım size ''Saraydaki Mücevher (Dae Jang Geum)''. Bir diziyle bu kadar bağlanılır mı bir ülkeye? Bağlanılıyormuş. Tabii ki diziyi izledim ''aa bu dizi harika hemen Kore fanı olmalıyım'' demedim. Çok küçüktüm aslında. Sadece sevmiştim diziyi. Sorsanız şu an yaptıklarında sinir olduğum şeyi yapardım. Kore dizisi olduğunu bile bilmez Çin ya da Japon derdim. Ama çocukluk zamanlarındaydı siz benim yaptığımı yapmayın Koreliyi Çinliyi ayırt edin Kore fanlarını kızdırmayın:) Neyse efendim biz devam edelim. Tabii herkes gibi büyüdük İnternet yaygınlaştı bize de araştırma imkanı doğdu. Daha fazla bilgi, daha fazla dizi-film, müzik... derken sevdik işte bu güzel ülkeyi. İlk kez bir Koreli ile konuştuğumda nasıl heyecanlanmıştım anlatamam. Tabii ilk konuştuğum yabancı olmasının da payı olabilir. O zaman beni Kore ile tanıştıran diziyi bi kaç resimle anlatmaya başlayayım.



Size filmin uzun uzun tanıtımını yapmayı planlamıyorum. Türkiye'de çoğu kişi izlemiştir izlemese bile adını sanını duymuş, konusunu biliyordur TRT1 sağ olsun. Zaten asıl bizi Kore ile tanıştıran yayın organıdır kendileri. Şimdi bunun saçma ve anlamsız olduğunu düşünenlerin yazıyı buraya kadar okuduğunu düşünmüyorum ama okumuşlarsa da keşke tanıştırmasaymış dediklerini duyar gibiyim. Onlara hak veriyorum hiç bir bilgim olmasaydı bir ülkeyi bu derece seven bir insana karşı ben de aynı şeyleri söyleyebilirdim. Ama kızmayın bize seviyoruz işte:) Neyse ben gene saptım konudan. Dönelim diziye. 54 bölümlük bir tarih dizisidir kendileri.Yani uzun bir dizidir. Sezonlarca süren Türk ve Amerikan dizileriyle kıyaslanınca değil tabii ki. Kore'ye göre öyledir. İzleyenler bilir diziler kısa olur Kore'de.(Arkadaşlarıma söylemeyin bunu 2 günde bir dizi bitirdim dediğimde ''wow bütün diziyi mi 2 günde mi? gibi tepkileri hoşuma gidiyor.) Tarih dizisi demiştik kıyafetlerden de anlayabileceğiniz gibi ''Hanbok'' deniyor bu kıyafetlere. Kore'nin geleneksel kıyafetleridir. Bir gün nasip olursa giymeyi isterim. Dizinin baş kahramanı ingilizce olarak da diziye ismini veren Dae Jang Geum'dur. Dizi biraz eskilerden kızımızın çocukluğuna, saraya girişine ve sonra gelişen olaylara dayanır. Oh her şey bitti mutlu son dedikten sonra sizi telaşlandıran ve şüpheye düşüren sonra yine mutlu son dedirtip yüzünüzde saçma bir gülümsemeyle biten dizilerdendir. Tarih dizisi sevmeyenlerin gözünü korkutmasın farklı saç ve kıyafet yapıları bence herkes tarafından izlenebilir bu dizi.

Resimlerle devam edelim;



Bu kadın. Oyunculuğu çok iyi, çok güzel ve dizide canlandırdığı karakterle kalbimi çalmış kendini bana idol yapmış biridir.(Biraz da ona benzediğimi düşünüyorum). Hatta son resmi facebookta arkadaşım ben sanmış tabii küçük halini:) Başka bir dizisini de izlemişliğim yoktur. Kore dizilerini seviyorum ama öyle uzun bir arşivim yoktur. Ne yapim öğrenciyim ben. Ama geçen yıldı sanırım bir iş adamıyla para için evlendiğini duymuştum. Tabii bir magazin sitesinde falan değil öyle bir şey yazmıyorsa Kore fanlarını başımıza sarmayalım. Bizzat Koreli bir arkadaşımdan duymuştum. Çamur atmış da olabilir. Başka bir zaman derin bir araştırmayla bu konuda magazin postu hazırlayabilirim.



Bu adam. İzlerken gözümü alamamıştım. Türk filmi olsa bu adamdan da bir aile dramı beklerdim. Hayatıyla ilgili pek bir şey yoktu dizide. Her bölümde sürekli gözükmesine rağmen konuk oyuncu gibi bir şeydi.

Bu ablamız otoriter ama bir o kadar merhametli tavrıyla sevdirmiştir kendisini. Yine başka bir dizi-filmini izlemişliğim yoktur. Ama ölüm sahnesi ben çok duygulandırmıştı. :(


Bu fotoğraflara baktığımızda Lee Young Ae'nin yaşı ortaya çıkabilir. Baya eski gibiler çünkü ama fark ettiyseniz ilerleyen tek şey rakamlar. O hala çok güzel.

Son olarak bu resmi koyuyorum. Uzun süredir bilgisayarımda. Başka bir dizi-film'e ait olabilir. Ya da olmayabilir. Bilen varsa beni bilgilendirsin lütfen.
İlk yazım biraz uzun oldu(biraz mı?) ama daha uzunlarını da yazabilirim halinize şükredin:)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...