Sayfalar

15 Haziran 2014 Pazar

Neler Oluyor Hayatta ?

Şu başlık konusunda kendimi günden güne geliştirdiğimi düşünüyorum. Gün geçmiyor ki daha az saçmalayayım :) Neyse konuyu dağıtmadan iki resim paylaşıp gideceğim müsaadenizle :)

2 Sisters' 2 dirty wallets ^^
Soru: Hangisi benim?

Geçen ilkbaharın yeni açan çiçekleriydi, yeni paylaşıyorum. :)

Annemin en az bizler kadar değer verdiği kendi mahsulleri, namı değer kırmızı biber :) 
Bu arada Maraş'ın dondurmasının yanında kırmızı biberinin de meşhur olduğunu bilmeyen yok demi? 

Kardeşimin minnak karpuzuydu bu da..Büyümedi tabi :)

Dershanenin başlarından..İlk kez çözdüğüm testte ful yapmak sevindirmişti azıcık :D

Bu da Yiğit'in birinci olduğu haftalardan biri. Şu an da Survivor izliyoruz, ailecek bağımlısıyız :)
Bu arada her daim ÜNLÜLER. :))

Bunu da aylar aylaar önce çekmiştim test çözerken. 
Paul'a armağan ediyorum :D

Bu da test çözerken dikkatimi çeken bir şiir. Çünkü bu sözlerin şarkısı vardı eskiden tanıdık gelmişti :)
Böyle şarkıları pek sevmem ama bu şarkı cidden güzeldi.

Merhabaa :))
Test çözerken ne kadar eğlendiğim oradan da görülüyor mu??

Mahmut ile Elif alınmasın ama onlar da kimmiş ki diye hemen işaretlemiştim. Cevap A tabi ki :)
Hüsrev ü Şirin diye halk hikayesi mi olur? 


Bu da uzun süre önce yaptığım bir posttu. Başlığını falan hiç değiştirmeden yayınlayacağım direkt. Kıyamıyorum silmeye yazmışım o kadar:)
Taslaklarımı bir görseniz, Blogger aleminde yazdığım ikinci yazı bile hala taslaklarda :)
Yani şu an hayatımda olan şeyler değil:)

8 Haziran 2014 Pazar

MIM again :)

Şu sıralar mimlerden gidiyorum zaten sınava kalmış bir hafta başka ne yapayım demi?
Şimdi blog alemine yeni katılmış bir arkadaşımızın başlattığı mimi yapıyorum vee D.S.K. ye çok teşekkür ediyorum :)

Sorular sorular!
  • Uzakdoğu ile nasıl tanıştınız?
Herkes gibi önce Trt 1'de bir dizi (Saraydaki Mücevher) izleyip sonra İnternet aleminde ne ki bu diye araştırmalarım sonucunda kendisiyle tanışmış bulundum.
  • İlk izlediğiniz Uzakdoğu filmi, dizisi, animesi?
İlk film; Speed Scandal'dı sanırım ama ayıptır söylemesi sadece iki tane zaten :D
Ayrıntılı bilgi için tıklayınız :)
İlk dizi; Saraydaki Mücevher demiştim..
İlk anime; Another
  • İlk yazdığınız post?
Kore'yle tanışmam ve Saraydaki Mücevher hakkında ''İLK POST'' diye başladığım yazı olur :)
http://lowerkorea.blogspot.com.tr/2012/09/ilk-postkore-ile-tansmam-ve-dae-jang.html
  • İlk yorum alan postunuz?
Hayattan Payetler'den gelmişti ilk yorumum ve o zamandan beri beni hiç yalnız bırakmadı, yorumlarını eksik etmedi :) Onu çok sevdiğimi zaten biliyordur. Hayatının en kısa sürede yoluna girmesini onun kadar istiyorum.
Post; http://lowerkorea.blogspot.com.tr/2012/10/en-buyuk-show.html
15. yazımmış bu arada :)
  • İlk beğendiğiniz aktör/aktris (oppa/unni) ?
Oppam ya da unnim yok yanda belirttiğim gibi :)
Ama ilk ilgimi çekenleri yazayım; Ji Jin Hee ve Lee Young Ae (ikisi de Saraydaki Mücevher'den)
  • İlk aldığınız mim?
Hiç başlatmadım :)
  • İlk takibe aldığınız blog?
Çok eski ya gerçekten hatırlamıyorum.
Yani hatırlıyorum ama beş seçenek var kafamda. Tek tek yazayım mı? Ben de öyle düşünmüştüm :)
  • İlk yazdığınız dizi/film postu?
Yukarıdaki post işte Saraydaki Mücevher :) 
  • İlk dinlediğiniz kpop grubu?
Super Juniooorr !! :D
  • İlk aldığınız mim?
Başlığı 'Birinci Geleneksel Mim Postu' olan;

Sorular bitmiiş :) Bol linkli bir yazı oldu sanırım :) 

PaulEfe KızıKore'ye SevgilerHanijuni ve  Ela mimlendiniz :)



7 Haziran 2014 Cumartesi

Nedir Ne Değildir Mimi :)

Deep üç tane mim yazmış ben de seçip beğenip bunu aldım :) İlk defa gördüm bu mimi.
Başlamadan önce Deep'e teşekkür edelim tabi ki :) (etmiş sayıldım mı? Bence de hayır kkk)
Teşekkürler :)

Sorular gelsin!
  • Blog açma hikayeniz nedir?
Bir eylül günü Onur Ataoğlu'nun blogunu okudum okudum sonra kendime de açtım bir tane :) Daha ne olduğunu bile bilmeden yani:) Ama herkes bir süre pek ilgilenmemiş ben istikrarla yazmıştım, ne olduğunu bilmeden :D
  • Blog isminiz nereden geliyor?
Ablamdan :)
Bu 12548. anlatışım ama bi daha anlatayım;
Ben ablama abla blogumun ismi ne olsun dedim o da 'Ne Olsun' olsun dedi.
  • Hangi mevsimi seversiniz?
Benim cevabım çok klişe ama altı üstü dört tane zaten :) İlkbahar diyorum!
Ama artık ilkbahar diye bir şey kalmadı maalesef. Bu arada Deep de sonbahar demiş. Sonbahara hiç o gözle bakmamıştım :) Artık onu dışlamayacağım :p
  • Bu mevsim size neyi çağrıştırıyor?
Balkonda yapılan kahvaltıları, cemreleri, kuşları, her yeri kaplayan çiçek kokularını, göz alabildiğine papatyaları, güneşin yüzünü gösterdiğinde içimizi kaplayan mutluluğu...
  • Kırmızı ruj mu eyeliner mı?
Kırmızı ruj :) Ama hiç tam olarak kullanamadım şaşıracaksınız ama çok dikkat çekiyor :)
  • Blog yazmak size ne kazandırdı?
Enn başta çook sevdiğim insanlar oldu. Hiç tanımadan sadece yazılarıyla birilerini ne kadar sevebileceğimi, hayranlık duyabileceğimi gösterdi. Normalde insanları seven biriyim zaten ama beğenmediğim yönleri de görmezlikten gelemiyorum. Burada herkes zaten kötü yönlerini de söyleyebiliyor ve onlar bu şekilde daha sempatik oluyor. Bana insanları tüm özellikleriyle kabullenebileceğimi gösterdi.
Daha biiir sürü var tabi ama bir de listeme yeni dizi/filmler eklettirdi :)
  • Kitap okumak mı bir şeyler yazmak mı?
Okumak.
  • Şiir mi roman mı hikaye mi?
Gerçekten seçmesi çok zor ama şiir diyeyim :)
  • En çok etkilendiğin film?
Seçemedim yine ama Felaket Bulutu olabilir ya da My Name Is Khan da olabilir ya cidden seçemedim :/
  • Hangi tür kitap/film?
Tarihi kitap-Komedi filmi
  • Öğrenci olma mı iş hayatı mı?
Kesinlikle öğrenci olmak değil ama iş hayatı da değil :) Mümkünse boş gezenin boş kalfası değilse de mecburen iş ama hafifinden ;)
  • Kitap okumak mı film izlemek mi?
Film izlerken kitap okumak :)
Kabul olmazsa da sadece kitap okumak :)
  • Klasik giyim mi spor giyim mi? 
Yerine göre her ikisi de ama genel olarak spor giyim.
  • Almaktan asla vazgeçmeyeceğiniz şey?
Kahvee :)
  • En sevdiğiniz yemek?
Mantı diyelim mantı olsun :)
  • En sevdiğiniz dizi?
Şu sıralar oynayan; Kardeş Payı.
Şehrimde çekildiği için Yedi Güzel Adam'ı da anayım :)
Gelmiş geçmiş; Im Sorry I Love You
  • Özel yeteneğin olsa bunun ne olmasını isterdin?
İnsanların ne düşündüklerini duyabilmek :) Çok çok çok isterdim.
  • Hasta olmanın en kötü yanı nedir?
Beynimin bir iple bağlanıp sıkılması.
  • Alınacak listen var mı?
Deve demiş ki; kimin yok ki?
  • İlk aldığın makyaj malzemesi?
2 adet ablam olduğu için ben pek almam ama ojedir herhalde :) Oje sayılmaz derseniz dudak balmı olduğunu düşünüyorum :/
Ben dün ne yediğimi hatırlamıyorum bana sorduğunuz soruya bakın:)

Bitmiş kii :) [bu konuşma şekli de Deep'ten geçti:)]

D.S.K. ve  F.Reyyan Saka (konusu geçen ablam olur) mimlendiniz ;)


5 Haziran 2014 Perşembe

''GARİP''ÇİLER


Evet bildiğimiz edebiyatımızın bir akımı olan Garip akımından bahsedeceğim. Ama hocanın verdiği ödev sonucu ansiklopedik bilgi arayanlar yanlış yerdesiniz. Burası blogger burada olmaz o sizi Vikipediye alalım:) ''Okumazsanız okumayın'' gibi şeyler ima etmiyorum tabi. Amaan hem ödev de neymiş ben bu zamana kadar yapmadım, bir şey olmuyor merak etmeyin:)

NOT: Bol şiirli bir edebiyat postu olacaktır ama duygulu şiirler değil, sonuçta Garip akımında bahsediyoruz;)

Garip hareketini başlatanlar;

Orhan Veli Kanık
Melih Cevdet Anday
Oktay Rifat Horozcu

Bakınız gariplik 1: Adamların baş harflerinden OMO çıkıyor:)
Omo!! Bizim Kore'ye de uydu değil mi?:)

Dediğim gibi Garip akımını açıklamayacağım, zaten adı üstünde;) Bir şiir yazayım anlarsınız :)

Ağaç
Ağaca bir taş attım;
Düşmedi taşım,
Düşmedi taşım.
Taşımı ağaç yedi;
Taşımı isterim,
Taşımı isterim!

Hah işte Garip şiiri bu:) İşte bu şiir oluyor ama garip bir şiir oluyor. Adamlar demiş ki biz istediğimiz her şeyi yazacağız ama kafiyeymiş, redifmiş... kural tanımayız. Şiir yazacağız diye estetik olmak zorunda da değiliz biz de böyle yazarız şiirimizi demişler bu çıkmış:) 

Orhan Veli bu akımın en iyisidir. İşin GARİBİ 36 yaşında ölmesine rağmen diğerlerine göre daha fazla ve güzel şiirler yazmış.Yaşasaymış neler yaparmış siz düşünün. Hocamızın anlattığına göre adam kuyuya düşüp ölmüş. Büyük ihtimalle de içkili iken ayağı kaymış.

Evet içki belki de Orhan Veli'nin ölümüne neden olsa da yöntem buymuş. Adamlar içkiliyken daha doğal, içten ve dürüst olduklarını düşünüyorlarmış ve içkiliyken yazdıkları şiirleri başyapıt sayıyorlarmış:) Ben de Garip şiirine ilgi duysam da baş yapıtımı ayık kafayla yapacağım:))
Ha bir de hipnoz yöntemi varmış. Hipnoz ettikleri kişilerin yazdığı şiirleri de çeşitli baskılardan kurtularak sadece bilinç altındakileri yansıttığını düşünerek başyapıt sayıyorlarmış yine. Mantıklı aslında düşününce herkesin üstünde çeşitli baskılar vardır ve bu baskılar nedeniyle doğal davranamayabilir ama içkili insanın ya da hipnoz edilmiş insanın tamamen doğal oldukları nereden çıktı? 

Garip hareketinden o kadar da garip olmayan bir şiir;
Anlatamıyorum
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu 
Bu derde düşmeden önce

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum

Orhan Veli

Buraya kadar olan kısmı bir yılı aşkın bir süre önce yazmıştım. Artık taslaklardan çıkarmanın vakti geldi diye düşündüm :) Bu arada yazıya hiç dokunmadım tamamen bir yıl önceki düşüncelerim o kadar emek harcamışım silmek de istemedim :)

Yine Orhan Veli'den bir şiir. Tahminleri alayım? :))

İstanbul'u Dinliyorum
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı

İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyor, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından 
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.

Orhan Veli'nin bu şiiri bize çok duygulu gelebilir ama sadece gözlerini kapatmış ve İstanbul'u dinlemiş. Sonra da bunu kağıda dökmüş. Bu kadar basit (!) :)

Kitabei Sengi Mezar
Hiç bir şeyden çekmedi dünyada 
Nasırdan çektiği kadar;
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda 
Anmazdı ama Allah'ın adını,
Günahkar da sayılmazdı.
Yazık oldu Süleyman Efendiye 

Mesele falan değildi öyle,
To be or not to be kendisi için;
Bir akşam uyudu;
Uyanmayıverdi.
Aldılar, götürdüler.
Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
Duyarlarsa öldüğünü alacaklılar
Haklarını helal ederler elbet.
Alacağına gelince...
Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.

Tüfeğini depoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matarasında dudaklarının izi;
Öyle bir rüzigar ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalması yadigar.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yazısıyla:
''Ölüm Allah'ın emri,
Ayrılık olmasaydı.''

Bu da en sevdiklerimden :) Süleyman Efendi hocasıydı yanlış hatırlamıyorsam onun ölümü üzerine yazmıştı yine yanlış hatırlamıyorsam :)

Rahatı Kaçan Ağaç
Tanıdığım bir ağaç var
Etlik bağlarına yakın
Saadetin adını bile duymamış
Tanrının işine bakın.

Geceyi gündüzü biliyor
Dört mevsim, rüzgarı, karı
Ay ışığına bayılıyor
Ama kötülemiyor karanlığı.

Ona bir kitap vereceğim
Rahatını kaçırmak için
Bir öğrenegörsün aşkı
Ağacı o vakit seyredin.

Bu da Melih Cevdet'ten...
Başlık dikkatimi çekiyor o yüzden paylaşmak istedim. Dikkat bunlar LYS'de çıkabilir ;)

Sırada Garip hareketine dair okuduğum ilk şiir olduğunu düşündüğüm şiir gelsin; (tanıma bak be!)
Ekmek ve Yıldızlar
Ekmek dizimde
Yıldızlar uzakta ta uzakta
Ekmek yiyorum yıldızlara bakarak
Öyle dalmışım ki sormayın
Bazen şaşırıp ekmek yerine
Yıldız yiyorum

Çok iyi ya! :D Keşke ben yazsaydım dediğim şiirlerdendir.
Bu arada Oktay Rifat'ın olduğunu bilmiyordum ya da unutmuş olmalıyım. Ondan da şiir paylaşmamıştım iyi oldu :)

Son olarak gruba ithafen...

Fotoğraf
Dört kişi parkta çektirmişiz,
Ben, Orhan, Oktay, bir de Şinasi...
Anlaşılan sonbahar
Kimimiz paltolu, kimimiz ceketli
Yapraksız arkamızdaki ağaçlar...
Babası daha ölmemiş Oktay'ın,
Ben bıyıksızım,
Orhan, Süleyman Efendiyi tanımamış.

Ama ben hiç böyle mahzun olmadım;
Ölümü hatırlatan ne var bu resimde?
Oysa hayattayız hepimiz.

Edebiyatımızda ilk aykırı akımın doğmasına vesile olan üç şaire (!) saygılar...


1 Haziran 2014 Pazar

Google bana yönlendirmişse bir bildiği vardır.

Artık başlıklarım hakkında kendim bile yorum yapmak istemiyorum. Alıştık demi? Teşekkürler.
Neyse şoku atlattıysak asıl konuya gelelim. Hani şu Google aramalarından yapılan postlar var ya bu da onlardan. Aslında daha önce de yapmak istemiştim ama bloguma bir şekilde gelmiş insanların ne yazdıklarını bu şekilde buraya yazmak doğru gelmemişti silmiştim yazıyı. Ama sonra da amaan nereden görecekler hem bu kadar ince davranmanın ne alemi var hem alınmazlar ki zaten, zaten sadece kötü şeyler yazmayacağım diyerekten kendimi avutuyorum ama o kişilerden de özür dileyerek başlamak istiyorum :)

endonezyaca aşk sözleri: Evet Endonezya dilinde bildiğim kelimeleri yazdığım bir yazı yazmıştım ama bu aramalardan ne kadar çok geliyor bir bilseniz :) Sanırsınız ki Türkiye olarak Endonezya ile aşk yaşıyoruz :) Bunu yoğun istek kabul edip Facebook'taki Endonezyalı arkadaştan aşk sözlerini de öğrenip yazsam mı?:P

Not: İyi fikirmiş ama

çook güzel yazılı sözler: Çok değil çook güzel yazılı sözler arıyorum! :)

oje ygs: ???? YGS'ye ojeyle girilir mi diye sormak istedi acaba :) Bence girilir :D Ama ne olur olmaz bi de aseton alın ya da hiç sürmeyin :) Ben de çıkartayım bari :P 
Aslında YGS yazılı nail artlardan da bahsetmiş olabiliir, çok yaratıcı :)
(Buradan yazıyı ne zaman yazmaya başladığım hakkında fikir edinebilirsiniz.)

manyak kilo verme hıkayeleri: Öyle bir şey yok! Varsa da o hikayenin sonu mutsuz biter :(
Zaten arkadaşın buraya kilo verme kısmı için değil de diğer kısmı için uğradığını düşünüyorum :)

kedi tesbih çay: Bu arkadaşı örnek olsun diye koyuyorum:) İşte bir Google araması böyle olmalı, net!
Aradığını da bulmuş zaten:)
Yukarıdaki de Rize kedisi bu arada:) Ama diğer şehirler için değil K.Maraş içim koymuştum sadece.

endonezyada v ile başlayan kelime: Ooo çok derin bir kuyuya düşmüşsün arkadaşım sen:)

nasip: Nasip... 
(Bunu YGS için söylediğime eminim)

mutluluğun formulunu buldum facebook: 
Facebook'tan cevap: Bana da söyle kanka:)

mutluluk formülü neymiş?: Benim blogumda mutluluğun formülü mü yazılı? :@
Evet yazılı :) 
Ama Google'dan bir şey aratırken soru işareti koymamıştım hiç:) Siz yaptınız mı pekii? İtiraf edin!

loverk: Ayy işte en sevdiğim arama da bu oldu, biri benim adımı yazıp aratmış *_* 
Belki beni aramayı planlamadı ama şimdilik bu ihtimali düşünmek istemiyorum, çekilebilirsiniz :))

senin olmayan birini kıskanmak: Direkt böyle bir şey yazmamışımdır bloga ama Google hissetmiş olacak itiraf ediyorum aynı şeyi yaşamışız. 
Çok kötü bir şey, bilirim :/

hobim uyumak fobim uyumak diye bir söz vardı neydi o ? Facebook sözleri: Hayatım uyumak diyosun yani..hmm... 
Ama bilmiyorum valla o sözü bilen beni de aydınlatsın :) 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...